(çeviri)
Paul Taylor 7 Ağustos, Reuters yazarı
Mali kriz sebebiyle Avrupa’daki sınır ötesi bankacılığın çöktüğü raporları önemli ölçüde abartılmaktadır.
Doğru, Lehman Brothers’ın göçmesinden sonra 2008 Eylülünde finansal fırtına Avrupa’yı etkilediğinde ilk tepkiler, bankaların ulusal çizgilere çekilmesi şeklinde olmuştur. Ancak piyasa fiyatlarının anlamsızca aşırı dalgalandığı bir dönemden sonraya dönüş yavaşladı gibi gözüküyor ve fırtına zayıfladığından daha çok sınır ötesi birleşmeleri ümit etmek için ticari ve düzenleyici sebepler vardır.
Avrupa’daki en büyük antitröst düzenleyicisi olan Avrupa komisyonu, Avrupa Birliği tek piyasasında sektörün bir araya gelmesini daha fazla cesaretlendirmekte devlet yardımı alan bankaların yeniden yapılandırılmalarını isteyeceği izlenimini uyandırmaktadır. Kamu kurtarma planlarının sebep olduğu rekabet saptırmasının karşılanması için Brüksel, bankaların birimlerini elden çıkarmalarına imkan tanımaktadır, ama bunları kimin satacağı belirlenmemiştir.
Rekabet komisyonu genel yöneticisi Philip Lowe şöyle demektedir: “Görebildiğimiz, bir bankanın geleceğinin, merkezlerinin bulunduğu ulusal alanın dışındaki pratik işlerle desteklendiğinde Avrupa Birliğinin ortak çıkarlarını geliştirmek istememizdir”.
AB yönetimi, İtalya ve Polonya gibi üye ülkelerin sınır ötesi devralmalarını izin vermelerinde inatlaşmalarla mücadeleye uzun zaman harcamıştır. İtalyan Bankası başkanı Antonio Fazio, bir Alman bankasının İtalyan sermayedara satışına engel olmaya çalışmaya karıştığından 2005 yılında işten ayrılmaya zorlanmıştır.
Kriz vurduğunda hükümetler vatandaşların paralarını sıkıntılı bankalardan kurtarma yollarını aradılar. Ortak kurtarmada ilk girişim olan Hollanda ve Belçika otoriteleri arasındaki sert sözler arasında Hollanda-Belçika banka sigorta Fortis olan bu, uluslar arası bir grubun tasfiyesini başlatmıştır.
Kamu destekleri dışarıdan ziyade bankaların kendi ülke piyasalarına kredi vermeleri yönünde baskı yaptı. İngiltere, Fransa ve Yunanistan’da siyasetçiler, kurtarmaların amaçlarında kredi akışının ülke içinde olmasının öncelikli amaç olduğunu açıkça belirttiler.
Fortis’in çöküşü ve İngiltere’de Royal Bank of Scotland’ın kısmen millileştirilmesinin her ikisi de 2007 yılında piyasanın zirve yapmasında Dutch Bank ABN Amro’nun hisseleri için yüksek ödemelerden kaynaklanmıştır. Bizatihi bu, sınırötesi banka birleşmeleri modelini geçersizleştirmektedir.
Özellikle Batı Avrupa, Avusturya ve İşveç bankalar Orta ve Doğu Avrupadan çekilebileceği tahminleri gerçekleşmeyecek. Halbuki burada Berlin duvarının yıkılmasından beri iyi para kazandılar. Avrupa Kalkınma Bankası (the European Investment Bank) ve Avrupa Yapılanma ve Kalkınma Bankası (the European Bank for Reconstruction and Development) yardımlarıyla bölgeye azalan bir kredi akışı sürecek şekilde devam etmektedir.
Milletlerüstü bankacılığın geleceği konusundaki en büyük belirsizlik, hem son çarenin tüm Avrupa kredi veren veya sadece AB finansal düzenleyici eksikliğinde yatmaktadır. Kimin sorumlu olduğu sorusu, birkaç ülkedeki banka üzerinde bir işlem varsa eş zamanlı olarak cevapsız kalacaktır.
Fransa geçen yıl bir ortak AB bankasının kurtarılması fikrini gündeme getirdi, ama Almanya bunu susturdu; vatandaşların İspanyol, İrlandalı veya Avusturyalı kredi verenlerin kurtarılmasına son vereceğinden korktu.
“Avrupa mali federalizminin taraftarı olmayan bir fikir olduğu açıkça ortaya çıktı” demekte Bruegel ekonomik araştırma enstitüsü finansal düzenleme uzmanı Nicolas Veron. “Ancak bir Avrupa finansal masraf paylaşımı sistemi olmadan ortak banka denetimi olamayacağını düşünmek yanıltmacadır”.
Avrupalı liderler Haziran ayında, Avrupa’da mevcut ulusal banka, sigorta ve hisse senedi yöneticilerinin listelerinin düzenleyiciler arasındaki sınır ötesi tartışmalara aracılık etmeyi güçlendirme prensibi üzerinde anlaştılar.
Fortis ve Fransız-Belçika ortaklığındaki belediye kredisi veren Dexia örneklerinin Avrupa hükümetlerinin çalışabildiği arasında geçici (ad hoc) finansal masraf paylaşımını göstermektedir. Fransız ve Belçika hükümetlerinin desteğiyle Paris, Brüksel ve Lüksemburg’taki otoriteler Dexia’yı korumada işbirliği içindeyken, BNP Paribas Fransız Bankası Fortis’in Belçika kısmının yönetimini ele aldı.
Avrupa bankacılık sektörünün kriz sonrası yeniden yapılandırılmasının daha fazla uluslarüstü ele almalarının en güçlü sebebi, AB rekabet kuralları bir dizi devlet destekli bankaların tasfiyesine zorlayacağı konusudur. Bunun için gelecek beş yılda piyasada pekçok mevduat olacaktır.
Halen Brüksel, Alman Commerzank, WestLB ve Sanchen LB bankalarını faaliyetlerini durdurmaları veya sona erdirmeleri için bilançolarını yarı yarıya azaltmalarını önermektedir.
Yaklaşık 30 devlet destekli banka, gelecek aylarda yeniden yapılanma denetimini beklemektedir.
İngiltere’de HBOS’un idaresini aldıktan sonra perakende bankacılık piyasasının üçte birine sahip olan R.B.S ve Lloyds gibi önemli devlerin elden çıkarılmalarını Avrupa komisyonunun talep etmesi muhtemeldir.
Düzenlemeler iki büyük İngiliz oyuncusu HSBC ve Barclays’in devlet tahvili tutmamasına ve bu varlıkları satmalarına izin verecek gözükmemekte. Çünkü piyasa yoğunlaşması olabilecektir. Bu da, yabancı finansal şirketler için fırsatlar açacaktır.
İrlanda’da tüm büyük oyuncular devlet yardımı aldıkları ve tümü elden çıkarılması gerekeceğinden dışarıdan borçları birleştirme gelebilecektir.
Hala engeller olacaktır. Bankaların borçlanmasından dolayı, çok azı nakit için diğer bankaları satacak gibidir. Bedelli sermaye artırımı için kendi hissedarlarına gitmesinde dışarıya satış isteyenleri zorlayarak takas paylaşımını içeren konular da dikkati çekmemektedir.