Geçen yıl Kurban Bayramı’nda Konya’dan Şırnak’a kardeşlik projesi adı altında kurban eti dağıtmaya, oradaki kardeşlerimizle bayramlaşmaya gitmiştik. İki şeye fazla şaşırmıştım. Birincisi; misafiri olduğumuz yurtta sabah uyandığımızda yurdun bazı camları kırılmış ve oradaki idareciler bu durumu artık doğal olarak görüyor oradan kaçmayı düşünmüyorlardı.
İkincisi; gezerken Cudi ve Gabar Dağları arasındaki Mevlana Okuma Salonu. Konyalı eğitim gönüllülerinin yaptırdığı bu okuma salonunun da düzenli camları kırılıyor lakin oradaki görevli gönüllüler bırakıp kaçmıyordu.
Misafiri olduğumuz halk terör böyle bitecek diyordu özetle. Bu okuma salonları ve içindeki öğretmenler öncelikle insanlığı temsil ediyordu. Aslında meselenin Türk-Kürt meselesi olmadığı anlaşılıyordu, hem de hızla. Eli silahlıların kurduğu düzen yara alıyordu ve zamanla kendiliğinden tükenecekti…
Oradan döndüğümde aslında bu terör meselesini bu tür sosyal hareketler bitirebilir diye düşünmüştüm. Bu iş hakikaten silahla bitirilecek bir mesele değildi. Oralara asker yerine insanlık filizleri dikilmeliydi. Gülümseyen, özü sözü bir, yönünü hak rızasına dönmüş insanlar oralara canları pahasına dikilecek ve taşlansalar da tehdit de edilseler ayrılmayacaklardı.
O geziden sonra da Şırnak’tan Konya’ya teşekkür için bir grup muhtar gelmişti. Bir tanesi eğilip demişti ki; ‘ya bilmem nasıl hakkımı helal ettireceğim, o okuma salonlarına taş attıranlardan biri de bendim…’ Son cümlesi şuydu; vallahi bu kardeşlik projesi devam etsin terör kendiliğinden bitecek!’
PKK ve benzer örgütler bunun elbette farkındaydı, boş durmuyorlardı. Pazarlıklara başlamışlardı. Önce dışardan… Türkiye Suriye olmadı, bu plan tutmadı. Sonra içerdeki entrikalar…
Başbakanımızı hep çok akıllı olarak tanımlamışımdır. Ama o bir insan neticede, hata yapabilir. Bariz hatalarına karşı bile kendimce iyimser yorumlar yapmışımdır.
Şimdi şoklardayım acaba neden böyle davranıyor ki? Nedendir bu tavrı acaba? Dostları çok sadık gördü de, hele onlara bir tokat atayım belki düşmanlarımı kazanırım diye mi düşünüyor? Ölçüyü hakikatten/haktan uzak bir ideolojiden alan düşmanın dostluğu baki olur mu hiç? Dostlarıyla birlikte kendini de kaybettirmez mi bu tokat?
Acaba bir tehdit mi diyorum. Bu adamları bitirmesen seninle birlikte bu ülkeyi tarih ederiz gibi ciddi bir tehdit mi aldı?
Acaba Barzani geldi de terörün bitirilmesini bir şarta mı bağladı? Hapishaneler boşalacak açıklaması? Bu sosyal hareket ve Tayyip Erdoğan’ın yerini PKK ve Tayyip Erdoğan mı alacak?
Aklıma hiç iyi şeyler gelmiyor. Şu an vakit gece, karanlık mı beni karamsarlığa itiyor bilmem ama inanın aklıma çok kötü şeyler geliyor.
Tayyip Erdoğan asla karamsarlığım kadar yönlendirilecek biri değil. Kesinlikle karamsarlığım kadar basiretini ferasetini kaybedecek biri değil! Bu işin içinde aklıma getirmek istemediğim bir şey var… Şaşkınım, hiç olmadığım kadar.
Geceleri Kur’an-ı ziyaret eden bir insan, her daim adaleti doğruluğu dillendiren ve öyle de yaşamaya gayret eden bir insan, kalbini elinde taşıyan, Mevlana’dan Yunus’dan ifadelerle beslenen bir insan… nasıl olur da her şeye rağmen Mevlanaca ve Yunusça tavır sergileyenler için ‘bitirelim’ diyebilir!?
Şoklardayım. Yüksek dozlu kaygılarım var. Lakin Allah’ın yüksek merhametli adaletine, sınırsız gücüne ve her şeyi mutlak ölçüde gördüğüne mutlak bir imanım var.
Hatırlana ki, Allah iyilerin hesabını öteye bırakmaz. Bu yüzden iyilerin yüreği, ya yaptıklarım gayretullaha dokunursa korkusuyla titrek olmalıdır.
Allah’ım iyileri başımızdan eksik etme. İyilerin iyilere duasını incitme…
Şoklardayım… N’olur Allah’ım bu bir rüya olsun, kimse görmemiş olsun benden başka.