Afganistan'da büyük oyunlar oynanıyor

Afganistan'ın stratejik bir konumda olduğunu, bu nedenle Batılı ülkelerin Afganistan'ın iç işlerine sürekli müdahale ettiğini belirten Dr. Fazlı Ahmet Burget, "Batılı ülkelerin menfaatlerine kurban ediliyoruz" dedi

KERİM ATICI-RÖPORTAJ

Afganistan'ın stratejik bir konumda olduğunu, bu nedenle Batılı ülkelerin Afganistan'ın iç işlerine sürekli müdahale ettiğini belirten Dr. Fazlı Ahmet Burget, "Batılı ülkelerin menfaatlerine kurban ediliyoruz" dedi 

ÖRGÜTLER İÇİN GÜVENLİ LİMAN

Konya'ya gelen Afganistan Devlet Başkanı Birinci Yardımcısı Siyasi Danışmanı Dr. Fazlı Ahmet Burget, Merhaba'ya ülkesindeki son gelişmeleri değerlendirdi ve Türkiye-Afganistan ilişkileri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Burget, "Soğuk Savaş döneminde Afganistan terör örgütleri, terörist hareketler için güvenli bölge olarak görüldü. Onlar için hala güvenli bölgeyiz. Batı, oradaki grupları kendi arasında savaştırıyor" diye konuştu.  

TÜRKİYE'YE KARŞI SEMPATİ VAR

Afganistan'da savaşın büyük acılara sebebiyet verdiğini ve Türkiye'de 50 binin üzerinde Afganistanlı'nın olduğunu belirten Burget, "Türkiye ile Afganistan ilişkilerinin olumlu bir geçmişe sahip. Bu nedenle Afganistan halkı arasında Türkiye'’ye karşı büyük bir sempati var. Türk dizileri de Afganistan'da büyük yankı uyandırdı. Konya ise benim için Türkiye-Afganistan dostluğunun sembolü" şeklinde konuştu. 

BÜYÜK OYUNLAR OYNANIYOR

**Afganistan konumu itibariyle önemli bir ülke. Afganistan'dan biraz bahseder misiniz?

-Afganistan, Avrasya coğrafyasının güneydoğu ucunun önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu nedenle, Afganistan’’ın jeopolitik önemi, Avrasya coğrafyasına hâkim olmak isteyen bölgesel ve küresel güç dengelerinin amaç ve taktikleri doğrultusunda açıklanabilir. Afganistan, kuzeyde Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan; batıda İran; güneybatı, güney ve güneydoğuda Pakistan ve doğuda ise Çin Halk Cumhuriyeti’’nin siyasi idaresinde kalan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan) ile aynı sınırları paylaşmaktadır. Bu nedenle Afganistan, tarihin çeşitli dönemlerinde, bilhassa Avrasya bölgesinde cereyan eden küresel ve bölgesel güç mücadelelerinde, “büyük güçler” diye tabir edilen ülkelerce bir “jeopolitik güzergah” olarak kullanılmıştır. Bu doğrultuda, Rudyard Kipling’in '“Büyük Oyun”' olarak adlandırdığı, 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında Rusya ile Britanya arasındaki güç mücadeleleri, bu bölgede cereyan eden en büyük “oyunlar” olarak karşımıza çıkmaktadır. Koşulların değişmesine rağmen Soğuk Savaş yıllarında, aynı “oyunlar” ABD ile Sovyetler Birliği arasında da devam etmiştir. Soğuk Savaş'’ın ilk yıllarından beri Sovyetler Birliği'’nin Afganistan üzerinden Hint Okyanusu’'na inmeye çalışması, bunun neticesi olarak 1979 yılında Afganistan’'ı işgal etmesi ve buna karşın, ABD’'nin Afganistan direnişçilerini desteklemesi gibi olayları bu kapsamda incelemek mümkündür. Rusya, dünyanın en büyük petrol, kömür ve doğalgaz rezervleri üzerinde bulunuyor. Batı bu rezervlere sahip olmak istiyor. Petrol şirketleri Afganistan'a gelip orayı merkez tutmaya başladılar. Mahalli komutanlar vardı. Şirketler kendini güvene almak için komutanlara maddi destek vermeye başladı. Menfaatler çatışınca silahlar konuşmaya başladı. Sıcak çatışmalar baş gösterdi. ABD de boru hattını korumak için Taliban'ı kurdu. Diğer gruplardan desteğini kesti. Tüm yardımlarını Taliban'a aktardı. Ülkemiz Doğu ve Batı kutbunun ortasında bulunuyor. Ortadoğu'daki bütün sorunlar direk olarak ya da dolaylı olarak Afganistan'ı, Orta Asya ülkelerini etkiliyor. Ülkemiz bir mücadele sahası oldu. 'Büyük Oyun' devam ediyor. Afganistan'ı büyük bir satranç tahtasına benzetenler de var.

MEDRESELER MİLİTAN YETİŞTİRİYORDU

**Afganistan'da uzun yıllardır savaş var. Savaşlar nedeniyle yüzbinlerce kişi hayatını kaybetti, binlerce çocuk yetim kaldı. Ülke geriye gidiyor. Bu yaşananlarla ilgili neler söylemek istersiniz?

-Biz maalesef Batı'nın veya Batı'nın aracısı olan bir takım ülkelerin menfaatlerinin kurbanı oluyoruz. Soğuk Savaş döneminde Afganistan'ın güney bölgeleri terör örgütleri, terörist hareketler için güvenli bölge olarak görüldü. Örgütler Sovyetler'e karşı mücadele ediyordu. Pakistan da bu örgütleri destekliyordu. Karşılığında 1,5 milyar dolar alıyordu Pakistan ABD'den. Radikal İslamcı gruplar yetiştiriliyordu medreselerde. Militan yetiştiriliyordu. DAİŞ adı altında faaliyet gösteren bazı gruplar var. Terör örgütleri Batı'nın menfaatleri için çalışıyor. Çin ve Rusya'yı sıkıştırmak için Batı örgütleri destekliyor. Batılı ülkelerin menfaatlerine kurban ediliyoruz. Hiçbir Tacik ile Peştu'nun bir sorunu yok. Ama bizi kendi halimize bırakmıyorlar. Batı, oradaki grupları kendi arasında savaştırıyor. 

TÜRKİYE'Yİ DOST OLARAK GÖRÜYORUZ

**Türkiye hala Afganistan'da asker bulunduruyor. Türkiye ve Afganistan arasındaki ilişkilerle ilgili de bilgi verir misiniz?

-İki ülke arasındaki ilişkiler çok eskiye dayanıyor. Doktora tezim de bununla ilgiliydi. Afganistan, 'Afganistan' adı altında 19. yüzyıldan sonra ortaya çıktı. Coğrafyanın Türkiye ile ilişkisi Baburilere kadar dayanıyor. Osmanlı'nın Hindistan seferleri de ilişkilerin tarihi noktasında önemli. İki ülke arasındaki ilişkiler, Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayanmaktadır. Ancak bu ilişkilerin resmiyete dökülmesi, cumhuriyetin ilanından sonraya rastlanmaktadır. Özellikle Mustafa Kemal Atatürk, sahip olduğu derin jeopolitik kültür birikimi ve deneyimiyle Orta Asya'’nın güney ucunda yer alan Afganistan'’a özel bir ilgi duymaktaydı. Türkiye-Afganistan arasında ilk resmi anlaşma 1 Mart 1921'de Moskova'da imzalanmıştır. Bu anlaşma kapsamında, Türkiye Afganistan'’da uzman yetiştirilmesi için, bu ülkeye öğretmen, doktor ve subay gibi teknik elemanlar göndermiştir. 8 Temmuz 1937'de, Türkiye, Afganistan, İran ve Irak devletleri arasında 'Sadabad Paktı Antlaşması” imzalanmıştır. Ancak, daha sonraki dönemlerde, özellikle Afganistan'ın 'Doğu Blok'una yakın bir siyasal tercih yapması ve ülkede yaşanan komünist ihtilal gibi sebepler, Türkiye ile Afganistan ilişkilerinde bir kopukluğun yaşanmasına neden olmuştur. Türkiye ile Afganistan ilişkilerinin olumlu bir geçmişe sahip olması, Afganistan halkı arasında Türkiye’’ye karşı büyük bir sempatiye neden olmaktadır. Ayrıca, Afganistan halkı, ABD başta olmak üzere, Rusya, İran, Pakistan ve diğer bölgesel güç merkezlerinin, iç savaş yılları boyunca bu ülkenin içişlerine karışmasına rağmen, Türkiye'’nin Afganistan’'a yönelik uzlaşmadan yana politika yürüttüğünü kabul etmektedir. Tüm bunlar, Türkiye'’nin Afganistan’'daki itibarını yükselten temel faktörler olarak değerlendirilebilir. Her şeyden önce, iki ülke halkının da, büyük çoğunlukla Müslüman olması, iki toplum arasında duygusal bir bağın oluşmasına neden olmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki Hilafet'e duyulan saygı gereği, Türkiye'’ye karşı ayrı bir sempati duyulmaktadır. Ayrıca, İslam dünyasının en güçlü ülkesi olarak görülen Türkiye'’ye, Batı dünyası ile olan yakınlığı sebebi ile, uluslararası platformda kendilerini temsil edebilecek tek ülke olarak bakmaktadırlar. Bütün etnik gruplar Türkiye'ye sempatiyle bakıyor. Türkiye hala Afganistan'da asker bulunduruyor. Türk askerler ülkede rahatça dolaşabiliyor. Diğer ülkelerin askerleri rahat hareket edemiyor. Afgan halkı Türkiye'yi hep en yakın dostu olarak gördü. Türkiye, Afganistan'da barıştan yana bir politika yürütüyor. Bu politikalar halka yansıyor.

