Bayram Yazısı Yerine

Süleyman Küçük

Ramazan mucizesi sona ermek üzere.

Mübarek Ramazan Ayının gelmesi ile evlerimiz, şehrimize ve memleketlerimize yepyeni bir heyecan gelmişti.

Hayatın dağdağası içinde nispeten de olsa kararan veya küllenen dini hayatımız canlanmış ve kendimize gelmiştik.

Dinimizin şiarları ve mukaddes saydıklarımızın üzerindeki örtüler çekilmiş ve Müslümanlar olarak üzerimizdeki gaflet bulutlarını dağıtmıştık.

Pek çok insanımız Cuma Namazları hariç uzun zamandır uğramadıkları mahalle camilerine gider olmuştu.

Çocuklarıyla, torunlarıyla birlikte Müslümanlar akın akın câmilere koşup ibâdetlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmeye başlamışlardı.

Ramazan Ayının manevi havasının etkisiyle Teravih ve Cuma Namazlarında camilerimiz cemaat ile dolup taşıyordu.

Müslümanlar Kuran Ayında Kuran ile buluşmanın heyecanıyla hatimle teravihler kılıyor ve kadın erkek ayrı ayrı cemaatler halinde Mukabeleler yapıyorlardı.

Öyle ki bazı günlerde cemaat cami dışına avlulara, sokak ve caddelere taşıyor seyri hoş manzaralar oluşturuyordu.

İftar ve sahur sofralarımız başta olmak üzere evlerimize, işyerlerimize bir başka bereket gelmişti.

Ramazan Ayı münasebetiyle milletimize ve memleketimize bir rahatlık ve sakinlik geliyor, cemiyet hayatımızda gözle görülür düzelmeler oluyordu.

İslam’ın İlmi, irfanı, edebi, ahlâkı ve faziletini kuşanarak topluma örnek olmuş şahsiyetler gençler için yeni tabirle tekrar rol model olarak gösteriliyordu.

Kuran ayında insanları kibir illetinden kurtarma adına mütevazılığı öne çıkaran bir eylem olarak iftar sofralarına fakir fukara, garip guraba davet edilir olmuştu.

Müslümanların mal ve mülk hırsından kurtulmasına vesile olan zekât ve infakın varlığı toplumdaki fakirleri ve yoksullar ile yetimleri korumaya sebep oluyordu.

Ramazanı Ramazan yapan Kuranı Kerimin nazil olmaya başladığı bin aydan daha hayırlı gece olan Kadir Gecesi ile buluşabilmek, idrak ve ihya edebilmenin menin mutluluğunu yaşamıştık.

İşçi işveren ilişkilerinde yumuşama meydana geliyor ve çalışanlara karşı daha bir şefkatli yaklaşılıyordu.

İslam’ın emir ve yasaklarına riayet edildikçe dini yaşayış evlerde ve toplumda dirlik ve düzen sebebi oluyordu.

Kısacası Ramazan hem bize, hem memleketimize hem de tüm İslam Âlemine yepyeni bir heyecan ve diriliş getirmişti.

Dost düşman herkes Ramazan Ayı boyunca İslâm Dininin mucizesini bizzat yaşamış oluyor ve insanlık tabir caiz ise fabrika ayarlarına dönmeye başlıyordu.

Artık Ramazan Ayının son günündeyiz.

Merhaba Ey Şehri Ramazan Merhaba” diyerek karşıladığımız 11 ayın sultanını gelecek yıllarda tekrar kavuşabilmek ümidiyle “Elveda Ey Şehri Gufran Elveda” diye uğurluyoruz.

Camilerde “Lütfen içeride kazandıklarınızı dışarıda kaybetmeyin '' sözünü pek çok defa
imamlardan veya vaizlerden duyduk, hatta bazı camilerin kapısında levha olarak gördük.

Duyduklarımız ve gördüklerimiz sadece cami içinde veya kapısında kalmamalı.

Bu nedenle Rabbimizden(cc);

-Ramazan ayı ile kavuştuğumuz Rahmet nimetini kesmemesini, ikram ve ihsan musluklarını kısmamasını

-Ramazan Ayında gönlümüze atılan her tohumun yeşermesini, dikmeye çalıştığımız her fidanın kurumamasını lütfetmesini,

-Müslümanların birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde bayram gibi bayramlar idrak etmesini,

-İşgalci terörist siyonist devletin zulümlerinin de son bulmasını niyaz ediyoruz.


FARKINDA MIYIZ?

Bir Ramazan geldi geçti bunlardan hangisi gerçekleşti gibi bir düşünce içinde olanlar olabilir.

Kötülükler kötülerle beraber geride kalmalı diyerek Müslümanların vahdeti için gayret etmek niyetiyle Kuranı Kerimin ve Ramazanın şuurunda olarak bir yıl geçirmek daha doğru olmaz mı?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.