Bütün vedalar acıklıdır, iç acıtıcıdır. Bazen istemeseniz de gitmek zorundasınızdır, kalsanız yaşamın pişmanlıklarının yakanızı bırakmayacağınızı düşünürsünüz, gitmeyi tercih ederek bir anlamda yeni bir umudun ve yeni bir yaşamın kapısını açmak istersiniz. Ben gitmeyi, tüm zorluğuna rağmen vedanın hüznünü tercih ettim. Konya’dan ama özellikle gazetemden ayrılmak hiç kolay olmadı. Kendimi günler öncesinden alıştırmaya çalıştırdım, veda vakti geldiğinde zor olmasın diye.
En güzel yazılarımı yazdığım klavyemden uzak durmaya çalıştım. Oturup köşe yazısı yazamadım, ayrılığın hüznü ve gitmenin mecburiyeti son bir ayda Konya sporunda yaşananlara kayıtsız kalmama neden olmuştu.Şu an nasılsın diye sorarsanız garip duygular içindeyim. İnsan sevdiğinden ayrıldığında hangi duyguları yaşarsa tam anlamıyla öyleyim. Vedanın hüznünü içimde taşıyorum hala, sanırım bütün yeni yaşamların başlangıcı ve ayrılık sonraları hemen hemen aynı şeyi yaşıyoruz. Hayatı her ayrılışta ve mecburi vedalarda daha iyi tanıyorum. Bugün veda etmek zorunda kaldığım Konya’ya 4 yıl önce aynı şekilde çok zor gelmiştim. 3 yıllık sınav maratonundan sonra Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü kazanmış ve hayallerimi gerçekleştirecek olmanın mutluluğu ve ayrılığın hüznü ile babamla beraber evden ayrılmıştık. Okullar açılmadan bir gün önce yerleştiğim yurt odasında gözlerim dolu dolu olmuş ve şimdi aklıma geldikçe tebessüm ediyorum. Kendi kendime “ne işim var burada” demiştim.
Sonra okullar açıldı, yanıp tutuştuğum gazeteciliğin eğitimini alacağım yerdeydim artık. Ancak zaman ilerledikçe dersler beni tatmin etmemeye, ezbere dayanan sistem beni sıkmaya başlamıştı. Kendimi sokağa atmalıydım, gazetecilik yapmalıydım, bu nedenle okuldan kopuşum çok çabuk oldu. Ancak bundan hiç pişman olmadım.
2006’nın Mart ayında 4 günlük Yeni Meram macerasından sonra 9 ay Memleket Gazetesi ve ardından benim kendimi bulduğum, olgunlaştığım spor muhabirliğinin yanı sıra yazarlık serüvenimin başladığı Merhaba Gazetesi’ne adım attım. Memleket Gazetesi’nde de güzel günler yaşadım. Herkese teşekkür ederim. Ancak gazetem, Merhaba sayesinde önemli deneyimler kazandım. Gazetemizin sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Arslan bey’in şefkati, bizleri sarıp sarmalamasını, özellikle de biz gençlere sahip çıkmasını ayrı bir yere koymak lazım. Merhaba’da tam anlamıyla gazetecilik yaptım, gazeteciliği yaşadım. İlk yazdığım köşe yazısını gazeteye koyarak yazarlık heyecanımı her daim diri tutacak Recep abime, bir zamanlar fotoğraf makinesini tutarken elleri titreyen fotoğraf bilgisi sıfır bendenize fotoğraf heyecanı kazandırarak, futbolu fotoğraflamamı sağlayan Burak abime sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Sadece iş anlamında değil, Merhaba gazetesi gerçek anlamda dostlukların yaşandığı bir yer oldu benim için. Konya’da bir misyonu üstlenen, değerlere sahip çıkan gazetenin içinde her daim espri vardı. Her çalışma günümüz gülerek, esprilerle geçerdi, polis adliye muhabiri Ali Sait Abi’nin anlattığı her fıkrada gülmekten karnıma ağrılar girerdi, yerlere yatardım. Yazı işleri müdürümüz Çetin Oranlı’nın bana küçük gazeteci diye takılması, ince çıkan sesimi zaman zaman alaya vurması, gazete içinde şakalaşmalar her zaman hatırlayacağım güzel anılar olarak bende var olacak. Böyle bir gazeteyi ve dostlukları bırakmak inanın kolay değil. Nereye gidersem gideyim bir parçam eksik kalacak artık, yaşamda bazı şeyleri tamamlamak kolay olmayacak. Ama üniversite ve ondan önceki hazırlık sürecinde önemli bir gazeteci olmayı hayal ettim, bunu düşündüm. Bu hayali gerçekleştirmek ve bunun mücadelesini vermek için ayrıldım Konya’dan. Çok çetin bir yolun beni beklediğini söylemeliyim. Ancak bu yolda fiziki olarak ayrıldığım Konya’yı her daim yanımda hissedeceğim. Yaşam boyu Konya’yla bağım bir şekilde devam edecek. Edindiğim dostluklara, bana yaşam tecrübesi kazandıran ve ben de emeği geçen herkese buradan çok teşekkür ederim.
Kalın sağlıcakla