ÜLKEDE ÖLÜ SAYISI MİLYONU GEÇTİ

**Afganistan'ın yeniden barış ve huzura kavuşması için ne yapılabilir?

-Ülkenin barış ve huzura kavuşması için Batı'nın ülkeden elini çekmesi lazım. Menfaatleri için bizi birbirimizle savaştırıyorlar. Afganistan'da sorun yaratan Batı'dır. Kendimizden kaynaklanan bir sorunumuz yok. Büyük güçler içişlerimizden elini çekerse barışa kavuşuruz. Ama bu biraz zor. 35 yıldır savaş var. Ülkedeki ölü sayısı milyonu geçti. Ülke yüzyıl geride şu anda. Geçmişte Afganistan'ın yardım ettiği ülkeler şimdi bizi geçti. Onlar çok daha iyi yerlerde. Çok gerideyiz. Savaş ölüm ve acı getiriyor.

**Ortadoğu'daki gelişmeleri de yakından takip ediyorsunuz. Bölgeyi yakından tanıyorsunuz? Bölgeyle ilgili neler söylemek istersiniz?

-Ortadoğu'daki gelişmeler bizi yakından ilgilendiriyoruz. En korktuğumuz şey terörün yeniden canlanması. Çünkü en zayıf halka biziz. Terör grupları her zaman kendisine güvenli bir saha arar. Güvenli bölgeler de merkezi otoritenin zayıf olduğu yerlerdir. Afganistan'da da merkezi otorite çok zayıf. Geçmişte Usame Bin Ladin'in güvenli bölgesi oldu, bugün de DAİŞ'in güvenli bölgesi olabilir. Afganistan'ın Bin Ladin'in merkezi olacağını kimse tahmin etmiyordu.

BATI PARÇALI YAPIYI KULLANIYOR

**İslam coğrafyasında şu an kan ve gözyaşı var. İç savaşlar nedeniyle binlerce insan yaşamını kaybetti. Kan ve gözyaşının nedeni nedir?

-İslam ülkeleri, gerçekten İslami değerler etrafında birleşirse belalardan kurtulur. Kimse bu ülkelerin önünde duramaz. Osmanlı Devleti zamanında gördük. Osmanlı önemli bir örnek. İslam toplumları Osmanlı etrafında birleştiğinde, o dönem süper güç Osmanlıydı. Ortadoğu ülkeleri Osmanlı'dan ayrıldığında karışıklıklar başladı. Ulus-devletlerin inşa sürecinden sonra Osmanlı çökmeye, Batı dünyası ise yükselmeye başladı. Sadece Hanefi mezhebi içerisinde birbirini kabul etmeyen yüzden farklı grup var. Stalin'in, 'Hükmedemiyorsan parçala' şeklinde bir sözü var. Parçalayarak hâkimiyet kuruyorlar. Parçalı yapıyı Batı çok iyi kullanıyor.

DİZİLER BÜYÜK YANKI UYANDIRDI

**Son dönemlerde bazı Türk dizileri Afganistan'da da yayınlanıyor. Dizilerin ne gibi etkileri oluyor?

-Türk dizileri Afganistan'da büyük yankı uyandırdı. İki ülke arasında ilişkilerin güçlenmesine neden oluyor. Bütün Afganistan Türkiye'ye bir hayranlık duyuyor. Türkiye'deki televizyonlarda yayınlanan dizilerin hemen hemen tamamı Afganistan'da da yayınlanıyor. Bu sevindirici bir gelişme. Afganistan'da Hint filmleri etkiliydi. Hint yapımları baskındı. Türk dizileri Hint filmlerinin tahtını sallıyor.

KONYA DOSTLUĞUN SEMBOLÜ

**Son olarak Konya hakkında ne düşünüyorsunuz? Konya sizin için ne ifade ediyor?

-Konya benim için Türkiye-Afganistan dostluğunun sembolü. Tek sembol. Mevlana bizim için ortak değer. Hz. Mevlana Afganistan'da doğdu, Konya'da öldü. Bu nedenle Konya'yı çok seviyorum. Her yıl gelip gidiyorum Konya'ya.  

FAZLI AHMET BURGET KİMDİR?

1973 doğumlu olan ve Türkiye'yi yakından tanıyan Dr. Fazlı Ahmet Burget, lisans ve yüksek lisans eğitimini Türkiye'de tamamladı. Ege Üniversitesi'nde Tarih ve Edebiyat Bölümleri'nden mezun oldu. Doktorasını Gazi Üniversitesi'nde yaptı. Kabil Üniversitesi'nde halen ders veriyor. Şu an aynı zamanda Afganistan Devlet Başkan Yardımcısı'na Siyasi Danışmanlık yapıyor. Uzun süre Türkiye'deki farklı stratejik araştırma merkezlerinde görev aldı. Bazı dergilerde makaleleri yayınlandı.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Röportaj Haberleri