Ah Minel-Konya ve Hâlâtihi! (2)

.

Dünkü Konya muhabbetini bu gün de, âşık ve müptelâlarının hatıralarından alacağımız örneklerle sürdürelim;

Bir Mevlâna ihtifali münasebetiyle Konya’ya gelen misafir gurubu, istasyondan şehre doğru yaya olarak ilerlerken, o sırada beliren bir kuvvetli rüzgâr, “dağal” olup, hortumcuk oluşturarak, tozu-toprağı birbirine katar. Biri hariç herkes, toz-topraktan korunmak için, mendilleriyle ağız, yüz ve burnunu kapatırlar. Guruptaki o bir kişi, aylardan beri Konya’ya, Huzûr-u Pîr’e kavuşmak için âdetâ yemeden-içmeden kesilen bir Hakdostu, bir Mevlâna ve Konya âşığıdır. Uzaktan Konya göründüğünden beri trenin penceresinden büyük bir özlemle şehrin silûetini seyretmekte, kavuşup muradına erme arafesinin coşkunluğu içerisindedir. Ağzını, burnunu kapatması için kendisine mendil uzatanlara. “Aman efendim, ben bunun özlemi ile yanıyordum. ‘Ben sağ olduğum müddetçe Kur’ân-ı Kerîm’in yolunun tozuyum’ diye iftihar eden Pîrim’in, bu mübarek beldenin şifâbahş tozuna - toprağına canım feda olsun; benim için mahza şifadır. Müsaade ediniz de, içime şöyle doya doya bir çekeyim.” demekten kendini alamamıştı. Âşıka ta’n eyleme, mübtelâdır neylesin..

İşte âşık-ı Mevlâna ve meclûb-ı Konya böyle ..Tabiidir ki,bu derûnî aşk ve ihlâslı teslimiyet örneğinin, Konya sokaklarının toz ve topraklarının süpürülmesine, temiz tutulmasına hiçbir zaman ve şekilde mâni olmadığını; mahalle temizlikçilerinin görevlerine son verme anlamını taşımadığını iş’âra gerek var mı?..

Tehciren Yunanistan’a giden eski Silleliler’den baba ocağına mübtelâ olanlar, Sille’yi ziyarete geleceklere, dönüşte bir avuç olsun Sille toprağı getirmelerini ve kabirlerine serpmelerini tembih ederlermiş..

Nice Postnişînler var ki, görevli bulundukları İstanbul’daki ömürlerinin son günlerinde, kabirlerine Konya toprağı serpilmesini vasiyet etmişlerdir.

Tekke ve türbeleri seddeden kanunun yürürlüğe girmesi üzerine Halep Mevlevîhânesi’ne gitmek durumunda kalan nice Konyalı dedeler büyük bir vatan hasreti, Konya özlemi ile yanıp-yakınmışlardır. O dâu’s-sıla yüklü günleri çocukluğunda orada bizzat yaşamış olan merhum Dr. Celâleddin B. Çelebi onların hâlet-i rûhiyelerini ne kadar güzel anlatır: “Evet, bahçıvan dede de bunlardan biri idi. O, vatan hasretini gidermek için çiçek öbeklerine, Ana Vatan’dan, şehir ve mahalle adlarını vermişti. Çiçekleri de öyle anardı, ağaçları da. Bu, “Meram Gülü”ydü, öbürü “Karaman Çamı”. Bu,”Üsküdar Menekşesi”, öbürü “Maraş Kavağı” veya “Antep Fıstığı”… İlâh.. O’nun kurduğu hayal dünyasındaki sevgili Vatanı’na, kimse el süremezdi, yalnız arada sırada çiçekleri nâzikçe koklayabilirdik.

Onlar için kuzeyden, Anadolu’dan gelen rüzgârın da, yağmur bulutunun da ayrı bir özelliği vardı. Onlar için, o rüzgârda Vatan kokusu gizliydi o yağmurda Vatan suyu vardı. Bir dedenin başındaki Mevlevî sikkesini çıkarıp, göğsüne basıp, saçından sakalından akan yağmur sularıyla oh çekerek, hasret giderdiğini hatırlarım.”.

İşte Konya, bu; Konya hasreti böyle..Bu mukaddes beldeyi bu gözle seyredenlere, böyle sevenlere, bu idrakle hizmet edenlere, bu şuurla yaşayanlara; bu ulvî mânâya, bu mübarek keyfiyete lâyık olanlara ne mutlu.

Gidenler görmüşlerdir; Paris Panteonu’nda şu cümle yazılıdır: “Vatan, büyük insanlara minnettardır.”. Bunun gibi biz, bu mübarek şehri maddeten-mânen her alanda ve her açıdan yükseltmek, yüceltmek; ona lâyık olmak için çırpınan gerçek Konya âşık ve sâdıklarına gönülden minnettarız.. Konya ve Konyalılar, asırlardan beri bağrında barındırmaktan onur duydukları muhterem zevata, ulu kişilere meftun ve müteşekkirdir. Konya’nın, “Belde-i Muhayyere” olmasında onların büyük himmet ve hizmetleri vardır. Bunun içindir ki Hz. Mevlâna Konya için, “Bizim şehir” ifade ve iltifatında bulunuyor. Bundan dolayıdır ki bilen için,Konya’yı yaşamak kolay değildir. Bu sebeple büyükler, “Konya’ya gelmek ‘iradeyle’ ama ayrılmak, ‘müsâadeyle’dir.” demişler. Bunun için, “Konya’da yaşamak” bir nasip, ama bilhassa “Konya’yı yaşamak” büyük bir mazhariyettir.

Evet, “Ah mine’l-Konya ve halâtihi..”

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri