Bayramlarımıza da Kıymayalım

.

Dünyanın değişik bölgelerinde yaşayan Müslümanlar, Asr-ı Saádetten bu yana, bir yılda iki defa dinî bayram yaparlar. Biri; Ramazan Bayramı, diğeri; Kurban Bayramı. Ramazan Bayramı üç gün, Kurban Bayramı ise dört gündür. Ramazan Bayramının en belirgin özelliği; bir ay boyunca tutulan Oruç’tan sonra gelmesidir. Kurban Bayramının en belirgin özelliği ise; bayram günlerinde uygun bir hayvanın Allah için kurban edilmesidir.

Bayramların dinî hayatımızda, tarihimizde, sosyal yapımızda, dinî ve millî kültürümüzde önemli bir yeri, zamanın dilimleri arasında seçkin ve saygın bir konumu var.

Bizim dinî bayramlarımız olduğu gibi, millî bayramlarımız, eşsiz zaferlerimizin süslediği tarihî günlerimiz de vardır. Dinî ve millî günlerimiz, birlik ve beraberliğimizin teminatıdır.

Dinî bayramlarımızın özünde; Hakka yakınlık, halka yardım ve fedakârlıkta bulunma anlayışı vardır. Zaten dînî inancımıza göre; gerektiğinde Allah yolunda fedâkârlıkta bulunmak, insanlara yardım etmek olgun mümin ve iyi insan olmanın şartlarındandır.

Bilindiği üzere Peygamber Efendimiz, 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret etmiştir. Medine’ye yerleştikten ve çevreyi iyice tanıdıktan sonra Medine halkının senede iki defa şenlik yaptıklarına ve sevinç yaşadıklarına şahit olmuştur. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz, Medine halkına: “Rabbimiz, iki sevinç gününüze karşılık size, iki bayram ihsan buyurdu. Bunlar da; Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı. Bundan böyle bu iki bayram günlerinde sevinç yaşayacaksınız ve şenlik yapacaksınız.” buyurdu. O tarihten beri bayramlarımız, Peygamber Efendimizin işaret buyurduğu şekilde ve ölçüde devam ediyor ve kıyamete kadar da devam edecektir. Bayram günleri senede iki defa gelir ve gider ama çok önemli, bereketli, faziletli, hikmetli, duygulu ve sevgi dolu izler bırakır.

Burada insanın aklına dinî bayramlar zamanla acaba önemini kaybeder mi şeklinde bir soru geliyor. Daha açığı; dînî bayramlar önemini kaybetmez de, acaba kaybetmesi için çalışma yapanlar çıkar mı ? Bu soruyu belki böyle yapılandırmak gerekir.

Son günlerde dînî bayramların önemini kaybettiği gibi bir eğilim, bayram günlerini sıkıntılı, sıkıcı ve yorgunluklarla dolu günler şeklinde gösterme çabası hissediliyor. Bunu gerçekleştirmek için filmler çevrildiği, skeçler hazırlandığı, mizahi yazılar yazıldığı ve tiyatro eserleri sahnelendiği görülüyor. Bayram ziyaretine çıkanların başlarına gelen düzmece uğursuzluklar veya karşılarına çıkarılan hayali terslikler abartılı bir üslupla anlatılıyor ve dramatize ediliyor. Ne kadar olumsuzluk ve aksilik varsa bayram günlerinde ortaya çıkıveriyor ve bayram için dışarı çıkanları buluyor. İnsanların boğazını sıkıyor. neşesini kaçırıyor ve bunaltıyor veya öyle gösteriliyor. Evlerinde oturanlara veya misafir kabul etmeyenlere bir şey olmuyor.

Neredeyse insanlara, şu bayram günleri bir daha gelmese dedirtmek için uğraşıyorlar. Aslında bayram günlerini, dînî geleneğe ve ahlâkî kurallara uygun geçirenlerde, kapılarını ve perdelerini açıp misafir bekleyenlerde bu aksiliklerin ve kargaşanın hiç birisi olmuyor. Huzur ve neşe içerisinde geçmişi saygıyla hatırlayarak, geleceğe ümit ve güvenle bakarak, insanları sevgi ile kucaklayarak bayram günlerini kutluyorlar..

Bayramlarımız, hiçbir zaman lüzumunu, önemini ve değerini kaybetmez. Tarih buna şahit, mâbetler ve medeniyetler buna şahit, insanlık buna şahit, sosyal gelişmeler, insanî ve ahlâkî yükselişler buna şahit.

O halde dinî bayramların amacı ne:

Dinî bayramların amacı; birlik ve beraberliği sağlamak, küs ve dargınları barıştırmak, kin ve nefreti ortadan kaldırmak, ahlâkî değerleri ön plâna çıkartmak, kazanç paylaşımını ve mali dengeyi sağlayarak kardeşliği tazelemek, en önemlisi de Allah ile Resulullah sevgisini yaşatmak, toplumda sevgi ve saygıyı yaymaktır.

Dinî bayramların hikmeti; Ramazan ayında Oruç tutmak, Teravih namazı kılmak, sahura kalkmak, iftar sofralarında fakirlerle beraber olmak, kurban kesmek, fıtır sadakası vermek gibi güzel ve faydalı amellerin işlenmesine ve sosyal yapının restorasyona tâbi tutulmasına vesile olmaktır.

Dinî bayramların yararı; bu mübârek günlerde fakirlere yardım edilir, hastalar ziyaret edilir, ihtiyaç varsa tedavi ettirilir, çocuklar sevindirilir, akrabalar ve komşular ziyaret edilir. Her kesimden ve her seviyeden insan bu iyilik ve sevap yarışında devreye girer ve mükâfat paylaşımında payına düşeni haksızlığa uğramadan almaya çalışır.

Dinî bayramların fazileti; bayramın gündemine ve amacına tavizsiz uyulursa ve gereği eksiksiz yerine getirilirse, bu amelleri işleyenleri Allah-ü Teâlâ mükâfatlandıracağını Kur’an-ı Kerimde beyan buyuruyor. Peygamber Efendimiz de hadîs-i şeriflerinde bu konuları ifa edenlerin sevaba nâil olacaklarını bildiriyor. Bayram günleri günahlarımızın bağışlanması, huylarımızın düzeltilmesi, ahlâkımızın güzelleştirilmesi, birliğimizin ve dirliğimizin sağlanması için bir fırsattır.

Bayramlar; ırkları, renkleri, zevkleri, düşünceleri, sosyal yaşayışları, mevki ve yetkileri ne olursa olsun bütün Müslümanların aynı derecede dîne ilgi ve saygı duymalarını sağlayan önemli günlerdir. Müslüman bir toplulukta insanların, özellikle çocukların dinle tanışmaları ve kaynaşmaları bayramlarla ve benzeri günlerle başlar. Nitekim geride bıraktığımız günlere dönüp baktığımız zaman her birimizin bayram günleriyle ilgili unutulmayacak derecede tatlı hatıralarımızın bulunduğu hatırlanır.

Hemen aklımıza geliverenler; evimize gelen güzel yüzlü ziyaretçiler, yepyeni elbiseler, parlak ayakkabılar giymiş çocuklar, börekler, çörekler, tatlılar, pazar yerlerinde kurulan atlıkarıncalar, salıncaklar, hediyeler, bayram simitleri, ışıl ışıl minareler, tebrikleşmeler ve kucaklaşmalar. Her insanın ilgisini çekecek ve zihninde yerleşecek dinî zenginlik, manevî estetik ve bayram sevinci.

Dinî bayramlar insanları böylesine sımsıcak kucaklamakta ve geleceğe hazırlamaktadır. Birlik ve beraberlik, kalkınma ve ilerleme, huzur ve sükûn için dini bayramlara çok ihtiyacımız var. İnancımıza kıydık, ne olur bayramlarımıza kıymayalım.

Değerli okuyucularımızın Ramazan-ı Şerif Bayramını şimdiden tebrik eder, bizleri, Cenâb-ı Hakkın güzel amellerimizle bayram günlerinin adedini çoğaltabilen kullarından eylemesini dilerim. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri