Hicri senenin birinci ayı olan Muharrem ayının içerisindeyiz. Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa’nın 622 yılı Muharrem ayında Mekke'den Medine’ye hicreti, Hicri Takvimin başlangıcı kabul edilmiştir. Bu açıdan da Muharrem ayı, Müslümanlar için önemli bir zaman dilimidir. Ramazan ayı kadar kutsal olmasa da kutsallık açısından hemen Ramazan ayından sonra gelir.
İslâm tarihinde Muharrem ayında önemli olayların vuku bulduğu tarihçiler tarafından ifade edilmektedir. Bu olaylar tarih sayfalarında o zamanki sebep ve şartlarla yerlerini almışlar. Bu ibretli ve hikmetli olayların içerisinde ikisi var ki; vuku buluş tarihlerinin yakın ve içeriğinin doğrudan İslâm’la ilgili olması itibariyle bizi ilgilendiriyor. Birisi; Peygamber Efendimizin Hicreti, diğeri de Efendimizin Fatıma anamızdan torunu Hz. Hüseyin’in yakınlarıyla birlikte Kerbelâ’da acımasızca şehit edilmesidir. Tarihin en acı ve insanlığın en dramatik olaylarından birisi olan Kerbelâ Vak'ası, her yıl On Muharrem de bütün İslâm dünyası tarafından göz yaşlarıyla kullanmaktadır.
Muharrem ayının onuncu günü; Aşure günüdür. Peygamber Efendimiz Muharrem ayını övmüş ve onuncu gününde oruç tutulmasını tavsiye etmiştir. “Ramazan orucundan sonra en kutsal ve in faziletli oruç; Muharrem ayının onuncu günü tutulan oruçtur.” buyurmuştur. O sebeple Müslümanlar Aşure gününü genellikle oruçla geçirirler o sevaba nail olabilmek ve kulluk derecelerini yükseltebilmek için. Bu sene Hz. Mevlana'nın vuslat günü ile Aşure günü güzel bir tesadüf aynı zamanda oldu. Konya, bu günleri çok hareketli ve bereketli geçirdi. Aşure günü ihtifal günleri ile birleşince halkın ilgisi daha canlı ve görülür hale geldi. Bu münâsebetle akın akın Konya’ya gelen yerli ve yabancı misafirler, şehrin tarihî yerlerini de gezme ve görme fırsatı buldular.
Geride bıraktığımız cuma namazını Konya Karaman yolunun kırkıncı kilometresinde şirin bir yerleşim merkezi olan Alibeyhüyüğü Kasabası’nın büyük camiinde kıldık. Namazdan önce Selçuklu Merkez Vaizi Muzaffer Dereli vazetti ve Emekli Selçuklu Müftüsü Durmuş Üçok Cuma hutbesini okudu. Benim gibi onlar da Alibeyhüyüklü. Her iki konuşmacı da Muharrem ayının ve Aşure gününün öneminden ve İslâm tarihindeki yerinden, manevi derecesinden ve Ehl-i Beyt sevgisinden bahsettiler. Ayrıca birlik ve beraberliğin, kardeşliğin toplumdaki müspet fonksiyonunu dile getirdiler. Vaaz ve hutbe kalabalık bir cemaat tarafından dikkatle dinlendi ve takip edildi. Kasaba halkı, içlerinden çıkan ve doğup büyüdükleri, ekmeğini yedikleri ve suyunu içtikleri beldeyi unutmayan hoca efendilerden son derece memnun oldular.
Alibeyhüyüğü Kasabası dini potansiyeli olan ve gençler arasında üniversite bitirenlerin sayısı günden güne artan bir yer. Bu kasabada İmam-Hatip Lisesi, iki ilköğretim okulu, bir talebe pansiyonu, yedi cami, biri erkek diğeri kız olmak üzere iki adet Kuran kursu, Kültür Bakanlığına bağlı güzel bir kütüphane, sağlık ocağı, Toprak Su Kooperatifi, Tarım Kredi Kooperatifi, Belediye tarafından çalıştırılan bir un ve yem fabrikası, Konya Şeker Şirketi tarafından açılan ve Çumra Şeker Fabrikasının mamullerini sanat güzel bir market, oyun oynanmayan ve bira satışı yapılmayan kahvehaneler mevcut Haftada bir semt pazarı kurulan, çarşısı pazarı ve verimli toprakları olan hareketli ve bereketli bir yer. Toprakları yer altı kuyularının dışında Çarşamba çayı tarafından sulanır. Toprak Su Kooperatifinin kendilerinin ihtiyacı olan elektrik enerjisini üretmek için hazırladığı proje de ilgili makamlarca kabul edilmiş. Bu gelişme de köylüleri ve daha çok tarla sahiplerini sevindirmiş. Kasabada İmam-Hatip Lisesi bulunduğu için içeriden ve dışarıdan dini eğitim ve öğretim görmüş çok sayıda genç var. Bunların bir kısmı yüksel tahsil yaparak çeşitli görevler almışlar. Bir kısmı da din görevlisi olarak çalışmaktadırlar. İmam-Hatip Lisesi her yerde olduğu gibi bu kasabada ve çevresinde de tesirini göstermiş, manevi havanın uyanmasına ve dinî hayatın canlanmasına sebep olmuştur.
Cuma namazından sonra yerli ve yabancı misafirlere Alibeyhüyüğü Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından hazırlanan Aşure ikram edildi. Beş yüzün üzerinde kadın erkek, genç yaşlı bu manevi ziyafetten ve ikramdan nasibini aldı. Camide yapılan konuşmalar ve ikram edilen kazanlar dolusu Aşure yeni bir ortamın doğmasına ve kaynaşma sağlanmasına sebep oldu. Dernek Başkanı Hacı Nuh Güden köylüler tarafından memnuniyetle karşılanan bu geleneğin her yıl zamanı gelince tekrarlanacağını bildirdi. Mübârek bir günde veya ayda Aşure ikramıyla manevi bir havanın esmesine ve kaynaşmanın sağlanmasına sebep olan dernek mensuplarını biz de tebrik ediyor ve kasabamız adına kendilerine teşekkür ediyoruz.
İslâm tarihinde Muharrem ayında önemli olayların vuku bulduğu tarihçiler tarafından ifade edilmektedir. Bu olaylar tarih sayfalarında o zamanki sebep ve şartlarla yerlerini almışlar. Bu ibretli ve hikmetli olayların içerisinde ikisi var ki; vuku buluş tarihlerinin yakın ve içeriğinin doğrudan İslâm’la ilgili olması itibariyle bizi ilgilendiriyor. Birisi; Peygamber Efendimizin Hicreti, diğeri de Efendimizin Fatıma anamızdan torunu Hz. Hüseyin’in yakınlarıyla birlikte Kerbelâ’da acımasızca şehit edilmesidir. Tarihin en acı ve insanlığın en dramatik olaylarından birisi olan Kerbelâ Vak'ası, her yıl On Muharrem de bütün İslâm dünyası tarafından göz yaşlarıyla kullanmaktadır.
Muharrem ayının onuncu günü; Aşure günüdür. Peygamber Efendimiz Muharrem ayını övmüş ve onuncu gününde oruç tutulmasını tavsiye etmiştir. “Ramazan orucundan sonra en kutsal ve in faziletli oruç; Muharrem ayının onuncu günü tutulan oruçtur.” buyurmuştur. O sebeple Müslümanlar Aşure gününü genellikle oruçla geçirirler o sevaba nail olabilmek ve kulluk derecelerini yükseltebilmek için. Bu sene Hz. Mevlana'nın vuslat günü ile Aşure günü güzel bir tesadüf aynı zamanda oldu. Konya, bu günleri çok hareketli ve bereketli geçirdi. Aşure günü ihtifal günleri ile birleşince halkın ilgisi daha canlı ve görülür hale geldi. Bu münâsebetle akın akın Konya’ya gelen yerli ve yabancı misafirler, şehrin tarihî yerlerini de gezme ve görme fırsatı buldular.
Geride bıraktığımız cuma namazını Konya Karaman yolunun kırkıncı kilometresinde şirin bir yerleşim merkezi olan Alibeyhüyüğü Kasabası’nın büyük camiinde kıldık. Namazdan önce Selçuklu Merkez Vaizi Muzaffer Dereli vazetti ve Emekli Selçuklu Müftüsü Durmuş Üçok Cuma hutbesini okudu. Benim gibi onlar da Alibeyhüyüklü. Her iki konuşmacı da Muharrem ayının ve Aşure gününün öneminden ve İslâm tarihindeki yerinden, manevi derecesinden ve Ehl-i Beyt sevgisinden bahsettiler. Ayrıca birlik ve beraberliğin, kardeşliğin toplumdaki müspet fonksiyonunu dile getirdiler. Vaaz ve hutbe kalabalık bir cemaat tarafından dikkatle dinlendi ve takip edildi. Kasaba halkı, içlerinden çıkan ve doğup büyüdükleri, ekmeğini yedikleri ve suyunu içtikleri beldeyi unutmayan hoca efendilerden son derece memnun oldular.
Alibeyhüyüğü Kasabası dini potansiyeli olan ve gençler arasında üniversite bitirenlerin sayısı günden güne artan bir yer. Bu kasabada İmam-Hatip Lisesi, iki ilköğretim okulu, bir talebe pansiyonu, yedi cami, biri erkek diğeri kız olmak üzere iki adet Kuran kursu, Kültür Bakanlığına bağlı güzel bir kütüphane, sağlık ocağı, Toprak Su Kooperatifi, Tarım Kredi Kooperatifi, Belediye tarafından çalıştırılan bir un ve yem fabrikası, Konya Şeker Şirketi tarafından açılan ve Çumra Şeker Fabrikasının mamullerini sanat güzel bir market, oyun oynanmayan ve bira satışı yapılmayan kahvehaneler mevcut Haftada bir semt pazarı kurulan, çarşısı pazarı ve verimli toprakları olan hareketli ve bereketli bir yer. Toprakları yer altı kuyularının dışında Çarşamba çayı tarafından sulanır. Toprak Su Kooperatifinin kendilerinin ihtiyacı olan elektrik enerjisini üretmek için hazırladığı proje de ilgili makamlarca kabul edilmiş. Bu gelişme de köylüleri ve daha çok tarla sahiplerini sevindirmiş. Kasabada İmam-Hatip Lisesi bulunduğu için içeriden ve dışarıdan dini eğitim ve öğretim görmüş çok sayıda genç var. Bunların bir kısmı yüksel tahsil yaparak çeşitli görevler almışlar. Bir kısmı da din görevlisi olarak çalışmaktadırlar. İmam-Hatip Lisesi her yerde olduğu gibi bu kasabada ve çevresinde de tesirini göstermiş, manevi havanın uyanmasına ve dinî hayatın canlanmasına sebep olmuştur.
Cuma namazından sonra yerli ve yabancı misafirlere Alibeyhüyüğü Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından hazırlanan Aşure ikram edildi. Beş yüzün üzerinde kadın erkek, genç yaşlı bu manevi ziyafetten ve ikramdan nasibini aldı. Camide yapılan konuşmalar ve ikram edilen kazanlar dolusu Aşure yeni bir ortamın doğmasına ve kaynaşma sağlanmasına sebep oldu. Dernek Başkanı Hacı Nuh Güden köylüler tarafından memnuniyetle karşılanan bu geleneğin her yıl zamanı gelince tekrarlanacağını bildirdi. Mübârek bir günde veya ayda Aşure ikramıyla manevi bir havanın esmesine ve kaynaşmanın sağlanmasına sebep olan dernek mensuplarını biz de tebrik ediyor ve kasabamız adına kendilerine teşekkür ediyoruz.