Başıboş Değilsin

Ayşe Aslı Duruk

Tek başına kalabilir misin? Olabilir misin, durabilir misin?

İşteş ve edilgen fiillerin cümlelerine konu olmadan?

...

Konuşmak, bakışmak, anlaşmak gibi karşılıklı yapılan her türlü işteşlikten ve bakılmak, görülmek, anlaşılmak gibi edilgenliklerin cümlesini hayatından çıkartarak; tümünü?

"Az insan, çok huzur" diyen, bir doygunluğa ulaşmanın ardından mideden ağıza dogru gelen disariya atma, kusma halini konu dışında bırakıyorum şimdi. Zira bambaşka bir yazının konusu olabilir o. Bunun değil. Sükûnete, dinginliğe ve yalnızlığa karşı duyulan ihtiyaci bir kenara ayırıp, devam edelim o halde.

***

Tek başınalık ve yalnızlık aynı anlamlara mı gelir bu arada, bilemedim. Hangisi bir tercihin ve hangisi bir terk edişin ya da edilişin konusudur belli değil. Kaygan ve girift kavramlar... Her ne kadar 'yalnızlık' sözcüğü kulağa daha mahzun ve acınasıymış gibi gelse de, sanki asıl seçim olan oymuş gibi. Tek başınalık, aslında daha hüzünlü gibi. Terk ediş ya da ediliş, oralarda bir yerlerde olmalı.

***

Yalnızlık, yalınlık ve sadelik ile ilintiliymiş gibi çünkü. Bu yüzden daha asil, daha seçkin. Fakat tek başınalık... Tek! 'tek'lik zaten boynu bükük değil midir? Öyledir azizim...

Yalnız başına oturup piyano çalan ve yalnızlığın tadını çıkarttığını söyleyen kişiye de bir bakın hele şimdi. Sanki, parmak hareketlerinden doğan klavye sesini, o karşılığı duymuyor ve o müziği dinlemiyormuş gibi, o mukabelenin muhatabı olmaktan keyif almıyormuş gibi, yalnızlıktan söz ediyor bir de. Yanlış söylüyor oysa.

***

Hiçbir insandan ya da eşyadan yana bir karşılık, işteşlik ya da edilgenlik olmadan yaşayan kişi tek başınadır asıl. O değil. Hani görüntüsünü ona yansıtarak sessizce de olsa bir karşılık verebilme kabiliyetine sahip olan bir aynası bile bulunmayan kişinin hüznünden bahsediyorum ben. O mertebedeki bir teklikten.

Ne var ki, yaratılıp da yalnız bırakılan hangi mahluk var ki, mutlak anlamda? Bizi izleyen ve bunları kaydeden, sırf beş duyumuzla algılayamıyoruz diye onları yok saymanın cahillik ve bağnazlık olacağı varlıklarca çepeçevre kuşatılmışken, zaten yalnız değiliz. Ne var ki, tek başınalığın hüznü, insanın kendisiyle ya da yine kendi cinsinden olan bir insanla bulunacağı etkileşimin, kuracağı iletişimin yoksunluğundan doğup geliveriyor işte. Ve en üretken dönemleri de tam bu zamana denk gelir işte insanın. Mutluyken bir sanat eseri ortaya çıkartmanız imkansızdır.

***

Yüce Allah'ı anmanız da öyle... Rabbimiz, ona dönmemiz için öncelikle kalbimizi temizliyor olmalı, oraya yerleşmek için.

Fakat şimdi yazıya bir bütünlük katmadan, sırf vurucu bir sonla yazıyı bitirmiş olmak için burada kesmeyelim. Ne demiştik? Tek başına kalabilir misin diye sormuştuk. Senin yerine cevap vereyim o halde: kalamazsın. Mümkün değil. Bomboş, kimsesiz, sessiz ve aynasız bir mekanda hem duramazsın, hem de zaten mutlak anlamda kimsesiz ve başıboş bırakılmış değilsin.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.