FAY, PARÇALI KIRIKLI 35 KİLOMETRE UZUNLUĞUNDA
ARGITHANI’NDAKİ DEPREM KONYA’YI ETKİLER
Argıthanı bölgesinde 1900-1995 arasında orta ve küçük büyüklükte 52 deprem olurken 1970-1995 arasında ise 38 deprem meydana geldiğini hatırlatan Fetullah Arık, bölgede orta büyüklükte deprem olabileceğine işaret ederek, “Burada meydana gelebilecek depremin 50 kilometre çapında olduğunu düşünürsek Konya'yı da etkilemesi söz konusu” değerlendirmesinde bulundu. Arık, Konya’nın zeminin de çok heterojen olduğunu kaydetti.
BOSNA’DAKİ YAPILAŞMA TEHLİKE ARZ EDİYOR
Selçuklu ve özellikle de Bosna Hersek Mahallesi’ndeki dikey yapılaşmanın olumsuz yönlerine de işaret eden Fetullah Arık, “Bosna Hersek bölgesi hemen kampusün arkasındaki dağların alüvyol yelpaze alanı. Orada gevşek malzeme ve dere yatağı var. Bosna’nın kısmen batısından biraz kuzeyinden geçen Konya Fay Zonu’na bağlı küçük kırıklar var. Bunların harekete geçmesi ne zaman olacak bilemeyiz ama risk unsurudur” dedi.
Argıthanı’nda sismik boşluk
Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Fetullah Arık, Argıthanı’nda sismik boşluk olduğunu ve hala deprem olmadığını belirterek, Konya’nın depreme hazırlıklı olmasını net bir şekilde vurguladı
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Konya Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Fetullah Arık, geçtiğimiz günlerde Elazığ’da meydana gelen depremin Türkiye genelinde olduğu gibi Konya’da da insanlarda endişeye neden olduğuna dikkat çekti.
ARGITHANI’NDAKİ SİSMİK BOŞLUK KONYA’YI ETKİLER
Depremi, Türkiye gerçeği olarak yorumlayan Fetullah Arık, depreme hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı. Elazığ’daki depremin sismik boşlukta meydana geldiğine atıfta bulunan Arık, Konya’da da Argıthanı civarında sismik boşluk olduğunu ve burada henüz bir depremin yaşanmadığına dikkat çekti. O bölgenin Kütahya Bolkar Dağı kuşağının güney sınırını yani Akşehir –Simav Fay Sistemi’ni meydana getirdiğini aktaran Arık, “Orada fay parçalı kırıklı olarak yaklaşık 35 kilometre uzunluğunda devam ediyor. Akşehir –Simav Fay Sistemi Konya Ovası’nın içine kadar gelen bir kırık zonudur. Bölge içerisinde çeşitli noktalarda deprem meydana geldi ama o bölgede deprem olmadı. Ilgın’da 1946’da 5.5. büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş 12 kişi hayatını kaybetmiş ve 3000’in üzerinde bina hasar görmüştü. Deprem artık bizim kaderimiz. Argıthanı bölgesinde 1900- 1995 arasında orta ve küçük büyüklükte 52 deprem olurken 1970-1995 arasında ise 38 deprem meydana gelmiştir. Argıthanı’n da, deprem olursa kaç büyüklüğünde olur. Orta büyüklükte 4.5’in üzerinde olacağını tahmin ediyoruz” diye konuştu. Argıthanı’nda meydana gelebilecek orta büyüklükteki depremin Konya’ya etkisinin ne olacağını da örnekle ifade eden Fetullah Arık, “17 Ağustos 1999 Marmara depreminde Gölcük’te deprem oldu, Avcılar’da evler yıkıldı. Yani 200-300 kilometrelik bir çapı söz konusu. Burada meydana gelebilecek depremin 50 kilometre çapı olduğunu düşünürsek etkilemesi söz konusu” dedi.
ZEMİN ETÜDÜ BÜYÜK MASRAF GİBİ GÖRÜLÜYOR
Konya’da depreme yönelik yapılan ve yapılması gereken çalışmaların geç de olsa başladığını anlatan Fetullah Arık, şöyle devam etti: “En azından Konya’nın neresi yerleşime uygun, neresi değil bunu biliyoruz. Belirlenmiş olan yerleşime uygun alanlarda da yine yapılacak her bina için o parsellerin zemin özellikleriyle ilgili olarak parsel bazında zemin etütleri yapılmalı. Burada tek problem bu etüdlerin yaygınlaşması. Halkımızın bunu artık masraf kapısı olarak görmekten çok güvenli binalar için gereklilik olarak anlaması gerekiyor. Zemin etüdü ciddi pazarlıklara konu oluyor. Bina yapmaya kalkışan vatandaş zaten bir takım kalemleri kendi kafasında belirlemiş, zemin etüdü projesi buna eklenince maliyet artıyor. Bu projelerden bazılarında pazarlık yapıyor. Bütün teknik odaların sıkıntısı. Proje çalışmalarının belirgin asgari bedelleri vardır. Hiçbir mühendislik odası belirlenen fiyatları asgari ücret seviyesine bile getiremiyor. Zemin etütleri için Proje bedeli bir binadaki bir daire maliyetinin toplamda yüzde 5’ini geçmez. Nedense bu gözlerde çok büyütülüyor ama insanların güvenliği için en önemli konu da bu.”
Proje ve projenin uygulanması noktasının da oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Fetullah Arık, “Binanın zeminini öğrendik ama projemizi o binanın taşıma gücünün altında planlarsak sıkıntı yaşarız. Konya zemini çok heterojen zemin. Binanın bir köşesiyle öteki köşesi farklı taşıma gücüne sahip. Projenin belirlenen en düşük taşıma gücünü hesaba katacak şekilde hazırlanması ve uygulamanın teknik elemanlar denetiminde yapılması gerekiyor. Normal şartlarda şu an yapılan bütün projeler denetleniyor. Sıkıntı, denetlemelerin tam anlamıyla yapılıyor olmaması ve doğru bilinen yanlışlar. Kullanılan malzeme ve uygulama da önemli. Bir bina yapacaksınız zeminin size sunduğu özelliklere göre binayı tasarlayın ve iyi bir uygulama gerçekleştirin” değerlendirmesinde bulundu.
1960’DAN SONRA YAPILAN BİNALAR NE KADAR SAĞLAM?
Konya’da şehir merkezindeki binalaşmanın Cumhuriyetten sonra yaygın olarak geliştiğini hatırlatan Fetullah Arık, eski binaların bütün güzellikleriyle durduğunu, herhangi bir problemin olmadığını anımsatarak, şöyle devam etti: “1960’lı yıllardan sonra hızlı kentleşme ile birlikte imarla ilgili bir takım düzenlemeler bulunmasına rağmen günümüze kadar ciddi şekilde bu ele alınmadı. 1960’lı yıllardan sonra günümüz inşaat teknikleri kullanılmadığı için 6 katlı kolonsuz yığma karkas binalar yapıldı. Bu binalar normal şartlarda çökmeyebilir ama ciddi bir deprem sırasında nasıl davranacaklarını bilemez. Konya o denli büyük bir depremi çok şükür yaşamadı. Kent merkezi özellikle, mevcut valilik-istasyon bu bölge arasında düşünecek olursak, bitişik nizam bu tarz yapılar çok yaygın. Bunların yapılışı, kullanılan malzeme, uygulaması, projesi o zamanki şartlara göre belki mühendislik hizmeti almış olabilir ama günümüzde bunlardan ekonomik ömrünü tamamlayanların yıkılarak yerine uygun şartlarda binalar yapılabilir. Bu bölgedeki arsalar değerli olduğu için çok katlı binalar yapılıyor. Bu da ayrı bir araştırma konusu olsa gerek. Eski binalar da bugün, yarın yıkılır diye bir şey söyleyemeyiz. Mevcut binaların mümkün olduğunca bir şekilde desteklenmesi güçlendirilmesi yapılıyor.”
BOSNA HERSEK BÜYÜK RİSK TAŞIYOR
Selçuklu ve özellikle de Bosna Hersek Mahallesi’ndeki dikey yapılaşmanın olumsuz yönlerine de işaret eden Fetullah Arık, “Selçuklu çok büyüyen bir kent. Son 15 yıllık periyot içerisinde çok hızlı bir kentleşme gerçekleşti. Bosna Hersek bölgesi hemen kampusün arkasındaki dağların alüvyol yelpaze alanı. Orada gevşek malzeme ve dere yatağı var. Dolayısıyla buralarda yapılaşma çok katlı binalardan öte daha düşük katlı sağlam temellere oturtulmuş binalar olmalı ama tam tersi durum söz konusu. Hemen Bosna’nın kısmen batısından biraz kuzeyinden geçen Konya Fay Zonu’na bağlı küçük kırıklar var. Bunların harekete geçmesi ne zaman olacak bilemeyiz ama risk unsurudur. O bölgede taşkın riski de söz konusu olmak üzere gerek deprem ve gerekse sellenme riskinin göz önünde tutulması gerek.
Bölgedeki kırıntılı, gevşek malzeme geçmişteki taşkınlarla gelmiş. Ama bu ne zaman geldi o bilinmiyor. Ancak günümüz geçmişin aynasıdır; Jeoloji’de bu kural geçerlidir. Geçmişte ne olduysa günümüzde de olabilir. Böyle bir durumu inşallah yaşamayız. Bunun için aldığımız ek bir tedbir maalesef görülmüyor” dedi.
KONYA’NIN AFET PLANI VAR AMA GÜNCEL Mİ?
Konya’nın afet planı olmasına rağmen ne kadar güncel olduğunun tartışılabileceği mesajını veren Fetullah Arık, “Geçen yıl itibariyle Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve beraberinde illerdeki Sivil Savunma Genel Müdürlükleri lağvedildi. Bunların yerine bu tür durumlarda, öncesinde ve sonrasında tedbir almak, ekip oluşturmak üzere Başbakanlığa bağlı Afet Acil Durum Başkanlığı birimi kuruldu. Bu birimin illerde de Valiliğe bağlı teşkilatları olacak.
Bunlarla ilgili risk analizleri, gerçekleşmesi halinde müdahale planları, rehabilitasyon planlarının olması gerekiyor. Şu an Konya’da mevcut il yönetimi gereğince oluşturulamadığı için altı ne kadar dolu bilemiyoruz. Mevcut plan ise bilinmiyor” diyerek sözlerini tamamladı.
ALİ ÖZCAN