Aydemir: Çocuklarda ekran dengesini koruyun!

Uzman Psikolojik Danışman Nur Aydemir, “Amaç, çocuğu dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmak değil, dijital dünyayı sağlıklı ve kontrollü kullanmayı öğretmektir” dedi.

Günümüzde telefon, tablet, bilgisayar ve televizyon çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası hâline geldi. Çocuklar bu araçlarla oyun oynuyor, video izliyor, bilgi ediniyor ve çevreleriyle etkileşim kuruyor.

Ancak ekran kullanımının kontrolsüz hâle gelmesi; çocukların dikkat, uyku, sosyal ilişkiler ve duygusal gelişimleri üzerinde bazı olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Uzman Psikolojik Danışman Nur Aydemir, ebeveynlere ekran kullanımıyla ilgili kritik uyarılarda bulundu. Nur Aydemir, “Bu noktada asıl üzerinde durmamız gereken konu, ekranın varlığından çok, çocuğun ekranla nasıl bir ilişki kurduğu. Bir çocuğun tablet veya telefonla vakit geçirmesi tek başına bağımlılık olarak değerlendirilmemelidir. Asıl dikkat edilmesi gereken, çocuğun ekran karşısında geçirdiği süreyi kontrol etmekte zorlanması ve ekran kullanımının günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlamasıdır. Çocuk ekranı bıraktığında yoğun öfke ya da huzursuzluk yaşıyorsa, uyku düzeni bozuluyorsa, arkadaşlarıyla oyun oynamaya ilgisi azalıyorsa veya sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanıyorsa bu durum üzerinde durulmalıdır” diye konuştu.

EBEVEYNLER NELERE DİKKAT ETMELİ?

Çocukların ekran kullanımını düzenlerken ailelerin dikkat etmesi gereken bazı temel noktalar olduğunu söyleyen Aydemir, “Öncelikle yaşa uygun sınırlar belirlenmelidir. Her çocuğun gelişim dönemi ve ihtiyacı farklıdır. Küçük çocukların ekran karşısında geçirdiği zamanın daha sınırlı tutulması, daha büyük çocuklarda ise ders, uyku, fiziksel hareket ve sosyal yaşamla dengeli bir kullanımın sağlanması önemlidir. İkinci olarak, yalnızca ekran süresine değil, içeriklere de dikkat edilmelidir. Çocuğun izlediği videoların, oynadığı oyunların ve karşılaştığı dijital içeriklerin yaşına uygun olması gerekir. Ayrıca çocukların ekran karşısında tamamen yalnız bırakılmaması, mümkün olduğunda ebeveynleriyle birlikte içerik izlemesi ve gördükleri üzerine konuşabilmesi önem taşır. Bir diğer önemli konu ise ebeveynlerin kendi ekran alışkanlıklarıdır. Çocuğuna sürekli telefonunu bırakmasını söyleyen ancak kendisi de günün büyük bölümünü telefonla geçiren bir ebeveynin tutarlı bir sınır oluşturması zorlaşabilir. Çocuklar yalnızca söylenenleri değil, gözlemledikleri davranışları da öğrenirler. Bunun yanında çocukların ekran dışında keyif alabilecekleri etkinliklere yönlendirilmesi gerekir. Birlikte oyun oynamak, kitap okumak, yürüyüşe çıkmak, spor yapmak ve ailece sohbet etmek, ekranın günlük yaşamın merkezine yerleşmesini önlemeye yardımcı olabilir” ifadelerini kullandı.

EKRAN KULLANIMI YASAKLANMALI MI?

