29 Ocak 1988 tarihi, Batı Trakya Türkü’nün anlamlı ve onurlu bir direniş sergileyerek, anlamsız baskılara boyun eğmeyeceğini ve milli kimliğini dünyaya haykırdığı gündür. Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hak arama mücadelesinde dönüm noktası olan “29 Ocak 1988 Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü”nün üzerinden 26 yıl geçti. 29 Ocak, Azınlığın etnik kimliğini inkâr edenlere Türk olduğunu, Türk geleneklerini terk etmeden, kendini onurlu bir vatandaş gibi hissederek, bu ülkede yaşamak istediğini yüksek sesle dillendirdiği gündür.
**
Batı Trakya Türk’ü 29 Ocak 1988’de milli kimliğinden ve uluslararası ve ikili anlaşmalarla, anayasa ve yasalarca tanınan ve garanti altına alınan diğer haklarından taviz vermeyeceğini bu hareketiyle ortaya koymuştur. Azınlık için hayati öneme sahip olayların yaşandığı o gün, Azınlık insanı insanca bir yaşam için mücadele etmeyi seçmiştir. Ne yazık ki, azınlığın o gün uğruna mücadele ettiği birçok şey bugün de hala güncelliğini korumaktadır.
**
29 Ocak olaylarının yaşandığı mekanların başında, Gümülcine Türk Gençler Birliği gelmektedir. O gün bir çok olay, Gençler Birliği’nin çevresinde yaşanmıştı. Ki bu derneğimiz bugün de, Batı Trakya Türkleri’nin adeta kalbinin attığı yerdir. 29 Ocak 1988 olayları, Yunanistan’ın “Batı Trakya’da Türk yoktur” diyerek, Gümülcine Türk Gençler Birliği ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği’ni isminde ‘Türk’ kelimesi geçtiği için Yargıtay tarafından kapatılması üzerine patlak vermiştir. Ancak aslında olaylar, Azınlık insanının haksızlıklara karşı biriken isyanının bir neticesidir.
**
1974 yılında demokrasiyle tanışan Yunanistan’da, demokrasinin Batı Trakya Türk Azınlığı’na ulaşması bir türlü mümkün olmamıştır. Oysa, Batı Trakya Türk Azınlığı, dünyada eşi benzeri olmayan, hakkı ve hukuku antlaşmalarla belirlenmiş bir azınlıktır. Lozan Barış Antlaşması’yla Yunanistan’a emanet edilen Batı Trakya Türk’ü her ne kadar bu güne dek vatanına karşı mükellefiyetlerinin tamamını yerine getirmişse de, bir türlü yönetime yaranamamış, yönetim Türk Azınlığa hep şüpheyle yaklaşmıştır. Tüm bu haksızlıkların ve baskıların birikip patladığı nokta, işte bu 29 Ocak 1988 olmuştur. Öte yandan, Türk Azınlığın saldırılara maruz kaldığı, şiddet olaylarının yaşandığı 29 Ocak 1990’ın ise 24’üncü yıldönümünüdür.
**
29 Ocak 1988’den iki yıl sonra 29 Ocak 1990’da yaşayan şiddet olayları ise, birinci 29 Ocak’ın adeta intikamının alınmasıydı. İki yıl sonra yapılanlar, sanki Azınlığı cezalandırmak istercesinedir. 29 Ocak 1990’da, Gümülcine’de 318 Türk dükkanı yağmalanmıştır. Tabii bu resmi rakamdır. Bir de resmiyete geçmeyenler vardır. İşte bu 29 Ocaklar’dan sonra, Batı Trakya Türkleri’nin bağımsız milletvekilleri seçebilmesiyle ve Azınlık liderlerinin yaşanan olayları uluslararası platforma taşımasıyla Yunanistan, “yasalar önünde eşitlik” politikasını ilan etmek zorunda kalmıştır. Ve Azınlık insanı, en basit, en temel vatandaşlık haklarına kavuşmaya başlamıştır. Yani traktör ehliyeti alabilmek, bankadan kredi alabilmek, evinizi tamir ettirebilmek veya dükkan açabilmek hakkı. Evet, bunlar zaten vatandaşlar için bürokratik birer işlemdir. Ama Türk Azınlık bunlardan da mahrum bırakıldığı için, adeta bir lütufmuşçasına bu haklara kavuşmaya başlamıştır.
**
29 Ocak’ın üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen, Batı Trakya Türkleri hala ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeye devam etmektedir. Vakıfları, Müftülükleri işgal altında olan, eğitimi elinden alınan, bağımsız milletvekili seçme hakkı seçim barajıyla engellenen Türk Azınlığın, temel vatandaşlık haklarında kısmi iyileşmenin haricinde ciddi bir kazanımı hala yoktur. Türk Azınlık, temel insan hak ve özgürlüklerini en yüce değer kabul eden Avrupa Birliği’nde bu haklarından yoksun bırakılmaktadır. Buna rağmen, o gün değerlerinden taviz vermeyen Batı Trakya Türk Azınlığı bugün de aynı kararlılıkla hak arama mücadelesine devam etmektedir.