Yaklaşık 15 - 17 yıl önce bir arkadaşımın otomobiliyle Ankara’ya gitmek için yola çıktık. Hava soğuk mu soğuk, Konya tabiriyle "Buz gibi bir ayaz" var sıcaklık ise – 20, 22 dereceleri gösteriyor yer - gök buz gibi. Otomobilin kliması çalışıyor fakat aracı ısıtamıyor böylesine bir soğuk kış sabahı.
Ankara Yolu’na çıktık şehri terk etmek üzereyiz. Fakat yolun ortasında tarihi bir “Anıt Ağacı" gibi duran polis memuru durmamızı işaret etti. İlk gördüğüm manzara beni değil sizleri bile hayretlere düşürecek cinstendi. Polis memuru kendisini soğuktan korumak için sarmış sarmalamış elini yüzünü soğuğa karşı önlem almış anı t gibi karşımızda dikili duruyordu.
Kendisini feda etmiş vazifesi uğruna kendi hastalanacağını hiç düşünmeden vatanına hakkıyla hizmet aşkıyla görev yapıyordu.
Bize uyarıda bulundu ve "Şu kilometrelerde gizli buzlanma var dikkat edin" dedi ve bizlere hayırlı yolculuklar diledi. Ne zaman Ankara'ya gidecek olsam bu manzara hep gözlerimin önüne gelir. Bir o görevli polis memurunu, memurla da hiç tanışamadık. O gün öylesine duygulanmıştım ki, hala hep duygulanırım. Bu polis memurunun şahsında bütün görev yapan polislere her zaman şükranlarımı sunmak istemişimdir.
Böylesine soğuk bir kış gününde ve gecesinde cansiperane görev yapan şehir içindeki polisleri de saygı ve sevgiyle anmadan geçemeyeceğim.
8 - 9 yaşlarındayım evimizin karşısına kiracı olarak yeni evlenmiş bir polis memuru oturdu. Babaannem onları, onlarda babaannemi çok sevdiler adeta et-tırnak, ana-kız misafir sevgileri her geçen gün artı. Sabah namazından sonra evde ekmek yapılırsa hemen babaannem "Haydi polis amcana götür karakola gitmeden bu sıcak ekmeği yesin” diye ekmek gönderir canı çekmesinden diye yaprak sarması, lahana sarması gibi yemeklerden de ikramda bulunurdu, "Onlar toprak garibidir bizim onlara yardım etmemiz gerekir diye de bize nasihat ederdi babaannem. Yıllar yılları kovaladı polis memurunun Konya’dan başka bir vilayete tayini çıktı bizde onların izini kaybettik. Yıllar sonra o polis memuru emekli olmuş bir başka vilayette ev almış oraya yerleşmişler ve hac görevlerini yapmak için de niyet etmişler doğruca Konya’ya geldiler babaannemi buldular bizim evde bir kaç gün misafir kaldılar. Hazreti Mevlana'yı ziyaret ettik ve hacca gittiler.
Sevgili dostlar bırakınız güvenlik görevlerini kaç kişi kaç kişiyle dostluklar kurabiliyor onlara sabah bir güler yüz tatlı dille selam veriyor. Batı toplumlarındaki gibi sen beni tanıma ben de seni tanımayayım diyoruz gelin bir birimizi tanıyalım. Selamlaşmaktan korkmayalım.
Ankara Yolu’na çıktık şehri terk etmek üzereyiz. Fakat yolun ortasında tarihi bir “Anıt Ağacı" gibi duran polis memuru durmamızı işaret etti. İlk gördüğüm manzara beni değil sizleri bile hayretlere düşürecek cinstendi. Polis memuru kendisini soğuktan korumak için sarmış sarmalamış elini yüzünü soğuğa karşı önlem almış anı t gibi karşımızda dikili duruyordu.
Kendisini feda etmiş vazifesi uğruna kendi hastalanacağını hiç düşünmeden vatanına hakkıyla hizmet aşkıyla görev yapıyordu.
Bize uyarıda bulundu ve "Şu kilometrelerde gizli buzlanma var dikkat edin" dedi ve bizlere hayırlı yolculuklar diledi. Ne zaman Ankara'ya gidecek olsam bu manzara hep gözlerimin önüne gelir. Bir o görevli polis memurunu, memurla da hiç tanışamadık. O gün öylesine duygulanmıştım ki, hala hep duygulanırım. Bu polis memurunun şahsında bütün görev yapan polislere her zaman şükranlarımı sunmak istemişimdir.
Böylesine soğuk bir kış gününde ve gecesinde cansiperane görev yapan şehir içindeki polisleri de saygı ve sevgiyle anmadan geçemeyeceğim.
8 - 9 yaşlarındayım evimizin karşısına kiracı olarak yeni evlenmiş bir polis memuru oturdu. Babaannem onları, onlarda babaannemi çok sevdiler adeta et-tırnak, ana-kız misafir sevgileri her geçen gün artı. Sabah namazından sonra evde ekmek yapılırsa hemen babaannem "Haydi polis amcana götür karakola gitmeden bu sıcak ekmeği yesin” diye ekmek gönderir canı çekmesinden diye yaprak sarması, lahana sarması gibi yemeklerden de ikramda bulunurdu, "Onlar toprak garibidir bizim onlara yardım etmemiz gerekir diye de bize nasihat ederdi babaannem. Yıllar yılları kovaladı polis memurunun Konya’dan başka bir vilayete tayini çıktı bizde onların izini kaybettik. Yıllar sonra o polis memuru emekli olmuş bir başka vilayette ev almış oraya yerleşmişler ve hac görevlerini yapmak için de niyet etmişler doğruca Konya’ya geldiler babaannemi buldular bizim evde bir kaç gün misafir kaldılar. Hazreti Mevlana'yı ziyaret ettik ve hacca gittiler.
Sevgili dostlar bırakınız güvenlik görevlerini kaç kişi kaç kişiyle dostluklar kurabiliyor onlara sabah bir güler yüz tatlı dille selam veriyor. Batı toplumlarındaki gibi sen beni tanıma ben de seni tanımayayım diyoruz gelin bir birimizi tanıyalım. Selamlaşmaktan korkmayalım.