An

Ayşe Aslı Duruk

Akıbeti şekillendirmek, ahireti inşa etmek gibi nihai, devasa ve kaçınılmaz sonuçlara yol açan nice sebep, bir ‘an’ın içinde olup bitiveren, öyle anlık ve basit görünümlü şeyler ve işler olabilir, bazen. Olabiliyor. Bir anın içine, ilahi rahmete ya da gazaba yol açabilecek bir tohum gizlenmiş oluyor. Öte alemde yeşerip, akıl almaz büyüklüğe ulaşacak olan ağaçların ve bitkilerin tohumları. Öyle anlık ve ufacık zamanların içine yerleştirilip sıkıştırılmış… Şöyle söyleyip somutlaştırayım: değil mi ki, örneğin katil olmak, kast edilen canın bedenden çıkması yani, bir anın içinde gerçekleşir? Katil olmak, anlık iştir işte, bu bakımdan. Anlık sinirle göz kararır, şeytana uyulur, falan… Ya da, bilemezsiniz, hiç olmadık bir anda, tüm dünyayı ve kendi nefsinizi karşınıza alma pahasına olsa bile, inancınızdan taviz vermeyecek kadar güçlü ve sağlam durdunuz, olası sayısız senaryonun içinde bir yerde. Bir anlık kahramanlık! Cebinizdeki son parayı, aç bir çocuğa vermek ve benzeri sayısız olası yaşam kesitinden birini tasavvur edin işte. Tek tek nasıl yazılabilir ki? Ezcümle, hepsinin gerçekleşmesi yalnızca bir an olan, katil olmaktan tutun da melekleşmeye dahi varan sürecin içindeki kilometre taşları ve dönüm noktaları…

An, kıymetlidir bu bakımdan. Azami dikkatle adımlamak icap ediyor, hayat yolunu. Malum, zamanı geriye saracak bir makara da yok. Doğrusal bir çizgide biteviye ilerleyen, omuzundan ısrarla dürtseniz bile durup da kafasını çevirip bir bakmayan, biliyorum hiç bakmayacak olan, yani bir durup duraklamayan tenezzülsüz, tavizsiz ve eyvallahsız zamanın, devinimli kucağının içindeyiz. O kucağın dışında ise zaten nefes ve hayat yok. Yaşamak yalnızca zamanın; o kucağın içindeyken var. İşin ciddiyetine vakıf olmalı yani, ‘an’ın sihrine ve kıymetine. Bunu söylüyorum.

Bir anın içinde ortaya çıkan eylemler ve sözler… O an, başı ve sonu kesik, öyle müstakil ve izole, başka bir zaman parçasıyla bağlantısız ve bağıntısız bir şey midir peki? Hani durduk yere, gökten inme bir şekilde mi olup bitiveriyor her şey, yalnızca bir anlıksa? Düşünsenize, kişi son derece müşfik ve merhametli bir insanken, bir anda bir cana mı kast edebilir? Ya da, hayatı boyunca kırıp geçirmiş, sövüp sapanlamış, kalbi kararmış ve taşlaşmış bir kişi, bir başkasının kurtuluşu için rahatını bozabilir mi hiç, bir anlığına bile olsa? İlahi adaletin, öyle adaletsiz eylemlere ve sonuçlara sebebiyet vermeyecek kadar adil ve yüce olduğu unutuluyor olsa gerek, bazen. An’ı hak eden yaşıyor yani, iyi ya da kötü.

Gelin görün ki, içine çınar tohumlarının gizlendiği o an’ın arkasında, altında ve geri planında, buzdağının görünmeyen esas büyük kısmı mevcut. Yani nice çaba, onca zaman benimsenmiş bir yaşam tarzı ve artık sabit kadem kalabilmiş bir mizaç ve kişiliktir, insanı o ‘an’a taşıyan. Durduk yere, öyle gökten inme eylemler çıkmaz, bir kişiden. Çıkamaz. Müstahak oluş ve liyakattir, kutsal ya da lanetli anlara taşıyan.

Bir arkadaşımdan duydum… Sezaryenle daha birkaç saat önce doğum yapmış ve henüz anestezinin etkisi altında, ameliyat yaraları yüzünden rahatça derin bir nefes bile alamaz halde, hastane odasındaymış. Yüksek bir hızla tavan ve taban yapan hormanların, kişinin psikolojisine yapacağı etkiler de işin cabası tabi. Durum o yani. O an ağzından çıkan basit bir şeyi, kayınvalidesi öyle büyütmüş ve dert edinmiş olacak ki kendisine, sedyedeki gelinini tutup, onun annesine şikayet edivermiş! “Kızın böyle söyledi”… Elbette ki arkadaşım dayak falan yemedi ama kayınvalidenin, arkadaşımın o durumunda bile sergilediği bu vicdansızlığın ve garezin altında, elbette onca zaman biriktirdiği kötücül duygular, fikirler ve eğilimler mevcuttu, gelinine karşı! Kim bilir o kayınvalide, o bir ‘an’da yaptığı bu düşmanca ve haince eylem sebebiyle, ilahi gazaba müstahak ve layık olmuştur… Lakin onu o ‘an’a taşıyan bir süreci vardı işin arka planında; buzdağının aslan payında. Bu örnekle yeterince açıklayabildiğini düşünüyorum yazının, kendisini.

Anlık eylemlerin içinde, sonsuzlukta yeşerecek olan nice tohum bulunabiliyor yani bazen. Fakat o ‘an’a taşıyan nice zamanı ve sebebi mevcut, insanın. Her bir adım, hayati ve ölümcül derecede önemli ve kıymetlidir yaşam yolunda, bu yüzden. Çünkü adımların sonu, içinde iyicil ya da kötücül tohumların gizlendiği ‘an’lara çıkabilir.

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.