Aydemir, şunları söyledi: “Ekran kullanımına yönelik yasaklar, son dönemde sıkça tartışılan konulardan biri. Çocukların dijital dünyada karşılaşabilecekleri riskleri azaltmak ve gelişimlerini korumak amacıyla belirli sınırlamalar getirilmesi anlaşılabilir bir yaklaşımdır. Ancak burada önemli olan, sınırın nasıl uygulandığıdır. Her durumda, hiçbir açıklama yapılmadan getirilen katı yasaklar tek başına kalıcı bir çözüm olmayabilir. Özellikle ekranı yoğun kullanan bir çocuğun alışkanlığını bir anda değiştirmek, aile içinde çatışmalara yol açabilir. Çocuk, neden sınır konulduğunu anlamadığında bunu yalnızca bir ceza olarak algılayabilir. Bu nedenle yasaklamalardan çok, yaşa uygun ve tutarlı sınırlar üzerinde durulmalıdır. Gerektiğinde ekran süresi kademeli olarak azaltılabilir, kullanım saatleri ailece belirlenebilir ve ekranın hangi durumlarda kullanılabileceği açıkça konuşulabilir.”

‘HER DİKKAT DAĞINIKLIĞININ NEDENİ EKRAN DEĞİLDİR’

Son yıllarda çocuklarda dikkat dağınıklığı ve odaklanma güçlüğü konusunda ailelerin daha fazla kaygı duyduğunu gördüğünü dile getiren Nur Aydemir, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu durumun ekran kullanımıyla ilişkisi de sıkça gündeme geliyor. Hızlı görüntü geçişleri, yoğun uyaranlar ve sürekli yeni içerik sunan dijital platformlar, bazı çocukların daha yavaş ilerleyen etkinliklerde sabırlı kalmasını ve dikkatini sürdürmesini zorlaştırabilir. Özellikle ekran kullanımı uyku süresini azaltıyor, ders çalışmayı aksatıyor veya fiziksel ve sosyal etkinliklerin yerini alıyorsa dikkat ve öğrenme süreçleri olumsuz etkilenebilir. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Her dikkat dağınıklığının nedeni ekran değildir. Dikkat sorunları; uyku yetersizliği, kaygı, stres, öğrenme güçlükleri, çevresel koşullar veya dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi farklı nedenlerle de ortaya çıkabilir. Ekran kullanımının bu sorunlarla ilişkisi bulunabilse de yalnızca ekran süresine bakarak bir neden-sonuç ilişkisi kurmak doğru değildir. Çocuk ekran kullanımı azaltıldığı hâlde dikkatini sürdürmekte zorlanıyorsa, bu güçlük okulda ve evde devam ediyorsa veya günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa uzman değerlendirmesine başvurulmalıdır. Erken değerlendirme, çocuğun ihtiyacının doğru anlaşılması açısından önemlidir.”

YASAKLAR TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL

Bazen ekranın, çocuğun sıkıldığında başvurduğu tek etkinlik olduğuna dikkat çeken Uzman Psikolojik Danışman Nur Aydemir, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bazen yalnız kaldığında kendini oyalama yolu, bazen de üzüntüsünü veya öfkesini bastırma aracıdır. Bazı ailelerde ise çocuğun sakinleşmesi için farkında olmadan ekran kullanımı teşvik edilebilir. Böyle durumlarda yalnızca telefonu elinden almak, altta yatan ihtiyacı ortadan kaldırmaz. Çocuğun duygularını ifade edebilmesi, sıkıldığında başka yollar bulabilmesi ve ailesiyle güvenli bir ilişki kurabilmesi de en az ekran sınırları kadar önemlidir. Ebeveynler, çocuğun ekranı bırakmakta zorlandığı anlarda yalnızca davranışa tepki vermek yerine, bu davranışın ardındaki ihtiyacı anlamaya çalışmalıdır. Sonuç olarak ekran kullanımını düzenlemek, yalnızca telefonun süresini kısıtlamakla çözülebilecek bir mesele değildir. Çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını anlamak, aile içinde tutarlı sınırlar koymak ve ekran dışında da mutlu olabileceği bir yaşam alanı oluşturmak gerekir. Yasaklar bazı durumlarda koruyucu olabilir; ancak kalıcı olan, çocuğa kendi davranışlarını düzenlemeyi öğretmektir. Unutmamalıyız ki çocukların teknolojiyle kurduğu ilişkiyi şekillendiren en önemli unsurlardan biri, yetişkinlerin onlara sunduğu örnektir.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sağlık Haberleri