Belediye Buduyor, Ağaçlar Kuruyor!

.

Sâdece bugüne mahsus değil, ancak her nedense yıllardan beri belediye park ve bahçeler ekiplerinin budadığı ağaçlar kuruyor. Karatay Müzesi’nin önündeki yaklaşık 50 yıllık, İstasyon Caddesi ile Şirin Hanım çeşmesine kadar olan bölümde ve şehrin ana arterlerin değişik bölümlerinde yer alan 40 yıllık ağaçlardan bir hayli kuruyanlar oldu. Nasıl kurumasın ki; bazıları yarı belinden, bir kısmı da bacak kalınlığındaki ana dalları kesildiği için baharda yeşeren 2-3 ince sürgün bir süre boy verdikten sonra ne yazık ki yeteri kadar kökünden beslenemediğinden olacak kurudu ve kolu budağı budanan ağaç gövdesi ibret abidesi gibi kalakaldı. Sâdece bunlar mı? Orduevi ile Selçuklu Köşk kalıntısı arasında yer alan yıllanmış akasya ağaçlarından geçen yıl kuruyan kaç tanesinin kesildiği kaldırım üzerindeki köklerinden kolayca anlaşılabilir. Ben hemen her geçişimde içim burkularak kesilmiş olan 40-50 yıllık 5-6 ağacın kökünü sayar dururum.

1989’dan önce Ahmet Öksüz’ün Belediye Başkanlığı döneminde yeni Meram yolu çift şeritli olarak düzenlenirken askeri birliklerin önünde sıralanan ağaçlardan da 150 kadarı kıyıma uğramıştı.1989’da Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Halil Ürün’ün görevi sırasında Fuar zemininin havuzlar, yeşil alanlar ve binalar dışında kalan büyük bölümü taş ve betonla kaplı olduğu için su ihtiyacını temin edemeyen yıllar önce dikilmiş, altını gölgeleyen ağaç birer birer kurumaya başlamıştı. Bir defasında Belediye İşhanı’ndaki Merhaba gazetesini ziyaret eden Ürün’e, Fuara bakan pencereden kuruyan 10 kadar çam ve çeşitli ağacı göstermiş, “Kuruyanların yerine yenilerini dikeceğiz” diyen Başkana, “onların 40 yaşına girdiğini göremem. Çünkü; o zamana kadar ben ölmüş olurum” demiştim.

Yıllar önce sabah gazeteye gelirken MİT Bölge Başkanlığı’nın önündeki göğe yükselen 50-60 yıllık, 60- 70 cm. çapındaki ağaçların belediye işçileri tarafından köklerinden kesildiğini görünce zamanın Park-Bahçeler Müdürü Erdem Erdem’e telefonla kavakların kesilmelerinin sebebini sormuş, “çürük oldukları için” cevabını almıştım. Ancak, kavakların kesilen köklerinde çürük görüntüsü olmadığını bildirince, konuşmamızın ilerleyen bölümünde, “MİT Başkanı Belediye Başkanımız Ürün’e telefon ederek kesilmesini istemiş, biz de kestik” demek zorunda kalmıştı. Yılların fuarı çevre duvarı yıkılıp, yolu genişleterek otobüs durakları buraya taşınınca fuar olmaktan çıkarılırken, onlarca ağaç budama görüntüsü vermek için önce gövdesi yarıdan, sonra da kökünden kesilerek karaltısı kaldırılmıştı.

Merhum başöğretmen Sıraç Aydın Taşbaş, bir zamanlar Yeni Konya gazetesi’nde “Yazdım da ne oldu?” başlıklı köşesinde şehrin çeşitli sorunlarını dile getirirdi. Yıllar önce aramızdan ayrılan çelebi yaradılışlı insan Kasım Gürçınar da yetişmiş ağaçların bilinçsizce budama sonucu kurutulmasından yakınarak, duyduğu üzüntüyü sıkça ifade ederdi. Bir gün evinden Bedesten’deki dükkânına gelirken Üçler Mezarlığı’ndan geçerken belediye işçilerinin ağaçları yanlış budadıklarını görünce “Gözleri kesiyorsunuz, ağaç tekrar sürgün vermez” diye uyarıda bulunmuş, fakat “Biz işimizi biliriz, sen işine bak amca” diye karşılık almış. Halbuki, Sarıyakup Caddesi’nde bağı vardı ve yıllardır ağaç, üzüm çubuğu ve çiçekle meşgûl olduğu için bu konuda uzmandı. Bu nedenle “Örnekleri çoğaltmak mümkün, ancak ilgililer bildiğini okumaya devam ettiği için ne faydası olacak ki” demekten başka söz bulamıyorum.

Mustafa Özkafa’nın Büyükşehir Belediye Başkanlığı sırasında genel sekreter yardımcısı görevinde bulunan, ancak Tahir Akyürek seçildikten sonra kızağa çekilenler arasına katılan Salih Sedat Ersöz, yıllar önce öğretmen iken Söylemez Konağı civarında otomobili ile manevra yaparken ince bir ağacı kırdığı için o dönemdeki rayice göre 1500 lira ceza ödemişti. Oysa, günümüzde belediyeler yılların ağaçlarını kesip, sökerek ortadan kaldırıyor, fakat kimse cereme çekmiyor. Lastik Durağından eski Pil deposuna giden yolun sağındaki askeri birliğin arazisini çevreleyen duvar içeriye alındı. Belli ki yol genişletilecek. Peki yol boyundaki onlarca koca koca ağaçlar ne olacak? Yazıya şu hususu da eklemek gerekiyor: Önceki gün gazeteye giderken bindiğim minibüs MİT Bölge Başkanlığı binasını geçip, Hocafakih altgeçidini çıkınca İhsaniye İlköğretim okulu önündeki sinyalizasyon ışığına kadar uzun bir araç kuyruğu oluşmuştu. Araçlar çok yavaş ilerliyordu. Sebebini araştırırken yolun plastik babalarla ikiye bölündüğünü, okulun önünde de yerlerde ağaç dallarının bulunduğunu gördüm. Üçlü bir geçiş sırası olduğu ve bizim geldiğimiz yönde çift sıra araç oluştuğu, bu nedenle ileride tek sıra hâline gelme zorunda kalındığı için ışığa kadar belki 10 dakikada ulaşabildik. Belediye ekipleri ağaç budaması yapıyorlardı ve trafiğin yoğun olduğu o zamanı dikkate bile almadan kesilen dalları kemâli gayretle (!) topluyorlar, sâyelerinde birileri de araç sahiplerinden ve acelesi olanlardan mutlaka övgü (!) alıyorlardı. Bu işler trafiği aksatarak yapılmaz. Ancak, o feraset nerde? Bunun adı tek kelime ile keyfiliktir.

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri