At Eti mi, İt Eti mi Yediğimiz Belli Oldu!

.

Şehrimizde son günlerde bir lokantacının sahibi olduğu 2 işyerinde halka “At eti” yedirmesi konuşuluyor. Kaç kişinin ne zamandan beri at etinden yapılmış şiş köfte, döner, Adana ve furun kebabı yediğini kimse bilmiyor. Bunu bilse bilse at etini koyun ve dana eti diye yutturan lokantacının kendisi bilir, ya da tahmin edebilir. Yıllardır çarşıda bir lokantada et yemediğim için, benim için at eti yemiş olmak söz konusu değil, ancak üstelik para vererek at eti yiyenlerin hangi duygular içinde olduğunu bilemiyorum. Lokantacının sık sık at alması dikkati çekerek, “Bu adam ilgisi olmadığı hâlde niçin at alıyor” diye düşünenlerin şüphesi olayı ortaya çıkarmış. Çünkü; kanunsuz, Allah’ın rızasına muhalif, Müslüman’a yakışmayan bir davranış eninde sonunda ortaya çıkmaya ve kabahatlinin yüzüne vurulmaya mahkûmdur.

Konya Lokantacılar Odası Başkanı Ali Osman Karamercan da, müşterilerine at eti yediren bu lokantanın kapatılması gerektiğini, bu tür yerlerin halkın sağlığıyla oynamaması için denetiminin ve ruhsat işlerinin resmi kurumlardan alınıp, Lokantacılar Esnaf Odasına verilmesini isteyerek “Odanın, böyle lokantaları kapatması yasal olarak mümkün olmadığı için hijyen kurallarının ihlâl edildiği işyerlerini belediye ve İl Tarım Müdürlüğüne şikâyet ediyoruz” dedi. Şikâyetlerle ilgili olarak yetkililerin hiçbir şey yapmadığını ifade eden Karamercan, 2005’ten itibaren sıkı denetim yaptıklarını ve incelemeler sırasında tesbit ettikleri aksaklıkları lokanta sahiplerine anlatıp, işlem yapılması için konuyu Büyükşehir Belediyesi ve İl Tarım Müdürlüğüne bildirdiklerini kaydederek, şöyle devam etti:

“Bilgilendirmemize rağmen yetkililerden hiçbir tedbir ve uygulama yapılmıyor. Konunun denetimi ile yetkili muhatabı olan İl Tarım Müdürlüğü, personel sıkıntısı sebebiyle denetimi yapamadıklarını belirtiyor. Hijyenik olmayan seyyar satıcılar da uygun olmayan şekilde yiyecek sektöründe hizmet veriyorlar. Sanayi bölgelerinde ise büfe ruhsatı ile lokantacılık yapılıyor. Büyükşehir Belediyesi’nin bu duruma son vermesi lâzımdır. Sanayi bölgelerinde sayıları çok fazla olan büfelerin yasal olarak sadece büfe şeklinde faaliyet göstermeleri, seyyar satıcıların ise hiçbir şekilde ve nedenle açıkta gıda satmaması gerekir”

Ali Osman Karamercan, Karatay, Meram ve eski sanayide büfe adı altında işletilen tam 110 tane ruhsatsız lokanta olduğunu bildirerek, bunun için belediyelerin yasalar ve zabıta yönetmeliğinin amir hükümlerini ve gereken yaptırımları uygulamalarını, hijyen ve gıda açısından sakıncalı lokantalara ağır cezalar getirip, lokantaların denetiminin odaya bırakılmasını sözlerine ekledi.

Bir meslekdaşının, meslek ahlâkı ile asla bağdaşmayan böyle bir davranışa başvurmasından üzüntü duyan Türkiye Lokantacılar Federasyonu Genel Başkanı İsmail Sezer de “Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabulü hakkında kanuna” değinip, kanun kapsamında kabul edilen sorumlu yönetici eğitiminin ve sertifikalarının odalar tarafından verilmesini iptal eden Danıştay kararının düzeltilmesi gerektiğini ifade ederek, işletmelerde bulunması gereken “Gıda mühendisi” nin ekonomik nedenlerden dolayı kaldırılmasına ve işyeri açarken ustalık belgesi istenmesine vurgu yaptı.

Müşterilere at eti yedirilen lokantanın yasalara göre kapatılmasının mümkün olamadığı, sâdece para cezası uygulanacağı öğrenilirken, Ereğli’de de zabıtaların bir işyerinde kaçak et yakaladığı, etlerin sağlığa zararlı olup olmadığının kontrol edileceği, yasa gereğince kaçak kesildiği için para cezası verileceği belirtildi.

Hatırlanacağı gibi, geçmişte de Çayır yöresi olarak bilinen Ereğli yolu civarında satışa hazır hâlde at eti ele geçirilmişti. Bu arada, yasa gereği yasak olduğu hâlde aynı tarihte kasap ve marketlerde hazır kıyma, Kadınlar Pazarı civarında kilosu 5 liraya kıyma, 4 liraya sucuk satıldığı, buna rağmen denetim yetkisinin belediye zabıtasından alınarak İl Tarım Müdürlüğü’ne verilmesi nedeniyle yeterli denetimin yapılamayışı üzerine konu üzerinde daha ciddi durulabilmesi amacıyla bu köşede “Vali Osman Aydın’a açık mektup” başlıklı bir yazı yayınlayıp, “Yediğimiz at eti mi, it eti mi belli değil!” diye sormuştum. Sayın Vali, konu ile yakından ilgilenerek, yazıyı İl Tarım ve Bölge Çalışma Müdürlüklerine havale etmişti. Telefon eden İl Tarım Müdürü İbrahim Doster, yeteri kadar personel olmadığını, imkânlar ölçüsünde denetim yapmaya çalıştıklarını söylemişti. Aradan geçen 2 yıla rağmen durumda bir değişiklik göze çarpmıyor. Bu sebeple herkes bildiğini okumaya devam ediyor. Üstelik denetim zafiyeti sebebiyle durumun lokantalarda halka at eti yedirilecek kadar vâhim hale geldiği görülüyor.

Eskiden koyun ve sığır yerine Edirnekapı surlarında atların kesilip, etinin el altından kasap ve marketlere satıldığı, Beyoğlu İstiklâl Caddesi’nde ünlü bir şarküteride meşhur marka sucuk ve at eti ele geçirildiği haberlerinin gazete ve ekranlara yansıdığı olurdu. Denetim boşluğu sebebiyle şehrimizde de bazılarının böyle şeylere cür’et edebildiğini görüyoruz. Bildiğim bir şey varsa, bazı insanların haram olmasına aldırış etmeden para için yapamayacakları şeyin olmadığıdır. Bu nedenle bize, halkımıza “Ucuz etin suyu kara olur” atasözünü hatırlatarak, düşük fiyatlı yiyecek ve gıda maddelerine itibar etmemeleri konusunda uyarıda bulunmak kalıyor.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri