Ahilik, Anı Haftası Törenlerinde Kaldı!

Ahmet Güldağ
Son merhalelerini Osmanlı devleti sonlarına kadar getirebilen “Ahilik” Cumhuriyet devrimizin şu son yıllarımızda tatbikat yerine anı törenleri ile geçiştirmekteyiz.
Çok iyi bir stratejiye dayanan ahilik yıllarca unutulup yozlaşması ile önüne gelen kalfa, usta olma yanında gerek sanayî gerekse ticarî işlemlerde parayı bulanın dükkân mağaza açması gırla gitmiş ve devam etmekte.
Son yıllarda çırak kalfa olunabilmesi için okullar açılmış olsa da ne derece neticeye varıldığını da hepimiz biliriz. Sadece gençlerin meslek öğreniminden ileri gitmeyip sertifika alanlar ötesinde Nasrettin Hocanın dediği gibi parayı veren düdüğünü çalıp dükkân ve mağaza açmakta.
Hatta öylesine ki; dükkân ve mağaza açmak için belediyeden alınacak ruhsatı bile Zabıta memuru gelmedikçe almayanlar çoğunlukta.
Geçenlerde bir esnafın dükkânında iken geldiler ve cezalı ruhsat kestiler.
Dükkân sahibi “Gördün mü amca? Bunlar sadece biz küçük esnafı kolaçan edip cezalandırırlar büyük iş yerleri hatta fabrika ve alış veriş merkezlerinin bile ruhsatı sorulmaz hele birde siyasi durumun varsa çay içip giderler” diye sızlanmıştı.
Ne demek istediğimin konusunu derinliğine açalım.
***
Ahililik hakikaten toplumda yaşayan fertleri birbirine yaklaştırmak ve aralarında dayanışma kurulmasını sağlamak işlemi olmakta. Bu işlem tarihi Türk ananelerinin yanında İslâm kaidelerini de birleştirerek gerek Sanayî gerekse Ticarî alanda çok iyi bir kural içinde ilerleme yapmış.
Yapmış diyorum. Çünkü başlık anlamında da görüldüğü gibi bu günlerde sadece anısı yapıyoruz.
Aslına indirgemedikçe. Bu anıların Kusura bakmasınlar bazı zevatın geçmişi anlatmaları ve tiyatro serdedilmesi popüler gösterişler oluşumunu verebilmekte.
***
Önce bu Ahilik nasıl başlamış ve ne imiş özetle bir göz atalım.
Selçuklu Türklerinde, dinî ve millî birliğin muhafazası, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda ve Osmanlı insanının yetişmesi ve terbiyesinde büyük hizmetler gören içtimaî (sosyal) bir teşkilat oluşumu.
İhtiva ettiği hizmetler içinde cömertlik, mertlik ve mürüvvet manâlarına gelen fütüvvet teşkilatının daha da gelişmiş bir şekli olarak görülmekte.
Bu oluşum daha sonraları Esnaf ve sanatkârlar birliğine unvan olarak verilmiş. On birinci asrın ikinci yarısından itibaren Anadolu’ya girmeye başlayan Müslüman Türkler (Selçuklular), Türkistan’da Ticaret ve Sanayi merkezlerinde yaygın fütüvvet ilkelerini de beraberlerinde getirmişler. Daha sonra 13. yüzyılda Anadolu'da yaşayan Türklerin, Esnaf ve sanatkârlarının birliğini, çalışma esas ve usullerini teşkil eden, sosyo-ekonomik bir Türk kurumu anlayışı içine girmişler.
Bu ilkeler arasında bilhassa; Müslüman kardeşinin işini görmek, ona yardımda bulunmak, hata ve kusurlarını affedip, husumet ve düşmanlık beslememek, ayıp ve kusurlarını örtmek, kendisini başkasından üstün görmemek, musibete uğrayan düşman bile olsa sevinmemek, başta gelmekte.
Böylece, Ahiliğin tüm bu değerleri kaynaştıran ve hayata geçirilmesini sağlayan bir yenilik olarak Türklerin "Rönesans”ı da diyebiliriz.
Ahilikte bir ahlak kuralıda olmaktadır. Çalışmak ve üretmek, alın teri ile kazanmak Bunun için herkesin mutlaka bir mesleği ve işinin olması, bir köşeye çekilip miskin miskin otururken halkın sırtından geçinmelere karşı olmakta.
Daha sonra13. Yüzyılda Ahi Evrenin Ankara ve Kırşehir gelişi ile onca kurulan bu sistem Anadolu'da yaşayan Türklerin, Esnaf ve sanatkârlarının birliğini, çalışma esas ve usullerini teşkil eden, sosyo-ekonomik bir Türk kurumu anlayışı içine girmiş, yaygınlık yapmış hatta İslâm dini dışında olanlar bile bu işlemi benimsemiş ve tatbik etmişler.
Ne yazık ki Osmanlı döneminin son döneminde bilhassa İngilizlerin desteklediği Mustafa Reşit Paşa'nın hazırladığı Tanzimat Fermanı’ndan sonra, büyük bir sarsıntı geçirmiş ve eski işlevini kaybetmiştir.
Nitekim bunu bizzat başımdan geçen iki olay bile ufak da olsa bariz göstermektedir ki
Biri uyulan hareketi diğeri bu günlerde bile unutulmuşluğun kanıtını sergilemekte.
***
1952 yılı. Zamanın 500 m2 lik Linolyum yer muşambası döşeme ihalesini üstlendim.
Keşifte mt.si 17 TL olan linolyumu İstanbul Rızapaşa yokuşunda toptancılığı ellerinde bulunduran gayrimüslim tüccardan, hemen yenileydi fiyatın 22 TL çıktığını belirtince beynimden vurulmuşa döndüm.
Durumu anlattığım tüccar. “Daha gümrükten yeni çıktı. Artıştan kimsenin haberi yok. Sen dükkân dükkân gezerek kimde ucuz bulursan hemen al” diye yol gösterdi.
Düştük yola 200 metrelik linolyum kimsede yoktu. Nihayet gayrimüslim tüccarın birinde 180 metre buldum. Fiyatının 16 TL olduğunu, kalan yirmi metrelik kısmı da temin ederek vereceğini belirtti. Belirti ama ben artıştan bilgisi olur diye istemez ben bulurum dedimse de ısrar edince kurcalamak istemedim.
O zamanlar ödemeyi Ambar vasıtasıyla Konya’ya geldiğinde teslim alırken ambara ödeme yapıyorduk yani peşin de değildi.
Tüccar, sabahleyin erkenden ambara vereceğini belirtti. Ayrılıp sabahı zor ettim ve kadere rıza dedim.
Sabahleyin uğradığımda. “ Mallar gitti mi” soruma “Gitmedi” deyince bizde şafak attı tabii. Üzgünlüğümü anlamış ki. “üzülme mal ambara verildi ve yola çıktı. Kalan 20 metreyi 19 TL. den aldım. Ticarette söz sözdür zam olsa da yerine getiririz.” deyince “20 m. nin farkını vereyim sözüme de “söz sözdür karda olur zarar da sen müsterih ol” deyip almadı.
Gelelim bir ay kadar evveli olaya.
Yeni model TV’ler den almak için gezerken önde gelen markalardan birine ait “… center” ismini görünce girerek “yeni açtınız galiba hayırlı olsun” soruma “bir ay oldu” cevabı sonrası isteğimi belirttim.
Yeni açılanlar için icazet, hatta ruhsat bile olamayışına da tekraren dikkatinizi çekmek isterim.
“Kampanya var yüksek fiyatlı 37” lik TV.nı size 12 ay vade ile” verebilirim deyip ayda 80 TL. olarak toplam 960 TL ödeyebileceğimi önerirken ilave etti.
 “Eğer aceleniz yoksa yeni ve daha iyi bir model çıkıyor. Hem 40’’lik Onu da aynı fiyat ve şartlarla verebilirim. Yalnız bir hafta sonra gelecek” dedi
Bir hafta bekledik gelmedi. Bu sefer vazifeli satıcı onu göndermediler ama bekleyeceğinize size şunu aynı şartlarla verebiliriz diyerek 40”lik TV’yi salık verdi.
“ 960 TL. ve Ayda 80 TL. ile mi” vurgulamama evet cevabını da aldığımdan kabul ettim.
Depoda kalmadığı için üç günden geleceği belirtilince üç gün daha bekledik. Geldiğinde işleme başlayıp kredi kartını verdim tam ayrılacaktım ki!.
Fişe bakınca bedelin 960 TL yerine 1590TL. ve ayda 132.50 TL yazıldığını görünce…
“Nasıl yaparsınız bunu benden habersiz? Sizinle 960 TL pazarlığımız var. Veremeyecektiniz vaktinde açıklasaydınız. Mağaza sahibi ile görüşelim” diyerek hemen iptal ettirdim.
Ne yazık ki mağaza sahibi ile görüşme imkânı, mağazaya takip ettiğim birkaç gün içinde bir türlü(!) görüşemedim ve telefon etsin dememe de cevap yok…
Anladım ki TV.’ler daha sonra zamlandı söz verdiklerini yapamamaktalar. Hal bu ki doğruyu söylemeliydiler.
Üstelik Banka mesajla hesap defterime geçildiğini bildirdi.
Şimdi onun iptali, peşindeyim. Allah vere malı almadan anında iptal ettirme yoluna gitmiştim.
 Ya TV. alıp, bir ay sonra gelecek ödeme emrine karşı ne yapabilirdim?
İşte Ahilikte ki verilen söz yerine getirilemeyince deki oluşumlar. Siz karar verin Ahilikliği bırakın verilen söz bile yerine gelmeyip aldatıl mayada mı geçilmekte…
Ve Ahilik törenlerde anı olarak kalmakta…
***
Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.