Ağaç Dikmek ve Yeşertmek Sadakadır

.
halit.guler@mynet.com
 
Ormancı veya ziraatçı olmadığım için ağaç ne zaman dikilir ve bakımı nasıl yapılır tam olarak bilmiyorum. Tarımdaki gelişmelere ve teknik imkânlara göre ağacın her mevsimde dikilebileceği gibi bir kanaat ve görgüye de sahibim. Ne zaman ve nereye dikilirse dikilsin, ekilirse ekilsin ağaç dikmenin yararına ve memleketimizin hayrına bir iş olduğuna samimiyetle inananlardanım. Kuraklığın hüküm sürdüğü ve çölleşmeye yüz tutmuş bir ülkede, yaşamanın tatsızlıklarını ve zorluklarını da bilenlerdenim
Yeşilliklerle kaplı güzel ve şirin bir ülkede yaşamak, başta insan olmak üzere bütün canlıların hayali ve hakkıdır. Aynı zamanda yaşadığı, toprağını koklayıp suyunu içtiği ve temiz havasını teneffüs ettiği ülkeyi temiz tutmak ve güzelleştirmek de insanın baş görevlerindendir. Bu hayırlı neticeye de herhalde ağaç dikmekle ve modern yollar ve binalar yapmakla ulaşılır.
Kış mevsiminin yarısında olmamıza rağmen bu günlerde pazar yerlerinde, sokak aralarında, kamyonetlerin kasalarında ve bisikletlerin selelerinde yığın yığın ağaç fidanı görmek gerçekten beni sevindiriyor, ümitlendiriyor ve heyecanlandırıyor. Bu fidanların, nere götürülürse götürülsün bir gün toprakla buluşacağına inanıyorum. Cinsi ne ve şekli nasıl olursa olsun, o fidanların yeşil örtüye hasret kalmış toprakla buluşmasından yıllar sonra arazide boy gösterecek ormanlar, çocuklarımıza bırakacağımız en verimli ve en onurlu miras olacaktır.
Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki ormanlar, millî servettir.
Her şeyden önce toprağın can damarı ve nefes borusu, ormanlardır. Eğer biz toprağı, ağaçla sevindirirsek, o da bizi verim ve bereketiyle sevindirir. Bizim yüzümüzdeki kırışıklıklar gibi toprakta çatlaklar, yalnız ağaçsız değil aynı zamanda topraksız sırtlar ve tepeler meydana gelir. Ormansız ülkede insanın ruhu sıkılır, zihni yorulur, sağlığı bozulur ve neşesi kaçar.
Uçsuz bucaksız tarihi Konya ovasının ağaca küsmüş ve yeşilliği kovmuş gibi bir hali var. Hal bu ki ağaçlandırılmaya ne kadar müsait bir arazi yapısı mevcut. Bu kadar verimli ve insana gülen bir arazide saatlerce gidiyoruz, şöyle oturup dinlenmek ve serinlemek için bir ağaç altı bile yok. Esasen bu topraklara daha çok muhtaç olan köylülerimiz, bulundukları bölgeyi ağaçlandırma gibi bir gayretin içerisinde değiller. Nedense biz, ağaç dikmeye değil, ağaç yok etmeye alışmışız. Köylüler tarafından kaderlerine terk edilen şahsi mülkleri meyve bahçelerinde bu gün domuz sürüleri dolaşıyor.
Önümüzde ders alınması gereken çok güzel bir örnek var; Panko Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk. Recep Konuk ne yaptı? Önce de yazdım, şimdi de zevkle tekrar yazıyorum. Recep Konuk, yol kenarlarındaki boş arazileri, kurumu adına binlerce fidan dikerek ağaçlandırdı. Konya-Karaman yolunda seyahat edenler, bu çalışmanın bir örneğini görebilirler. Hiç kimse çıkıp da yol boylarını ağaçlandırmak Recep Konuk’a mı kaldı demesin. Recep Konuk, her vatanperver insanın yapması gerektiği işi ve hizmeti memleket sevgisiyle, vatan aşkıyla seve seve yapıyor. Bu vatan toprakları, özellikle Konya ovası yeni Recep Konuklar bekliyor.
