Aile şirketlerinde anayasa şart!

Aile şirketlerinin gelecek nesillere aktarılması için ‘Aile Anayasası’nın önemine dikkat çeken Mevlüt Büyükhelvacıgil, anayasadaki ilkeler ve değerlerin ise, aileye yeni katılacak üyeler için de bağlayıcı olması gerektiğini belirtiyor.
Konya’nın önemli sanayi kuruluşlarından olan ve yaklaşık 122 yıllık bir geçmişe sahip Helvaczade A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Üyelerinden Mevlüt Büyükhelvacıgil, ABD Preston Üniversitesindeki, “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Aile Anayasası” isimli doktora çalışmasını yayınladı. Aile şirketlerinin devamlılığı konusunda aile anayasasının önemine değindiği kitap hakkında Merhaba Gazetesi’ne konuşan Mevlüt Büyükhelvacıgil, bir taraftan değişimi bir yandan da sürekliliği sağlamak ve yönetimi bir sonraki nesle sağlıklı bir şekilde devredebilmek için aile kültürünü ve değerlerini içeren aile anayasanın varlığına dikkat çekiyor. Dünyada aile şirketlerinin ancak yüzde 30’unun ikinci nesil, yüzde 14’ ü üçüncü nesil ve sadece yüzde 4’ünün dördüncü nesil ve sonrasında yaşamını sürdürmeyi başarabildiğini aktaran Büyükhelvacıgil, belirli dönüşüm noktalarında çevredeki değişimlere ayak uyduramayan, kurumsallaşamayan, yönetişim sistemi kuramayan aile şirketlerinin yok olduğunun altını çiziyor. 1888 yılında helvacılığa başlayan Hacı Tahir Büyükhelvacıgil’den bu yana aile, şirketin varlığı için çaba gösterdiklerini ve bu yöndeki kararlıklarını göstermek için aile anayasasını oluşturduklarını dile getiren Büyükhelvacıgil, anayasada yer alan ilkeler ve değerlerin, aileye yeni katılacak üyeler için de bağlayıcılığına değiniyor. “Aile anayasası, aile şirketinin geleceği yönetim ilkelerinin hissedarları da bağlayıcı olmasını sağladığından gereklidir” diyen Büyükhelvacıgil, aile anayasalarının, “işte dünya yeniden kuruldu, güneş de yarın sabah başka bir yüzle doğacak” türünden mucizeler içermeyeceğini, konfeksiyon mantığı ile alıp giyilemeyeceklerini belirterek, kişiye özel bir tasarım ve emekle dikilmiş olmalarının önemine de vurgu yapıyor.

Mevlüt Büyükhelvacıgil kimdir?
1961 yılında Konya’da doğdu. Konya Ticaret Lisesinden mezun olduktan sonra Basil Patterson College Scotland’da lisan eğitimi aldı. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümünde lisans eğitimini tamamladı. ABD Preston Üniversitesinde Fonksiyonel Yağlar konusunda yüksek lisans tezini, aynı üniversitede Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Anayasa Uygulamaları” konusunda doktorasını tamamladı. Küçük yaşlardan itibaren aile şirketlerinde babası Kadir Büyükhelvacıgil ve ağabeyi Tahir Büyükhelvacıgil ile birlikte helva, lokum üretiminde bulundu. Aile meclisi kararı ile 1989 yılında ZADE Yemeklik Yağ Rafinasyon Tesislerinin kurulmasında öncülük etti.  2007 yılında “Sağlıklı yaşama destek” ile başlattığı sosyol sorumluluk projeleri kapmasında ZADE Naturel, ZADE Organik ve ZADE Vital markası ile doğal besin destek ürünlerini ürütme başarısını gösterdi. Ar-Ge İnovasyon Kurulu Başkanlığı, Tarım Bakanlığı Yağlı tohumlar Destekleme Kurulu, Bitkisel Yağ ve Sanayicileri Derneği, Konya Sanayi Odası, KALDER Kalite Vakfı, Trafik Kazaları Koruma Derneği gibi çok sayıda kurum, vakıf ve dernekte görev aldı. Dergi ve gazetelerde editörlük ve ekonomi yazarlığı yapan Mevlüt Büyükhelvacıgil, halen Helvacızade A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi olup,  evli ve 5 çocuk babasıdır.
* Aile Anayasası şirket için neden gereklidir?
Aile şirketi hissedarlığı, veraset yoluyla doğuştan elde edilen bir hak olmasına karşın, şirket yöneticiliği ehliyet ve liyakat gerektirir. Aile anayasası, aile şirketinin geleceği yönetim ilkelerinin hissedarları da bağlayıcı olmasını sağladığından gereklidir.  Aile Anayasası, kurumsal yönetim bir şirketin mali kaynakları ve insan kaynaklarını hak sahipleri ve topluma zarar vermeyecek şekilde düzenler. Şirketle hissedar aile üyeleri arasındaki ilişkileri düzenleyerek yönetime sürdürülebilirlik katar. Çalışma ilişkileri, şirket faaliyetlerin profesyonel yönetimi, değişken koşullara uyum, gibi konular şirket yönetimlerinde hayati
önem taşır. Aile anayasası, ailevi bağlardan doğan hissedarlığın şirketin yüksek çıkarlarının önüne geçmesini engelleyici işlevidir. Aile anayasası, profesyonel hayatını aile şirketinde sürdürmeyi seçen aile üyelerinin üstleneceği görev ve sorumlulukların hakkaniyet kriterine uygun olmasını sağladığı için gereklidir. Aile anayasası, profesyonel kariyeri ve kurumsallaşma sürecini savunduğu, aile bireylerinin olası zaaflarının şirkete sirayet etmesini önlediği için gereklidir.
* Aile Anayasası nasıl yapılır? Şirketler aile anayasasını nasıl oluşturmalıdır?
Aile anayasası, aile ile şirketinin organizasyon ve ortaklık yapısı ile aile değerleri arasında uyum gözetilerek, konunun teknik uzmanlarının danışmanlığında yapılır. Aile şirketinin yönetim kurulunun işleyişinin evrensel kurumsallaşma ilkelerine uygun olmasına dair samimi beklentiler var olduğu ortam yaratılarak, hissedarların gönül rızası ve ortak onayı olmalıdır. Anayasa şirket içi ve aile içi iletişimle şirket-aile arası ilişkilerin gerçekçi ve çift yönlü fayda sağlayacağı formüller ortaya konarak yapılmalıdır.  Aile şirketindeki tüm mevcut ve muhtemel pozisyonların gerektirdiği nitelikler, görevler, yetkiler ve sorumluluklar tanımlanmalıdır. Ailenin gelecek nesillerini maddi ve manevi tatminle buluşturabilecek sağlıklı öngörüler ve şirket çıkarlarının korunması arasında denge sağlanmalıdır. Ayrıca ailenin ve şirketin kendine özgü özellikleri göz önünde tutularak, eski ve yeni nesillerin talepleri dikkate alınarak, küresel ekonomi, ülke gerçekleri ve iş dünyasının gittiği yön yorumlanarak yapılması da başarı için büyük önem arz etmektedir.
* Aile Anayasası ne işe yarar?
Aile şirketini rekabet koşullarına karşı dayanıklı kılar. Ailenin geçmişten gelen değerlerini piyasa koşullarındaki değişim ve politik dönüşümlerden korumaya yarar. Aile şirketlerinin sürekliliğini sağlayarak gelecek nesillere dair kural ve prensiplerin planlanmasına yönelik ilkelerin aile değerlerinden kopmamasını sağlar.  Şirket ve aile arasındaki ilişkilerin düzenlenmesine yardımcı olur ve bu ilişkiler çerçevesinde oluşabilecek sorunların çözüm yöntemlerini ortaya koyar. Aile şirketinin varlığının ve aile üyelerine sağladığı katkının kalıcı olmasını da sağlamaktadır. Şirketin sürekliliğini sağlayacak kurumsal yapıyı sağlıklı kurulur. Aile şirketi kurucularının izleyen nesillere, sadık çalışanlara ve topluma sağladığı faydayı dengeli, tutarlı ve sürdürülebilmesinde yardımcı olur.  Ailenin manevi değerlerini yok olmaktan korur, kalıcı ve kuşaktan kuşağa aktarılabilir ilkeler haline getirir. Aile konseyi ve şirket yönetim kurulu üyelerinin, dolayısıyla her iki yapının saygınlığını ve birbirine değer vermesini doğurur.
* Aile şirketleri genellikle bazı sorunlar yüzünden 1-2 nesil sonra dağılmak zorunda kalıyor. Bu neden kaynaklanmaktadır?
Dünyada aile şirketlerinin ancak yüzde 30’ u ikinci nesil, yüzde 14’ ü üçüncü nesil ve sadece yüzde 4 ‘ ü dördüncü nesil ve sonrasında yaşamını sürdürmeyi başarabilmiştir. Zaman içinde aile fertlerinin sayısının artması, işe bakış ve çalışma ilkelerinde oluşmuş ortak görüşe karşı kuşaklar arasında farklı görüşlerin ortaya çıkması gibi nedenler, ortak bir dilin oluşmasını zorlaştırmakta ve işletmenin devamlılığını sağlamada sıkıntılar yaratmaktadır.
Dünyada ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik faaliyetlerin devamında aile şirketlerinin önemi dikkate alındığında, bunların yaşamlarını sürdürebilmelerinin ve ülke ekonomilerine katkısının devamlılığının büyük önem taşıdığı görülmektedir.  Aile şirketlerinde yinelenme, yaşamda vazgeçilmez bir olgudur. Aile, işletme ve mülkiyetten oluşan üç eksenli bir oluşumdur. Belirli dönüşüm noktalarında çevredeki değişimlere ayak uyduramayan kurumsallaşamayan, yönetişim sistemi kuramayan aile şirketleri yok olma tehlikesiyle karşı karşı.  Ayrıca erk’ in devri her şirket için olduğu kadar aile şirketleri içinde geçerlidir. Özellikle ikinci kuşakta bu devrin planlaması, bir devir planı (succession plan) yapılması bu planın da veraset planlaması ve işletme planlaması yapılarak desteklenmesi önem arz ediyor. 
* Aile şirketleri varlıklarını korumak için neler yapmalılar?
Aile şirketlerinde planlama süreci uzun zamanı kapsayan, tüm aileyi ve şirketi ilgilendiren ve aile ile şirketi geleceğe taşıyan son derece kritik bir çalışmadır. Dolayısıyla, sürecin işletilmesi esnasında engellerden birkaçı ebeveynlerin genç neslin yetenekleri konusunda kuşku duymaları, uzun ve orta vadeli işlerin planlanmasından ziyade günlük işlerle ilgilenilmesi, geçmiş stratejilere gereksiz yere bağlanılması, işletme faaliyetlerindeki değişime karşı direnme eğilimi görülebilinir. Bu kapsamda profesyonel bir yönetici işletmenin çıkarlarını aile bireylerinin kişisel çıkarlarının üzerinde tutacaktır. Bu da işletmeye kurumsallaşma yönünde ivme kazandırır. Aile şirketlerinin yapılarındaki en büyük fark kültürel yapılarındaki temel değer ve dinamiklerdir. Burada öncelikle yapılması gereken aileye ilişkin hangi özelliklerin kurumsal kültürü olumlu bir şekilde etkilediğinin belirlenmesi ve söz konusu değerlerin şirkette daha köklü bir biçimde yerleştirilmesi için gerekli çalışmaların yürütülmesidir. Aile işletmelerin bir sonraki kuşağa devredilmesi sürecinde en önemli işlerden biri gelecek kuşak aile üyesinin eğitimidir. Temel değerler varlık eğitimi aşamasında bireyin anahtar erdemleri kazanması ve ailenin değerleri hakkında bilinç düzeyini artırması gerekir.
* Gerçekleştirilecek olan bir aile anayasası şirketi başarıya götürür mü?
Aile anayasaları, “işte dünya yeniden kuruldu, güneş de yarın sabah başka bir yüzle doğacak” türünden mucizeler içermezler. Konfeksiyon mantığı ile alıp giyilemezler; kişiye özel bir tasarım ve emekle dikilmiş olmalıdırlar. Ailenin ve kurumun kültürü, bu metinlerin ruhuna işlemiş olmalıdır. Nihayet, anayasanın neden hazırlanmakta olduğu sorusu cevapsız kalmamalıdır. Ailenin ve şirketin nesiller boyu sürmesinde ve çocuklara bırakılacak güçlü bir mirasın oluşturulmasında aile anayasasının payı oldukça büyüktür. Aile anayasası ile bir taraftan aile üyelerinin odaklanmaları gereken temel aile değerleri üzerinde durulur; diğer taraftan hissedarlık, varis belirleme, emeklilik, evlilik, boşanma, ölüm, miras, intikal gibi ihtilaflı konulara ilişkin genel ilkeler belirlenir. Aile anayasasının mevcut olmadığı durumda, aile içi ilişkilerde zedelenme, aile üyeleri arasında güvensizlik, uygulamalarda adalet-sizlik, hizipleşme ve haksız rekabet ortamının meydana gelmesi gibi durumlarla karşılaşılma ihtimali çok yüksektir. Aile ilişkilerindeki bu kaos ise, aile kadar işletme üzerinde de etkisini gösterecektir.
* Türkiye’de 3-4 nesil devam eden aile şirketleri var mı?
Türkiye’de Osmanlı döneminden itibaren aile şirketi vardır. Bunların en eskisi ise 400 yıl önce padişahın fermanı ile mehter takımına zil üretmek için kurular Zildijandır. Fakat bu şirketi kuran aile daha sonra ABD’ye gitmiş ve çalışmalarını orada sürdürmüştür. Bugün Zildijan, tüm müzik şirketlerine profesyonel üretim yapmaktadır. Ürünlerin markası ise Zildijan İstanbul’dur. Bu durum ülkemiz için büyük bir değerdir. Fakat Zildijan’dan sonra türkiye’de aile şirketleri çok fazla varlıklarını sürdürememiştir. Aile anayası yapan şirketlerin oranı Almanya’da yüzde 15, ABD’de yüzde 25, Avustralya’da yüzde 11’dir. Aile meclisi ve aile anayasası bakımından Türkiye’de aile ile ilgili konuların çözümlendiği ve tartışıldığı, aile üyeleri ile ilgili kuralların belirlendiği bir kitap ya da forum yoktur. Bu nedenle belirsizlikler içinde aile üyelerinin birbiriyle mücadele etmesi özellikle hissedar olup, aile işletmelerinde aktif yönetimde olmayan aile üyelerinde önemli sorunlar çıkarmakta ve aile şirketleri dağılma sürecine girebilmektedir. Türkiye’de hedef aile şirketlerini gelecek nesillere taşımak olmalıdır. Onun için önce ‘Aile Anayası’ hazırlanmalı. Ardından da bunu hayata geçirecek ve uygulayacak ‘Aile Konseyi’ kurulmalıdır. Sabancı, Güral, Boydak, Eczacıbaşı, Koç ve Helvacızade bu işin öncüsü durumundadır.
* Helvacızade, aile anayasası olan ve bir asrı aşkın varlığını korumayı başarmış önemli şirketlerdendir? Helvacızade’nin tarihini biraz anlatır mısınız?
1988 yılında helvacılığa başlayan, mesleğin eskilerinden Hacı Tahir Büyükhelvacıgil, yıllarca eski garaj caddesinde helvacılık yaptı. Damadı Hacı İsmail Helvacıoğlu’da şehrin en eski helvacılarındandı. Hacı Tahir Büyükhelvacıgil, zamanının en büyük helva üreticisi olduğu için Büyükhelvacıgil soyadını almıştır.1956 yılındaki vefatından sonra yanında yetişen oğlu Kadir Büyükhelvacıgil de aynı mesleği bir süre sürdürmüştür. Zamanla iş alanını genişleterek gıda toptancılığına dönüştüren Kadir Büyükhelvacıgil, aynı meslekte yetiştirdiği oğulları ben ve Tahir Büyükhelvacıgil, sanayiye yönelerek ZADE markası altında Konya’nın ilk sıvı yağ fabrikasını kurduk. Bugün 102 bin metrekare açık, 42 bin metrekare kapalı alan üzerine kurulu ve “ayçiçek yağı, zeytinyağı, mısır yağı, soya yağı, kanola yağı, pamuk yağı, fındık yağı, bitkisel karışım yağlar gibi” tüm bitkisel yağları rafine edebilecek kapasitesindeki tesislerde üretime ve satışa başladık. ZADE, Türkiye’nin kalitesi İSO 9002 Kalite sistem Belgesi ile tescil edilen ilk bitkisel yağ tesisi unvanını taşımaktadır.
* 4 nesildir faaliyet gösteren Helvacızade, varlığını nasıl sürdürdü? Varlığını sürdürmesinde aile anayasasının etkisi nedir?
Helvacızade Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ailesi olarak, ailemizin istikbalini güvence altına almak için, bir arada ve aynı hedefler için çaba göstermenin gerekliliğine inanmaktayız. Aile üyelerinin farklı düşünebilme özgürlükleri saklı kalmak şartıyla, en yüksek uyumu sağlayacak şekilde, aile ve şirketin bekası için çalışmaya adamış bulunuyoruz. 1888 yılında helvacılığa başlayan Hacı Tahir Büyükhelvacıgil’den bu yana aile şirketin varlığı için çaba göstermiştir. Bu yöndeki kararlılığımızı göstermek için de Helvacızade şirketleri arasındaki ilişkileri tanımlayan ve düzenleyen bir belge olarak kurucularımız Tahir Büyükhelvacıgil ve Mevlüt Büyükhelvacıgil tarafından aile üyeleri ile birlikte Helvacızade Aile Anayasası hazırlanmıştır ve kurucularımız Sıdıka Büyükhelvacıgil ve Kadir Büyükhelvacıgil tarafından onaylanmıştır. Bu anayasada yer alan ilkeler ve değerler, aileye yeni katılacak üyeler için de geçerli ve bağlayıcıdır. Kurucularımızın bize bırakmış oldukları mirası çocuklarımız, torunlarımız, çalışanlarımız ve toplum için korumayı gaye edindik. Öylelikle ülkemizin refah ve mutluluğuna en fazla ve anlamlı katkıyı yapacağımıza gönülden inanıyoruz. Şirketi korumak için ise devamlı olarak aile anayasasında belirtildiği gibi profesyonellikten taviz vermedik. Objektif ölçütlerin, somut verilerin, bilgi ve deneyimin kara almada tem yol göstericisi olduğunu unutmadık. Başarımızı inancımız ile taze tuttuk, sevgimiz ile donattık, çalışmamız ile büyüttük… Böylece 4 nesildir şirketimizin varlığını devam ettiriyoruz.
* Helvacızade’nin aile anayasasında aile üyelerinin temel görevleri nedir? Bu temel görevler ailenin varlığını mı korumaktadır?
Helvacızade şirketindeki aile anayasasındaki temel ilke ‘aile şirket için vardır’ prensibinin benimsenmesidir. İnanıyoruz ki ne zaman ‘şirket aile için var’ olmaya başlar ise bu durum hem aile ilişkilerini hem de şirketi ciddi olarak etkileyecektir. Tüm aile tarafından takdir edilen güvenilirlik ve saygınlığımızı zedeleyici hiçbir hareket ve tavır içinde bulunulmayacak. Kendimiz ve şirketimiz için söz verirken çok dikkatli olunması da önem arz etmektedir. Anayasada bu gibi birçok prensip vardır ve görüldüğü gibi bu prensipler hem ailemizi hem de şirketimizi korumaktadır. Anayasa hazırlayacak diğer ailelerde bu prensipleri benimsemeleri varlıklarını korumaları açısından önemli olacaktır.
* Sonuç olarak aile anayasası olmayan aile şirketlerine tavsiyeniz nelerdir? Onlarda aile anayasasını oluşturmalı mıdırlar?
Yukarıda belirttiğimiz gibi aile şirketlerinde aile anayasası önemli bir etkindir çünkü aile üyelerinin ne şekilde hareket edeceklerini belirmektedir. Bu nedenle şirketler aile anayasasını oluşturmalıdır. Anayasanın en önemli parçası aile ve işletme misyonudur. Misyon oluşturulurken de hedeflerin, amaçların ve değerlerin tanımlanması gerekir. Sürekli eğitim amaçlanmalıdır. Aile kurucularını beklentileri göz önünde bulundurulmalı ve aile değerlerini kapsayan planlar ve politikalar oluşturulmalıdır. Aile anayasasının ardından aile konseyi ve aile meclisi oluşturulmalıdır. Böylece, her ir kurucunun otoritesini isteyen mirasçılardan kaynaklanabilecek çatışmaların önüne geçilebilmektedir.
HASAN AYHAN-RÖPORTAJ


 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Röportaj Haberleri