Avukat Fuat Anadolunun evi!

.
Alaaddin Tepesi’nin doğusundaki otobüs duraklarının kuzeyinden geçmişte Kız Öğretmen Okulu’na ait, hâlen Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü olan binaya giren sokağın sol köşesinde yer alan “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu” nun bulunduğu tarihî bina geçtiğimiz Pazar günü yangın tehlikesi atlattı. Öğle üzeri köşe yazımı vermek üzere geldiğim gazetede bulunduğum sırada bir okuyucunun açtığı telefon sayesinde haberdar olduğum yangını yerinde görmek için olay yerine vardığımda 2 itfaiye aracı gelmişti ve itfaiyeciler içeriye girmek amacıyla bir zamanlar bodrumu gazino olan binanın yanındaki yan kapıyı balyozla kırarak açmaya çalışıyorlardı. Çok geçmeden her tarafından dumanlar çıkan binaya su sıkılmaya başlanırken, biraz sonra da binaya giren itfaiye erleri odalarda yoğunlaşan dumanların tahliyesi için pencereleri açtılar.
Geçmişte mülkiyeti Avukat Fuat Anadolu’ya ait olan, eski fotoğraflardan 1920’li yıllarda inşa edildiği için koruma altına alınan tarihî binanın yıkılarak, yerine apartman yapılması için zaman zaman girişimler olmuş, ancak ata yadigârı tarihi eserler konusunda çok titiz hareket eden koruma kurulundan gereken izin çıkmamıştı. Şehrimizdeki birçok tarihî bina 1920’li yıllarda yol ve meydan açmak maksadıyla yıkıldığı, ya da esrarengiz şekilde yakıldığı için Pazar günü bu binada çıkan yangın da şüphe uyandırmıştı. Yangınla ilgili bilirkişi incelemesi devam ederken İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Çıpan, olayda sabotaj ihtimâlinin, yâni kasten çıkarılmış bir yangının söz konusu olmadığını belirtmiş. Temenni edelim ki böyle olsun. Çünkü, gözde semtlerde daha fazla gelir getirecek mesken ve iş yerleri yapmak için tarihî değerine aldırış etmeden eski binaların yakılması eksik olmuyor. Nitekim, 3 gün önce Bursa’da birisi yeni onarılan 3 tarihî bina bilinmeyen bir sebeple çıkan yangın sonucu kullanılamaz hâle geldi. Bilindiği gibi, bilhassa İstanbul’da yerlerine beton binalar yapmak için tarihî yalı, köşk ve ahşap binalar ateşe veriliyor, tamiri mümkün olmadığı için de koruma kapsamından çıkarılarak izin alınıp, inşaat başlıyor.
Geçtiğimiz yıllarda onarılarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na tahsis edilen binanın genel yapısının yangından fazla zarar görmediği, ancak bodrum ve zemin katında hasar meydana geldiği, ahşap giriş kapısının yandığı, arşiv odasındaki evrakların da tahrip olduğu kaydediliyor. Konya’nın yanısıra, Aksaray ve Karaman’daki koruma altına alınan binalarla ilgili belgelerin olup olmadığı ancak inceleme tamamlanınca ortaya çıkacak. Yakınında bulunan ve 1927’de bir Alman firması tarafından inşa edilen eski adıyla Gazi Mustafa Kemal İlköğretim Okulu ile yaşıt olan binanın kısa zamanda onarılması bekleniyor. Hatırlanacağı gibi, yanan binanın yakınında bulunan Yusuf Şar isimli bir azınlık mensubuna ait 2 katlı karakteristik bina bir süre belediye olarak hizmet verdikten sonra yıkılarak yerine halen merkez İş Bankası olarak kullanılan belediye yapılmıştı.
1920’li yıllarda yıkılan tarihi eserler arasında Alaaddin tepesi üzerinde bulunan Eflatun Kilisesi, büyük öneme sahipti. Konya Tarihi’nin yazarı İbrahim Hakkı Konyalı, Selçukiler devrinde ibadethaneye çevrilen Eflatun Mescidi’nin, kazma kürekle yıkılamadığı için dinamit patlatılarak yerle bir edildiğini gördüğünü bildiriyor. Konyalı; Hükümet Konağı’nın Kuzey Batı köşesinde bulunan Ulvi Sultan Mescidi ve temelleri bulunarak yeniden inşa edilen Şerafeddin Camii’nin kıblesindeki caminin ilk bânisi Şerefeddin Osman’ın türbesinin ve yol açma bahanesiyle yıkıldığını kaydediyor. Yol açmak için yıkılan tarihî eserler arasında Konya Lisesi ile Amber Reis Camii arasındaki Amber Reis Türbesi, Sultan Selim Camii yanındaki Yusuf Ağa Kitaplığı’na bitişik olan Muvakkithâne, Balıkçılar Oteli’nin önünde yer alan Türbe Hamamı, Özel İdare olan Mektebi Sanayi ile Mahkeme Hamamı arasında bulunan Bedesten, Tekel İdaresi’nin yerindeki Millî Kütüphane ve arkasındaki Nalıncı Medresesi, Karatay Medresesi karşısında, halen Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü’nün girişi yanında bir bölümü ayakta olan Kemaliye ve Şerafeddin Parkı’nın yerinde bulunan Ziyaiye Medreseleri, Arapoğlu Makası’ndaki Katolik Kilisesi’nin arkasında bulunan Ermeni Kilisesi ve Alaaddin Tepesi’nin eteğindeki Halkevi de (Rum Okulu) bulunuyor.
Bir de yakın sayılacak tarihlerde geceleri esrarengiz şekilde yanarak kül olan tarihi binalar var. Alaaddin Tepesi eteğinde Keykubat nikâh salonu’na çıkan yolun sağında yer alan, geçmişi 100 yılı bulan Belediye Halk Sineması, 1957 yılında bilinmeyen bir sebeple (!) yanmıştı. Rum Okulu talebelerinin tiyatro tatbikatı yaptıkları bu binanın içi 2 katında localar bulunan opera şeklinde dizayn edilmişti. Halen Ordu Mensupları öğrenci yurdu’nun yerinde olan 2. Ordu Komutanlığı binası da 1960’dan önce bilinemeyen (!) bir sebeple yandığı için yerine bugünkü betonarme bina inşa edildi. Eski bina, 1911’de Kayseri Talas’taki Amerikan Hastanesi’nden gelen Hıristiyan misyonerleri Dr. Wilfred Post ve Dr. William Dodd’ın açtıkları 80 yataklı hastane idi. 1920’deki mübadeleden sonra binaya Kolordu Karargâhı yerleşmiş, daha sonra da 1952’de Balıkesir’den nakledilen 2. Ordu Komutanlığına tahsis edilmişti. Bu arada, İl Genel Meclisi’nin faaliyet gösterdiği, 1901’de Vali Avlonyalı Ferit Paşa’nın yaptırdığı Mektebi Sanayi’nin de 40 yıl kadar önce yine bir gece yakıldığı, ancak itfaiyenin müdahalesi ile söndürülerek, onarıldığı hatırlardadır.
Bu gidişle galiba tarihî mirasa sahip çıkamayacak gibiyiz. İnşaallah, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu binasının yangını son olur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri