Adalet dengesi

Muammer Çelik

Denge; insan dâhil tüm eşyanın ayakta dik durabilmesine denir. Ya da, iki karşıt gücün denk gelmesinden doğan durum, diye tarif edilir. Bu tanımlamalar doğru olmakla birlikte çok güdük ve yetersiz kalmaktadırlar. Örneğin insan vücudunun dengesi apayrı ve uzun bir tanımlamayı gerektirirken, tabiatın dengesi hem kendine özgü ve içinde ve hem de canlıların dengelerini de içine alacak şekilde tanımlanmalıdır.

Bu konuda evrenin ve tüm evren içindeki sema ve arzın(atmosfer ve yeryüzünün) dengesi birçok ayetlerde anlatılır. Bunların içinden Rahman Suresi’nin ilk dokuz ayeti konumuzun temelini oluşturmaktadır. Biz bu ayetlerden 5nin anlamını vereceğiz.

Güneş de ay da bir hesap iledir.” Yani ne bir milim yakın-içeriden, ne de bir milim uzaktan döner. Ne önde, ne de arkada… Hepsi sırayla; ne erken ne de geç… “Bitkiler ve ağaçlar secde etmekteler.” Bu Güneş ve Ay’ın semanın düzen ve dengesine göre bitkiler yeşerip, büyüyüp, meyve verirler, bu minvalde Allah’a secde ederler. (Allah)Göğü yükseltti ve mizanı(dengeyi) koydu.” Allah tüm kâinatta bir denge kurdu. Atmosferi yarattı Allah, atmosferin tam ortasına dünyayı yerleştirdi. Hiçbir tarafa meyletmeden, yaslanmadan duruyor. “Sakın taşkınlık edip dengeyi, teraziyi bozmayın.” Ha küçük dengeler, ha büyük tüm kâinatın dengesi fark etmez, bozmayın. “Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın.” Adalet mülkün temelidir. Tuhsirul mizan: Mizanı eksiltmeyin, dengeyi bozmayın!

Allah bir tarafa bir şey koymuş öbür tarafa on şey koymuşsa bu denge içindir. O bir şey on şey ağırlığındadır, anlamaya çalışalım, idrak etmeye gayret edelim. Bu konularda Allah için dengesizlik yapmayalım! Birinin küçük bir günahını öbürünün dinsizliğine denk tutmayalım! Hatta daha fazlasıyla cezalandırmayalım!

Namaz kılan, oruç tutup, Kur’an okuyan… Caferi’nin bir kusuruna, inanç anlayışına kızarken Türkiye’deki ateist Alevilere haddinden fazla rağbet göstermek doğru değildir, adaletsizlik olur. Bir zamanlar bazı kardeşlerimiz bize/bana “Femen lem yahküm…”(Maide: 44-45-47) ayetlerini okurken şimdi iktidar sahiplerine, hâkimlere ve yöneticilere okumamaları ne kadar adil? (Üstelik hükmetme makamında olan onlar) Yani çifte standart dediğimiz bu anlayış tehlikeli bir durumdur. Allah’ın bizi yapmamamız olarak uyardığı bir adaletsizliktir, dengeyi bozmaktır.

Bizim Türkiye’deki Alevi geçinen insanların % 80 ninnin dinle imanla alakası yoktur. Dans ederek, türkü söyleyerek ibadet olmaz. Bunlara yapılacak binalara ibadethane denmez. Saz evi, söz evi, cem evi, oyun- eğlence evi denir. Ha bunlara kötü davranılsın, itilip kakılsın falan demiyorum. Zaten buna hakkım yok, vatandaşımızdır, her türlü ekonomik ve sosyal haklara herkesle beraber hak sahibidirler. Ama her insanın uydurduğu oyun-eğlence şekli ibadet olamaz. Ancak bir oy uğruna böyle takla atmalara gerek yok. Türkiye’de ve dünyada her Müslümanın beyaz takkesinin(sarığının) üzerindeki sinek pisliğini ayyuka çıkran bazı çevreler sazla, türküyle dans edenlere Müslüman kardeşlerimiz diyorlar. El insaf, el insaf ya hu!..

Amribnül As’ın dediği gibi:”(falanın) dünya hayatını kurtarmak için, kendi ahiretimi mahvettim.” Siz de beş paralık dünya menfaati için ahiretinizi mahvetmeyin, dikkatli davranalım!..

En azından adalet dengesini bozmayalım. Kime ne kadar kızacaksak; suçu kadar kızalım. Kimi de seveceksek ecri kadar sevelim. “Vallahü la yuhibbül hainin.” Allah hainleri, adalete ihanet edenleri sevmez. “Vallahü basirun bil ibad.” Allah kullarını görüp duruyor.

 

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.