Ataerkil Aile mi? Anaerkil Aile mi?

.
Türk aile yapısında hep “Ataerkil” aileyiz diye söylenir fakat bu sözün doğruluk derecesi kadar yanlışlık derecesi de önemlidir.
Türk Milleti “Ataerkil” aile değil, “Anaerkil” aile yapısına sahiptir. Ailede kadının, ülkede ise devletin yeri çok önemlidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Cennet annelerin ayağının altındadır” buyurmuştur.
Peygamberimiz bir başka hadisinde de "Hiç unutulmayacak yüz anne yüzüdür" buyurmuşlardır. Annenin müslüman Türk toplumundaki yeri çok önemli olduğunu vurguladıktan sonra Mustafa Kemal Atatürk de, “Kadının en büyük görevi anneliktir”, “Büyük başarılar değerli annelerin yetiştirdikleri seçkin çocuklar sayesinde olmuştur” der.
Evin erkeği savaşa gittiği zaman ailenin geçimini ve yaşantısını evin kadını düzenler. Bu kadın yaşlı ve bilge bir kişidir. Ailenin her, şeyinden o bilge kadın sorumludur. Ailede erkek çalışmaya gittiği zamanda da evin geçimini yine ailenin bilge kadını annesi yapar ve ev halkını o yönlendirir. Eskiden 6 ay 8 ay evin erkeği çalışmak para kazanmak ailesini geçindirmek için diyar diyar gezer çalışır biriktirdiği parayı yine evin en büyük annesine getirir teslim eder, o elde edilen parayı tasarruf ederek yavaş yavaş ihtiyaçları gidermek için harcar. Anne tutumludur ve ailenin geçimiyle uğraşır. Ve evin “Anaerkil” kişisidir. Çadırın direğidir. Evin ailenin bel kemiğidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Sizin en hayırlı olanınız aile ferdine hayırlı olanınızdır" buyurmaktadırlar. Butter, “Aile toplumun özüdür. Onu yıkmaya yönelen her şey toplumun yıkımına yönelmiş demektir.” derken, Lamartine de, “Her aile bir tarihtir. Hatta okumasını bilene göre de destandır” der.
Kadının ana ve eş olarak aile düzenindeki yeri çok önemlidir. Evin, mutlu yaşanan bir yuva olması, kadının neşeli, çalışkan, anlayışlı, özverili olmasına bağlıdır.
Bir başka atasözü “Yuvayı dişi kuş yapar” diyerek kadının aile yaşamındaki büyük payını belirler.
Eskiden olduğu gibi günümüzde de birçok mutlu aile yanında, kavgalar ve geçimsizlikler yüzünden çileli yaşamını sürdüre gelen aileler de vardır. Bunun başlıca nedeni, kadının, değişen sosyal ve ekonomik koşullar altında eşine ve çocuklarına gereken ilgiyi gösterememesidir.
Ailede kadının yeri ve önemi ne ise, yurtta da devletin yeri ve önemi aynıdır. Millet yaşamının mutlu, geleceğe güvenle bakılan huzurlu bir ortama kavuşması, devletin, ülkede özgürlük, adalet herkesin emeğini eşitlikle değerlendiren bir çalışma ve iş düzeni kurmasına bağlıdır.
Evi yaşanılır bir yuva yapan nasıl kadınsa; yurdu da kardeşçe, ulusal birlik içinde, özgürlük ve adaletle aydınlanmış bir mutlu vatan yapan, devlet ve devleti oluşturan devlet adamlarıdır.

Yiğidi hoş eden at, yemeğe tat veren et,
Kuşu kuş eden kanat, çiçeği hoş eden demet,
Yuvayı dişi kuş, ülkeyi devlet yapar;
Evi ev eden avrat, yurdu şen eden devlet.

Erkek ülkenin ve ailenin korunmasında öndedir. Fakat ailenin yapısında ise kadın, erkekten biraz daha ön planda yer alır. Bir ailede ramazan hazırlıklarında kadının önemini vurgulamadan önce aile yapımıza ve ailede de kadının fonksiyonlarını anlatmaya çalıştım yarınki yazım ise Konya’da ramazan hazırlıkları ile ilgili olacaktır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri