Alibeyhüyüğü Kasabasındaki Şükür Duası

.
Geride bıraktığımız yakın yıllarda; kuraklık görüldüğü, barajlarda, göllerde ve kuyularda sular azalmaya başladığı için başta çiftçilikle uğraşan köylüler olmak üzere halkımız, zaman zaman hâcet namazına ve yağmur duasına çıkardı.

Yağmur duasının yapılması gerektiği mevkide günler öncesinden hazırlık yapılır, etraftan misafirler dâvet edilir, koyunlar kesilir, kazanlarla pilav pişirilir ve merasime katılanlara ikram edilirdi.

İnsanlar, kadın-erkek, yaşlı genç, zengin-fakir bir bayram havasında ve sevincinde ihtiyaçlarını ve sıkıntılarını Yaradana arz etmek için yollara dökülürler, uzaklardan gelirler, çilekeş kırlara çıkarlar, duanın yapılacağı, âminlerin ve gözyaşlarının toprakla buluşacağı yerde toplanırlardı.

Yürekten gelen bu dualar ve yakarmalar, yüzlerce mü'min insanın iştirakiyle susuzluktan çatlamış, otları sararmış, buğdayları boy atmamış ve dudakları kurumuş hayvanları olan arazide yapılırdı.

Gençliğimizde büyüklerimiz, ibret alalım ve dikkatli olalım diye bu yağmur dualarından veya hâcet namazlarından bize hikmetli kıssalar anlatırlardı. “Rahmetini vermezsen, gökten sular indirmezsen buradan gitmem Allah'ım.” diyerek el açan, gözyaşları döken hocalardan ve gönül erlerinden bahsederlerdi. Çoğu zaman dua yapılan yerden köye ulaşıncaya kadar sırılsıklam ıslandıklarını söylerlerdi.

Bildiğim kadarıyla her yıl mevsiminde hâcet namazlarına ve yağmur dualarına devam edildi. Susuzluktan çatlamış topraklarda, otları hiç yeşermemiş vadilerde, susuz kalmış koyun ağıllarının önlerinde, olukların yanlarında yapılan dualar, camilerde kubbelerin serinliğinde yapılmaya başlandı. Arazinin perişan halini görmeyen gözler ağlamadı, kuraklığı hissetmeyen gönüller coşmadı, kuşların feryadını duymayan kulaklar çınlamadı ve susuzluktan kavrulan diller çözülmedi. Dolayısıyla rahmet kapıları da açılmadı.

Talimatla yapılan yarı resmi dualar, bir formaliteyi yerine getirmenin ötesine geçemedi.

İnanmış insanlar ve mü'min gönüller, ümitsizliğe düşmediler ve bir gün dualarının kabul olunacağı inancını kalplerinde hep yaşattılar. Nihayet bizim boşa gittiğini zannettiğimiz duaları ve niyazları, Rabbımız kabul etti ve bu sene bereketli rahmetini lütfetti. Dağlar-taşlar, kurtlar-kuşlar, sular, ovalar, ormanlar tekbir sesleriyle, salât-ü selâmların getirdiği rutubet ve serinlikle rahatladılar.

Bu bolluğun neticesinde bazı köylerde şükür dualarının yapıldığına şahit oluyoruz ve seviniyoruz. İşte bu şükür dualarından birine ben de katıldım.

Konya-Karaman yolunun 40. kilometresinde sağ tarafta Alibeyhüyüğü Kasabası var. Kasabanın girişinde yine sağ tarafta tarihî bir höyük var. O çevrede höyükler var, ama sanki bu höyük en büyüklerinden. Ben bu kasabada doğup büyüdüğüm için höyüğün 70 yıllık geçmişini bilirim. Köylülerin çanak-çömlek ve büyük küpler bulduklarını hatırlarım.

Benim bildiğim höyükte değişiklikler olmuş ve üzeri köylüler tarafından ağaçlandırılmış. Güzel de olmuş. Bu kasabanın halkı ağaç dikmeye ve bahçe işleriyle uğraşmaya çok meraklıdır. Kasabanın Kuzeybatısında Toros Dağlarının uzantısı Apaz Dağının yamacında on bin ağaçlık bir orman yetiştirilmektedir. Ormanın tesisinde ve bugünkü hale getirilmesinde kendisine yardımcı olanlarla birlikte Kasabanın ileri gelenlerinden Hacı Ömer Zilelinin büyük katkısı ve hizmeti olmuştur.   

Bizim gençlik yıllarımızda Beyşehir Gölünden gelen kanal boyunda çok güzel elma ağırlıklı meyve bahçeleri vardı. Çumra'nın meyve ve sebze pazarını burası beslerdi. Kasabanın dört bir yanında asırlık pelit ağaçlarının simgelediği dillere destan üzüm bağları vardı. Konya'nın Meram bağlarını aratmazdı. Bağ bozumu sonrası günlerce şıranada üzüm çiğnenir ve ocaklarda ölemez otları yakılarak pekmez kaynatılırdı. Şimdi ise köylü meyve ve sebzeyi, hatta yumurta ve ekmeği, dahasını söyleyeyim sütü yoğurdu pazardan satın alıyor. İşte bütün bu nimetlere şükretmek ihtiyacını duyan kasabalılar höyüğün tepesinde etrafı rahat ve Allah'ın nimetlerini genişçe görelim, görelim ve idrak edelim diyerek bu şükür duasını düzenlemişler.

Çevre köylerden çok miktarda gelenlerle duaya katılanlar ve amin diyenler artmış. Diyanet İşleri Emekli Başkan Yardımcısı Halit Güler, Çumra Müftüsü Nizameddin Doğan, Eski Selçuklu Müftüsü ve Konya Merkez Vaizi Durmuş Üçok, Altınekin Vaizi Muzaffer Dereli, Kasabanın Belediye Başkanı Ali Kılıçaslan, Alibeyhüyüğü Toprak Su Kooperatifi Başkanı Abdullah Küçükdağlı, Muhtar Bayram Köprülü, Prof. Dr. Ali Topal, Emekli öğretim üyesi Kamil Yaylalı, öğretmenler, imamlar, eski belediye başkanları hep orada idiler.

Günün manâ ve önemini, toplantının manevî yönünü, bu âleme şükrün tesirini ve Allah katındaki derecesini dile getiren konuşmalardan sonra öğle namazı kılındı. Muzaffer Dereli Hoca Efendi tarafından şükür duası yapıldı. Duayı yapanın ve amin diyenlerin göz yaşları, yumuşayan gönüllerde nimetin bereketinin artmasına vesile olur ümidini uyandırdı. Sonra misafirlere ve kasabadan katılanlara domalanlı ve etli pilav ve irmik helvası ikram edildi.

Şükür duasının yapıldığı höyük, Belediyenin öncülüğünde yıllar önce köylüler tarafından ağaçlandırılmış, Çokta güzel ve isabetli olmuş. Yalnız ağaçların düzensizliği, bakımsızlığı ve susuzluğu dikkat çekmektedir. Gölgelerinde oturarak ve serinleyerek Allah'ın nimetlerine şükrümüzü eda ederken ve kulluğumuzu Hakka arz ederken yaprakları susuzluktan solmuş ağaçların o anda bizim hakkımızda neler düşündükleri doğrusu merak edilmeye değer. Dile gelip; Allah'ın nimetlerine böyle mi şükredilir, bizim halimizi görmüyor musunuz deselerdi acaba ne cevap verecektik? Eğer o ağaçlar yapılan duaya amin dememişlerse, kasaba halkının dillerinden dökülen aminlere iştirak etmemişlerse şükür duasının kabul şansı azalmış demektir. O sebeple kasabanın yeni seçilen Belediye Başkanı Ali Kılıçaslan’a bu konuda demek ki önemli görevler düşüyor. Kendisi de zaten bu durumu üzülerek gördüğünü, en kısa zamanda höyükte bir düzenleme yapılacağını bana ifade etti. İnşaallah şükür duası böyle bir hizmete de vesile olur.

Şükür duasını düzenleyen, komşu köylülerin de orada bulunmasını sağlayan emekli imam Ramazan Bacağa, yurt dışında işçi olarak çalışan Ali Avşerenli’ye ve kendilerini yalnız bırakmayan kasabanın idarecilerine ve halkına o köyün bir evladı olarak duyduğum memnuniyetle teşekkür ediyorum.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri