Ayaklarımızı sağlam basmalıyız!

Özel, Allaha kulluk edebilmek için Müslümanların ayaklarının yere sağlam basarak kıyam etmeleri gerektiğini, ayakların da ülke toprakları üzerine basması gerektiğini söyledi

İstiklal Marşı Derneği Genel Başkanı İsmet Özel, Allah’a kulluk edebilmek için Müslümanların ayaklarının yere sağlam basarak kıyam etmeleri gerektiğini, ayakların da ülke toprakları üzerine basması gerektiğini söyledi

Konya’da dernek üyeleri ile birlikte iftar açmak üzere Konya’ya gelen İstiklal Marşı Derneği Genel Başkanı İsmet Özel, derneğin Konya şube binasında kendisine yönelttiğimiz soruları yanıtladı. Şiire ve yazıya olan alışkanlığının nereden geldiğini, ilk şiirini ne zaman yazdığını ve şiir yazmanın inceliklerini anlatan İsmet Özel, İstiklal Marşı özelinde Türk milleti için şiirin önemini anlattı.

İlk şiirinizi kaç yaşınızda yazdınız?

Ben 1944 doğumluyum. 6 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğuyum. Şiirlerimi birleştirdiğim kitabımdaki ilk şiirimin altındaki imzamda 1953 yılı yazıyor. Bu da ilk şiirimi 9 yaşında iken yazdığımı gösteriyor.

Şiir yazmaya nasıl başladınız?

Benim küçüklüğümden beri sanata karşı yakınlığım ve ilgim var. 6 kardeşin en küçüğü olduğum için onlar benden önce okula başladılar bu yüzden de kitaplar yabancım değildi. Yetişme çağlarımda kendime bir gelecek peylemek için aklımı çalıştırdığımda hangi sanat dalı ile kendimi geliştirebileceğimi kendi kendime sordum. Aklıma gelen sanatlar arasından müzik ve resim maliyeti yüksek olduğu için şiir benim meşguliyet saham oldu. Her ne kadar şiiri seçmiş olsam da, başta resim olmak üzere diğer sanat dalları da bana yabancı değil. Büyük ağabeyim resim öğretmeni olduğu için, ilkokul yıllarımda büyük ressamların resimleri ile karşılaştım. Kendimi tam anlamı ile şiire bağlı saymam lise son sınıfta oldu. Bu işin beni taşıyacağına, benimde bu işe emek vererek kendimi sıhhatli kılabileceğime iyi gözle baktım ve böylece şiir hayatıma tam anlamı ile başlamış oldum.

Her şairin bir başka şairden etkilendiği doğru mu?

Büyük şairlerin hepsi kendinden öncesi olmayan şairlerdir. Şairlerin dili söz konusudur. Büyük şair kurduğu dili baskın kıldığı zaman büyük şair kabul edilir. O yüzden de bu bir zincir değildir. Ama filozoflarında dediği gibi sanat alanında etkiden kaçanlar kendilerini bu büyük akrabalığa layık görmeyenlerdir. Sanat alanı ister istemez etkiler ile doğabilen bir alandır.

Sizin etkilendiğiniz şairler var mıydı?

Ben şiiri tanımaya başladığımda önemli şair sayılan insanlardan başlayarak günümüzden geriye doğru etkilendiğim birçok sanat eseri vardı. O bakımdan ben beni etkileyen kim oldu, etkilemeyen kim oldu bilemiyorum. Ama ben kötü şairlerden etkilenmedim. Onlar şair değillerdir zaten. Bana göre altın şiir ve gümüş şiir vardır. Şiir her zaman şiirdir ama altın değil de gümüştür.

Türk milleti için şiirin önemi nedir?

Şiir söz konusu olduğu zaman Türk Milleti’ne etkiden bahsetmek zordur. Türk Milleti çobanından, padişahına kadar şair olan bir millettir.  Şiir Yunus Emre’nin bize temin ettiği yapı ile kendi varlığını hissetmiş olan bir millette şiir konusunda etkiden bahsetmek normal değildir. Biz bunu esas iş olarak sayarız. Şiir sanatı söz konusu olduğunda nazireler yazarız. Kendimize yakın duyduğumuz sanat eseri zaten bizim bir parçamızdır. Onunla ilişki içinde birçok marifet göstermişizdir.

İstiklal Marşı’nın yazılış gayesini anlatabilir misiniz?

Bugün istiklal marşımızın düşmanları ‘her milletin bir marşı var bizim de istiklal marşımız’ var diyerek bizim milli marşımızı açıklamaya çalışıyorlar. Hepimiz biliyoruz ki bir harbin zafer ile sonuçlandırılmasına katkıda bulunmak için yazıldı İstiklal Marşı. İstiklal Marşı yarışmasına girip de finale kalanların hepsi aynı duygu ve düşünceyi taşır. Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı metin yerine başka bir metin kabul edilseydi de, bu marş milletin kurulmasına dönük bir şey olacaktı. Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasına moral verici bir metin olarak İstiklal Marşı doğdu. İstiklal Marşı’na itiraz edenlerde, belli etmeden, Sakarya meydan Muharebesi’nin Türkler tarafından kaybedilmesini içten içe isteyen kişilerdi. Biz Türkler bütün düşmanlarımızı şaşırtarak hayrete düşürerek bu güne geldik. Onlar böyle olacağını sanmazlardı.

İstiklal Marşı Derneği’ni ne amaçla kurdunuz?

İstiklal Marşı ne amaçla yazıldı ise bizim derneğimiz de o sebeple kuruldu. Dernek de aynı şekilde marşın doğuşu gibi doğdu. ABD’nin Türkiye’de ki uzantıları, bir şekilde milli refleksler gösteren İsmet Özel’i alel adeleştirmek üzere çareler arıyorlardı. 1990 yıllardan itibaren benim böyle bir dernek kurma fikrimi öğrendiler, bu fikre balıklama atladılar. ‘O’nu bu derneğe hapsederiz. O’nu böylece bal mumu ile örteriz ve O’nun üzerine basan kayar dediler’. Biz onları yine şaşırttık. Dernek onların düşündüğü bir şey olmadı. 5 sene alnı açık, başı dik bir pozisyonu muhafaza etti. Bizim dernek olarak milli birlikten bahsetmemizin nedeni Türkiye’nin kaymağını yediğimizden dolayı, var olan işlerin bozulmasını istemememizden dolayı değil. Vatanın toprak parçasını korumak istememizden dolayıdır.

Vatan kavramının önemi nedir?

İstiklal Marşı bize vatan sahibi olmayı, Allahın kulu olmanın ön şartı olduğunu, vatanın yoksa Allah’ın kulu olamayacağımızı öğretti. Kâbe’ye yönelmek için kıyam etmek lazım. Kıyam edebilmek için ayağın yere basması gerekir. Ayağın vatanına basmıyor ise nere basacak. Vatanın yoksa hiç bir şey olamazsın, insan da olamazsın. İnsan olabilmek için hayvan ininden farklı bir mekânın olması şart. Bu da vatanındır. Vatan arı kovanından, tilki yuvasından farklı bir şeydir. İstiklal Marşı Derneği, milli birlik beraberlik falan demiyor. Bizim işimiz vatanımızı elimizden almaya çalışanların çanına ot tıkamak, onların gıkının çıkmasına meydan vermemektir. Biz başkaları gibi laga luga yapmıyoruz.

Bu toprakların vatan olması için çalışanlar kimlerdi?

Herkesin bildiğinin aksine İstiklal Harbi’ndeki askerlerin hepsi gönüllü değillerdi. O harpte zorla asker toplayarak çatıştık. Harpte cephedekilerin büyük kısmı gönüllü, geri kalan az kısımda silah zoru ile cepheye getirildi. Çok sayıda asker, silah zoru ile cepheye asker toplarken öldü. Askere zorla alınanlar, ‘Ben askere gelmem diyor, gâvur gâvurla çatışsın bana ne’ diyor. Diğer gönülleler ise ‘ben gâvur ile savaşırım, bu toprakları onlara vermem’ diyor. İşte bizi ayakta tutan bu iradelerdir. Bu toprakların vatan olmasında Müslümanlardan başkasının en ufak katkısı yok. Tam tersine hepsi, bu toprakların Hıristiyanların eline geçmesi için faaliyet göstermiş insanlardır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Türkiye Haberleri