Bir kumaş parçası değildir bayrak.
O; toprağa düşen canların, yarım kalan duaların, evladını askere uğurlayan anaların gözyaşıyla dokunmuş bir emanettir. Bu yüzden Türk bayrağına uzanan her el, sadece bir sembole değil; bu milletin hafızasına, onuruna ve birliğine uzanmış olur.
Son günlerde bayrağımıza yönelik yapılan hain saldırı, hepimizin yüreğinde aynı sızıyı bıraktı. Çünkü bayrak, bu ülkede kimsenin keyfine göre tartışmaya açabileceği bir nesne değildir. O, bizi biz yapan ortak değerdir. İnancı, dili, düşüncesi ne olursa olsun bu topraklarda yaşayan herkesin üzerinde uzlaştığı kırmızı çizgidir.
Bayrağa yapılan saygısızlık, aslında bir mesaj taşır: Birlikten rahatsız olanların, ortak değerlerimizden korkanların mesajıdır bu. Ancak unuttukları bir şey var. Bu millet, tarih boyunca bayrağına uzanan hiç bir ihaneti karşılıksız bırakmadı. Çünkü bayrak düştüğü yerden kalkmaz; onu taşıyan eller düştüğünde bile başka eller uzanır.
Bugün mesele bir saldırıdan ibaret değil. Mesele, sessiz kalıp kalmamaktır. Mesele, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” dememektir. Çünkü bayrağa yapılan saldırı, er ya da geç hepimize dokunur.
Türk bayrağı; öfkenin değil, vakarın simgesidir. Tepkimizi de bu vakar içinde vermek zorundayız. Ama net, kararlı ve tavizsiz… Bayrağımıza uzanan her el bilmelidir ki, karşısında susan değil; kenetlenmiş bir millet bulacaktır.