Recep Konuk çapında değil ama size ikinci bir örnekten bahsetmek istiyorum: Çumra’nın Karaman yolu üzerindeki Alibeyhüyüğü Kasabası’nı Konyalılar bilirler. Bu kasabadan Hacı Ömer Zileli’yi de tanırlar. Alibeyhüyüğü Kasabası’nın batı tarafında Torosların uzantısı Abaz Dağı var. Abaz dağının köye bakan yamacında 70-80 hektarlık bir araziyi, Hacı Ömer Zileli ve hemşerileri ağaçlandırdılar. Araziye göre minik kalan bu ormanın beş yıllık bir geçmişi var. On bin adet ağaçtan oluşan orman, yavaş yavaş kendini göstermeye başladı.
Böyle örnekler çoğalmalı. Yanlış bir laf etmiş olmayım ama Konya ovasının su sıkıntısının giderilmesi için ağaçlandırılmasına büyük ihtiyaç olduğu uzmanlarca söyleniyor…
Gerçekten bizim, ülkemizi en kısa zamanda ağaçlandırma seferberliğine ihtiyacımız var. Her sene nüfus başına bir ağaç dikilse kısa zamanda Türkiye bir orman ülkesi olur.
Bizim dini inancımıza göre ağaç dikmenin fazileti büyüktür ve sevabı çoktur. Kur’an-ı Kerimin birçok yerinde ağaçtan, ağacın öneminden ve faydalarından, ağacın saygı gösterilmeye değer bir nimet olduğundan bahsedilmektedir. Sevgili Peygamberimiz de ağaç dikmenin öneminden bahsediyor ve Müslümanları ağaç dikmeye teşvik ediyor. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
Enes b. Malik (r.anh) Resulullah (S.A.S.): “Bir Müslüman ağaç diker veya ziraat yapar da ondan kuş, insan veya herhangi bir hayvan yerse, bu yediği kendisi için kesinlikle sadaka olur.” buyurdu. Demiştir. (Müttefekun Aleyh Hadisler, sayfa; 415, hadis; 1045. Yeni Şafak Gazetesi Kültür Armağanı. Çev. Abdullah Fevzi Kocaer.)
“Allah, ağaç diken herkese, diktiği ağaçtan yetişen meyve kadar mükâfat ve sevap takdir ve ihsan eder.” (Tecrid-i Sarih Terc.cilt;7, sayfa; 122.)
Hz. Peygamberin ağaç ve ağaç dikme konusuna ne kadar önem verdiğini göstermesi bakımından aşağıdaki hadîs-i şerif son derece önemlidir:
“Kıyamet koparken sizden birinizin elinde bir hurma dalı bulunur da bunu kıyamet kopmadan dikmeye gücü yeterse, mutlaka onu diksin, bırakmasın.” (Tecrid-i Sarih Terç.cilt;7, sayfa; 124.)
Büyük devlet adamı ve ünlü padişah Fatih Sultan Mehmed Han da şöyle der: “Ormandan dal kesenin, başını keserim.”
Atalarımız da ne güzel söylemişler: “Yaş kesen, baş keser.”
Bütün bu gerçekler karşısında biz ne yapmışız? Cevap; orman katliamı ve çevre tahribatı. Tabiatın hangi köşesine insan eli ulaşmışsa ve ayağı değmişse; orası saldırıya uğramış ve çirkinleştirilmiş. Şu cümlenin altını çizerek her zaman yazıyorum: Bizim ülkemizde insan elinin ulaşamadığı ve zevksizliğinin karışmadığı yer güzel kalmış. Örneğin; Ankara-İstanbul karayolu. Yol boyunca insan elinin değmediği arazi güzel ve ormanlık. Manzara hoş ve kucaklayıcı. Bu güzelliği çirkinleştirenler insanların yol kenarlarına yaptıkları zevksiz ve yarım kalmış binalar, terk edilmiş resmi ve gayrı resmi molozlaşmış tesisler, hurdalığa dönmüş dinlenme yerleri ve korkulukları yıkılmış üst geçitler. İşte ben bu tabloyu okumakta ve anlamakta güçlük çekiyorum. Sorumlular da anlatmakta güçlük çekiyorlar.
Gelin hep beraber ormanlarımızı yeşertelim ve ülkemizi güzelleştirelim. Fidanların toprağa meylettiği şu mevsimde, bahçemize ve tarlamıza bir ağaç da biz dikelim.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri