Ahlaki Erozyon

Ahlaki Erozyon

Ahlaki erozyon, bireylerin ve toplumların dürüstlük, adalet, saygı, sorumluluk ve vicdan gibi temel etik değerlerini zamanla zayıflatması veya tamamen yitirmesidir. Doğal erozyonda toprağın rüzgar ve suyla kaybolması gibi ahlaki erozyonda da insan kişiliğindeki ve toplumsal yapıdaki değerler yavaş yavaş aşınır.

Dünya tarihinde her zaman köklü değişimler yaşanmıştır. Bu köklü değişimlerin özellikle sosyolojik açıdan kültürel, dini ve ahlaki yönü çok önemlidir. Hayatın anlamını veren de budur zaten. Fiziki, coğrafi ve teknolojik değişimler kabul edilebilir, özümsenebilir ve uygulanıp faydalanılabilir özellikler olduğu için uyum sağlanır. Sosyolojik ve kültürel değişim iki şekilde gerçekleşir. İyiye evrilen bir değişim olursa biz buna tekamül yani; mükemmelleşme, iyileşme, ilerleme deriz. Resulullah (sav)’ in yaptığı köklü değişim gibi... Ama kötüye evrilme olursa buna da ifsat, devrim yani yıkım deriz. Vallahü lâ yühibbül müfsidîn: Allah ifsad edicileri sevmez.”

Ülkemiz insanı; Osmanlıların çöküşüyle başlayıp cumhuriyetin kurulması ile devam ede gelen süre ve süreçte sürekli çözülme, bozulma ve çürüme yaşamıştır. Özellikle 2002'den AKP’nin iktidara gelişinden bu yana korkunç bir dejenerasyon yaşanmaktadır. Bu dönemdeki en kötü ve korkunç bozulma ve neredeyse toplum geneline şamil olacak şekilde artan bozulma ise, karaktersizleşmedir. İnsanın bir karakteri, dik duruşu ve onuru olmalıdır. Bugün başka yarın başka daha öbür gün bambaşka kimliğe, karaktere bürünebiliyor insanlar.

Suç işleyenin yüzü kızarmıyor, korkmuyor ve kimseden çekinmiyor. Siyasi kimliğini değiştirip yoluna devam ediyor. Bunu bu şekilde kabul eden de ediyor yani!.. Artık karakter, İzzet, şeref hiçe sayılıp rahat davranılıyor. Bir gün önce ağır küfürlerle hakaret ettiği birilerine bir gün sonra akla hayali gelmeyen övgüler düzebiliyor. Bu tip bir ifsadı, yıkımı, devrimi Lenin bile yapamadı. Bunu yapmayın; bize acımıyorsanız bari kendi çocuklarınıza, torunlarınıza acıyın!..

Bu karakter bozulması olaylarının sonucu öyle şeylere mal oldu ve oluyor ki, insan havsalası bunu algılayamıyor. Mesela dün Suudi Arabistan'a kızıp hakaret eden “Arabistan düşmanlarının” bugün Trump’ın emriyle dost olmaları veya fon vurgunun fon müziği gibi uyuşturucu, eğlendirici ve süsleyici şekilde sunulması (detaya gerek yok. ),pahalılık enflasyon Euro-dolar parametresinin göstergesindeki rezilliğin normal hatta hoş karşılanması, sosyal toplumsal çürüme (fuhuş, uyuşturucu, hırsızlık, gasp, kavga, adam öldürme...vb.) nin de görmezden gelinmesi gibi durumların artık normal karşılanmasını bir türlü anlayamıyoruz.

Ayrıca uluslararası arenada Gazze’nin düşmanlarıyla dost olmak, dostlarına düşman olmak, onlara karşı ittifak kurup saldırmak ne akla hizmettir, anlayamıyoruz. Bu, şuna benzer; PKK'yı, Öcalan'ı bağrına basıp Müslüman gruplara saldırmak gibidir. Her gün yeni bir fitne-bela patlak veriyor. Yarın daha nerelerden patlak vereceğini tahmin bile edemiyoruz. Çünkü bu durmayacak, çürüme devam ediyor. Sekiz-on tane de televizyon Bel’amı zaten günlük çanak yalayıp, yalakalık yapıp duruyorlar.

“Rabbî neccini minel kavmiz zalimin: Rabbim beni zalimler topluluğundan kurtar.” Euzü billahi en ekûne minel cahilin: Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım.”

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri