Aşk Kitabı

.

Focebook’tan arkadaş olduğum Tebrizli heyecan dolu bir yazarla, Elif Şafak’ın “Aşk” kitabı üzerine sohbetimiz oldu. Bende bir makale olarak yaz yayınlatalım isteğinde bulundum. Bilmediklerimizi Tebriz’deki kaynaklardan öğrenelim diye söyledim. Bu yazının sadece imlalarını düzeltip aslına dokunmadan yayına verdim.

Bu makalemi Şems’in diyarından Tebriz’den siz değerli okuyuculara yazıyorum. Kaç gün önce Hocam Muallim Ayhan Beyle Şems ve Mevlana hakkında bir sürü sohbetimiz oldu ki, kendileri şeref buyurup ve sözlerim ve bakış yönlerimi bir makale unvanı altında toplayıp yazmamı istediler. Bizlerin arasından, o kalem sahipleri roman yazmada ustadırlar ama şahsı kütüphanelerinde kendilerine ait Mevlana’nın “Şems-i-Tebriz’i” divanı yoktur. Ya da çok az bilgiye sahiptirler. O tesir ki bu iki hocayı dünya edebiyatına koymuşlar ve hala da koyuyorlar asla göz yumulacak bir mesele değil.

Elif Şafak’ın “Aşk” romanı edebiyat dünyamızda ünlü eserlerden birisi sayılır. Milyonlarca basılıp, milyonlarca satılması ve tercümesi dünyanın önemli dillerine, kendisi bu iddiayı ispat etmek için galiba yeterli görünüyor.

Ama acaba sanıyorsunuz ki bu roman, asil ve orjinal bir çalışma mıdır? Ya daha önemlisi sayın yazar bu iki REB AŞIKININ hakkını ödeyip onları tam anlamıyla anlata bilmiş mi? Cevabım bu soruya kesinlikte hayırdır. Maalesef, “Aşk” romanı gayrı asıl, tekrarı ve hep duyulmuş eserlerin modern bir şekle çevrilmiş halidir. Ve içinde ki sözler yeni değildir. Benzerini edebiyat dünyasında çok görmüşüzdür. Aslında, Elif Şafak’ın, “Aşk” romanını okumakla bildiklerimize yeni bilgiler katmıyor; hatta eksik ve çok basit bir roman da geliyor. Şems ve Mevlana hakkındaki bilgiler çocukluk yıllarında öğrenip, büyüklerden duyduklarımız ve kendi ve okuduklarımızın yanında romanda anlatılanlar çok basit kalıyor.

Aşk romanı ki aslında iki kitabı kendisinde toplamış. Birinci kitap yeni devrin insanı, onun hislerini okuyucuya anlatıp ve onun modern hayatta avare kaldığını gösteriyor. İkinci kitap yıllar önce yaşanan ilahi aşkı bize tanıtmaya çalışıyor.

Kitabın bütünlüğü beş bölümden düzenlenmiş ki bu kendisini okumayı yorucu bir hale getirmiştir.

Mevlana’nın ruh ve revanın inkılabı, şemsi ziyaret ettikten sonra, bugüne kadar tarihin en büyük ve derin inkılaplarından birisi sayılıyor. Mevlana kendisi buyurur ki “Bunca ilim ve aşk ateşi ki, bende var. Şems’in yüreğinden çeşme alan bir alevin karşısında hiç sayılır.”

Mevlana 39 yıl din hocasıydı. Camilerde günlerin geçirtmişti ve sonunda bu noktaya ayak basa bilmişti. Mevlana bir hale gelmişti ki hatta suyun küçücük bir dalgası onu maşukunu yâdına sala biliyordu. O yüzdende başkası Şems’i ziyaret ettikten sonra Mevlana olmadı... Olamadı.

Oysa aşk kitabında yazarın çabası şu dur ki yarattığı Şems ve Mevlana şimdi ki insanın ruh haline eser koysun ama galiba pek bu konuda başarılı olamamış. Maalesef Şafak bu kitap da sadece duyduklarını yazmış ve Şems ya da Mevlana’yı öylesine ki başka kitaplarda da anlatmışlar okuyunca göstermiş ki. Sizce hakikat Şafak’ın yazdığı dünyadan ve envalardan daha büyük ve derin şiirler kendisinde taşımıyor mu? O şiirler ki yıllardır insanlar şerh etmiş, büyük din, felsefe, psikoloji, sosyoloji, meta fizik, ve ....binler tane başka uzman ve hocanın kendi içlerine almış ve bunca yıldan sonra, bütün araştırmalara rağmen, hala bu şiirler tam anlamıyla çözülmemişler.

Hal-bu-ki, Şafak Aşk kitabında kafamıza takılan bazı soruları asla görmezlikten gelmiş ya da cevap verince basit ve sıradan bezenmiş bildiğimiz sözlerle okuyucuyu kandırmaya çalışmış. Bir sürü soru mesela:

Neden Mevlana’ya, Şems, Enel Hak (ben ALLAH’IM) cümlesini tekrarlıyor, asil manası nedir? Neden Şems, Mevlana onu tanıdıktan sonra deli divane hale geliyor? Aşk âlemi neresidir? Allah’ın âşıkları aşk âleminde nasıl yaşıyorlar? Zahit ve arifin arasında ki farklar nedir? Neden Şems zahitlerden hoşlanmıyor? Şems’in büyük tartışmalara sebep olan meşhur cümlesi “gösterin bu şehrin kâfirleri nerededirler ta dudaklarından öpeyim” Niçindir? Neden arif Allah’ın divanesidir? İrfanı aşk nedir? Neden arif yaşamdan nefret ediyor?

İnsan, Şafak’ın kitabin okuduktan sonra kendisinden, soruyor acaba insaf mıydı ki Şems ve Mevlana’yı bu konuların hiç birisine dikkat etmeden, çok basit ve sıradan bir şekilde anlatılsınlar? Sanki Şafak bunların hiç birisini görmemiş ve onlara önem vermemiş.

Sadelik, güzelliktir. Şafak bu sözden kitaplarında kullanıyor. Ama bahsettiğimiz kitapta da kullanılan yazı şivesi basit olması oysa rahatça ve şüphesiz okunup, anlaşılmasına sebep oluyor, maalesef öyle görünüyor ki tarih, irfan ve felsefenin önemli konuları bu asla feda olmuşlar gibi geliyor. Elif Şafak sade ve herkes için, her dilde, anlaşılan kelimeleri seçerek aynı anda İrfanın daha önemli ve her kes bilmediği konulardan bir az daha çok bahsetsin. Neden ki Şems ve Mevlana’nın bakış yönleri, insanların hayatını her zaman her devirde alt üst ede biler.

YAZAN: NEGİN N. AZALİ

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri