Ateş Etmeyiniz! İddiası Doğru mu?

.

Güneydoğu’dan hergün il, ilçe ve köylere hainlerin kurşununa kurban giden, mayına basarak hayatlarını kaybeden fidanların cenazesi geliyor, aile ocaklarına ateş düşüyor, insanların yüreği dağlanıyor. Belki de hayattaki tek dayanakları olan ömrünün baharındaki evlâtlarını kaybeden ana-babaların, eşinin yolunu gözleyen gelinlerin, babasının yüzünü henüz görmeyen bebeklerin, nişanlısını kaybetmiş olanların kolu kanadı kırılıyor. Ne yazık ki, şehitler toprağa verilirken milyonlar gözyaşı döküyor, insanlıktan nâsibini almamış bir kesim vur patlasın çal oynasın eğlenirken, devlet televizyonunun müzik kanalı da dahil birçok kanal programında değişiklik ve canlı yayın yapma gereğini bile duymadı. Tıpkı, Filistin’e insanî yardım götüren Mavi Marmara gemisine saldıran katil İsrail’in 9 masum insanı öldürüp, birçoğunu yaraladığında umursamaz davrananlar, yazanlar olduğu gibi. Böylesine duyarsızlığa bilmiyorum başka ülkede rastlamak mümkün mü?

Türkiye, son günlerde peşpeşe gelen şehit cenazeleri sebebiyle kan ağlarken, gündeme bomba gibi düşen şu haber halk arasında çok konuşulmaya başlandı. 15 Haziran gecesi Şırnak’ın Uludere İlçesi’nde güvenlik güçleri ile teröristler arasında meydana gelen çatışmada şehit olan Çorumlu Piyade uzman çavuş Mehmet Tez’in babası Rasim Tez, ortaya tüyler ürperten bir iddia ortaya atarak, oğlunun çatışma devam ederken “Baba teröristleri ablukaya aldık, fakat bize ateş ettirmiyorlar” dediğini ileri sürmüştü. Vatandaşlar şimdi yüreği yaralı şehit babasının öne sürdüğü bu iddianın doğru olup olmadığını tartışarak, ateş etmeyin emrini kimin verdiğinin cevabını ve yetkililerin bu konuda açıklama yapmasını bekliyor. Daha önce de benzer söylentiler çıkmış, ancak aslı olup olmadığı açıklık kazanmamıştı. Ancak, şu kadarını söyleyeyim; yıllar önce İnce Minare yanındaki Saray Pastanesi altında bulunan Türkiye’de Yarın Gazetesi’nde görevli iken askerliğini yedek subay olarak Şırnak’ta yapan muhasebeci Mehmet Gün, terhisinden kısa süre önce izine gelişinde benzer şeyler söylemiş ve bir köşe yazımda dile getirdiğim konuşmasında şöyle demişti:

“Bir gün emrimdeki birlikle araziye çıkmıştık. Bir süre sonra ilerimizde bir grup PKK’lı militan gördük, onlar da bizi gördü. Tedbirimizi alarak, telsizle durumu üstüme bildirdim. Ancak gittikçe birbirimize yaklaşmakta olduğumuz için ateş izini istedim, fakat hayli zaman geçtiği hâlde cevap gelmeyince telsizle tekrar arayıp, ateş izinini tekrarladım. Yine cevap alamayınca insiyatif kullanıp, ateş emri verdim. Teröristler etrafa dağılarak gözden kayboldular. İzinsiz ateş açtığımız için askeri mahkemeye verildim ve Diyarbakır’daki mahkemede konuyu olduğu gibi anlatınca hâkim dosyayı yırtarak, beni serbest bıraktı. Teröristler o kadar nişancılar ki, bizim askerler kayanın arkasından başını çıkarmaya görsün, emin olun alnından vuruyorlar. Onun için çok dikkatli olmak gerekiyor”

Teröristlere ateş açmak için bir üst makamdan izin almak gerektiğini, izin verilmediği takdirde kesinlikle ateş açmanın yasak olduğunu başkalarından ben de duydum. Ancak, askerde kurala uymak önemli olduğu için sebebini fazla araştırmadım. Şırnak’ta şehit olan uzman çavuşun babası böyle bir iddiada bulununca doğrusu merak etmeye başladım. Sanıyorum, başta oğulları güneydoğuda askerlik yaptığı için günlerini acı bir haber alma endişesiyle geçiren aileler olmak üzere, benim gibi milyonlarca insan da ateş açma izini konusunda açıklama bekliyor olmalı.

Öte yandan, Genelkurmay Sözcüsü Tümgeneral Ferit Güler’in, basını bilgilendirme toplantısında terörün artarak devam edeceğinin değerlendirildiği şeklindeki sözlerinden 14 saat sonra Hakkari’nin Şemdinli ilçesi Gediktepe kırsalında teröristlerin askeri birliğe saldırısında 11 vatan evlâdının şehit olması dikkatleri Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’a çevirdi. Bu acı olaydan bir gün önce uçakların Kuzey Irak’a 3 kilometre girerek, terör yuvalarını yoğun şekilde bombaladığı belirtilmesine rağmen, Org. Başbuğ’un Kuzey Irak’tan sızan 57 teröristten 27’sinin gerçekleştirdiğini açıkladığı saldırıda bu kadar çok şehit verilmesini akıl almıyor. Dünyanın en iyi eğitim gören, modern silah ve techizatlarla donanımlı Türk Ordusu’nun terör örgütüyle yaptığı mücadelede sonuç alamayışının sebebi ve terör örgütünün bir askerî birliği nasıl saldırabilme cür’etinde bulunması merak edilerek, “Teröristlerin sayıları bile tesbit edildiği hâlde niçin önlem alınamadı. ABD ile istihbarat işbirliği yapıldığı ileri sürülüyor, ancak ciddi şekilde bir istihbarat zaafiyeti olduğu görülüyor. Daha ne kadar şehit vereceğiz” sorusu soruluyor.

Terör olaylarındaki tırmanışa dikkat çeken Meclis Başkanı M. Ali Şahin de “Her şehit haberinden sonra ve cenazesinde ‘Allah rahmet eylesin, vatan sağ olsun, milletimizin başı sağ olsun’ demek âdet hâline geldi. Bu tür değerlendirmeler ve açıklamalar vatandaşlarımızı artık tatmin etmiyor. 11 şehidimizle ilgili olarak ben Genelkurmay’dan tatmin edici bir açıklama bekliyorum. Şehit ana-babalarının hislerine tercüman olacak, tatmin edici açıklama bekliyorum, kamuoyu da bekliyor” dedi. ASDER Genel Başkanı emekli Albay Prof. Dr. Nevzat Tarhan da Jandarma Genel Komutanı Org. Atilla Işık’ın Ankara’da durmadan Güneydoğu’ya giderek çadırını kurup, terörü bitirmesi gerektiğini belirtti. Bu arada, 11 şehit toprağa verilmeden aynı gece Elazığ Palu’da karakola yapılan saldırıda 1 askerimiz şehit olurken, Hakkari-Çukurca karayolu üzerinde özel harekât polislerine de saldırı yapıldığı haber veriliyor.

Binlerce cana malolan terör saldırılarının son bulması için Cenâb-ı Allah’a dua ediyorum. “Yarabbi! Şehitlerimize rahmet eyle, onları yüksek makamlarla mükâfatlandır, ailelerine sabır ver” Amin.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri