Bosna, Filistin, Nijer, Sumatra, Azerbaycan…
İslam coğrafyasının herhangi köşesinde, bir ateş bir zulüm varsa bu şehrin insanının yüreği parçalanır ve yardım için kendini paralar…
Milli Şef’in zulmünden kaçanların da, depremzedelerin de sığındığı şehirdir Konya.
Mayası İslamla yoğrulmuş bir milletin gözlerimizin önünde parçalanma operasyonuna karşı en sağlam çimento da bu şehirdir.
Sultan Alaaddinler, Kılıçarslanlarla Selahattin Eyyubiler’in Haçlıları durduran iman ve kardeşliklerinin filizleri her daim sağlam kalmıştır bu şehirde. Öyle olsa idi onca Kürt kökenli hemşehrimizi Meclise gönderir miydi?
Bu şehirde kimse Halil Ürün’ün, Bekir Duvarcı’nın, Mustafa Özkafa’nın, Tahir Akyürek’in Türklüğü’nü Kürtlüğü’nü sorgulamamıştır. Düşünce ayrı olabilir ancak, kardeşlik hep esas olmuştur.
Açılımı sağlıklı zeminde yürütebilmek için, Konya Modeli’ne iyi bakmak lazımdır.
Hacıveyis Efendi’nin aylar boyu kazanlarla kaynattığı paparalarla, tiritlerle normalleştirdiği kaynaştırdığı Kürt sürgünlerinden, kin yerine kardeşlik üretmesindeki sırrı iyi kavramak lazımdır.
Bu şehrin Türk-Kürt ayırmadan kahramanlar üretmesini iyi irdelemek lazımdır.
Dünyanın hangi köşesinde olursa olsun başı dara düşen mazlumlara koşan şehrin insanını iyi incelemek lazımdır.
Açılımın sonunun Allah korusun bölünmeye varmaması için;
Konya Modeli’ni bilimsel olarak ortaya koymak,
İsrail-ABD-İngiltere’nin bölgedeki oyun ve hedeflerini gözden hiçbir zaman uzak tutmamak,
Savunma edilgen demokratik açılımın yanında etken, Suriye-Türkiye, Azerbaycan-Türkiye birleşme görüşmelerini başlatmak,
Kafkas-Balkan ve Arap ülkeleri açılımları ile İran ilişkilerine yeni bir boyut kazandırmak,
Teröristle Kürt kardeşlerimizi ayırmak, terörü ödüllendirmeden, bölge insanını rahatlatmak,
Tüm darbe yasalarını ve Anayasa’daki uzantılarını temizlemek,
Özgürlük alanlarını genişletip, inançların yaşanmasının önündeki engelleri kaldırmak,
Televizyonlar eli ile yürütülen bozundurma ayrıştırma operasyonunu boşa çıkarmak, subliminal yöntemlerin kullanılmasına son vermek,
Eğitimi millileştirmek,
Orduyu profesyonelleştirmek –zira coğrafyamız binlerce yıldır çalkantılıdır ve çalkantılı olmaya devam edecektir, ordumuzun da buna göre yapılanması şarttır-,
Dünya Bankası-IMF-Dünya Ticaret Örgütü eli ile kıskaç altına alınan, ekonomik savaşa muhatap kılınan Türkiye’yi bu savaştan ve kültürel savaştan galip çıkarmak gerekmektedir.
Hükümet köklerini unutmadan, ABD-AB’nin gazına gelmeden, AB Müzakere Çerçeve Belgesi’nde imza altına aldığı mayınları patlatmadan, temizleyerek gitmek zorundadır. Yoksa, Hükümet’in gitmesi, Ak Partisi’nin kaçınılmaz sonla karşılaşması bir tarafa Türkiye dönülemez bir yola girer ki bu vebal nesiller boyunca temizlenemez.
Şu sorunun cevabı verilmelidir;
Zamanlamada ABD’nin Irak’tan çekilmeye başlamasının,
AB’ye verilen sözlerin rolü var mıdır?
Toplumu daha fazla cepheleştirmeden tablo netleştirilmelidir.
…..
Merhaba Şehir 3. Sayısı’na ulaştı.
2. sayı ile ilgili aldığımız olumlu tepkiler doğru bir iş yapmakta olduğumuz konusunda bizi motive etti. Teşekkür ediyoruz.
3. sayımızda Seydişehir ilçemize yakından bakmaya gayret ettik. Başarı öykülerini, bugününü ve gelecek planlarını yöneticilerinin ağzından ortaya koymaya çalıştık.
Şehir ekinin ortaya çıkmasını sağlayan arkadaşlarımı da teşekkürle anmak isterim; Ali Sait Öge ek konusunda en çok gayret eden arkadaşımız. Geçen sayının kapak fotoğrafı teslim etmek gerekir ki ödüllük bir fotoğraftı. Yazıişleri Müdürümüz Çetin Oranlı ekin haber koordinesini eksiksiz bir şekilde yerine getirirken, Reklam Koordinatörümüz Hakan Markupçu ile Muhammet Gümüş arkadaşlarımız da büyük gayret içinde. Ali Özcan, Rasim Atalay da bu sayıda emeği geçen arkadaşlarımız. Grafik –tasarımda Ahmet Göçergi birimler arası bağlantıyı sağlarken, Züleyha Önal da farklı renk ve görünümdeki Şehir’i beğeninize hazırlıyor. Bir ve ikinci sayılardaki baskı kalitesi matbaacı arkadaşlarımıza teşekkürümüzü hak ediyor.
Yeni sayılarda buluşmak dileği ile kalın sağlıcakla…
-----------------------------
İslam coğrafyasının herhangi köşesinde, bir ateş bir zulüm varsa bu şehrin insanının yüreği parçalanır ve yardım için kendini paralar…
Milli Şef’in zulmünden kaçanların da, depremzedelerin de sığındığı şehirdir Konya.
Mayası İslamla yoğrulmuş bir milletin gözlerimizin önünde parçalanma operasyonuna karşı en sağlam çimento da bu şehirdir.
Sultan Alaaddinler, Kılıçarslanlarla Selahattin Eyyubiler’in Haçlıları durduran iman ve kardeşliklerinin filizleri her daim sağlam kalmıştır bu şehirde. Öyle olsa idi onca Kürt kökenli hemşehrimizi Meclise gönderir miydi?
Bu şehirde kimse Halil Ürün’ün, Bekir Duvarcı’nın, Mustafa Özkafa’nın, Tahir Akyürek’in Türklüğü’nü Kürtlüğü’nü sorgulamamıştır. Düşünce ayrı olabilir ancak, kardeşlik hep esas olmuştur.
Açılımı sağlıklı zeminde yürütebilmek için, Konya Modeli’ne iyi bakmak lazımdır.
Hacıveyis Efendi’nin aylar boyu kazanlarla kaynattığı paparalarla, tiritlerle normalleştirdiği kaynaştırdığı Kürt sürgünlerinden, kin yerine kardeşlik üretmesindeki sırrı iyi kavramak lazımdır.
Bu şehrin Türk-Kürt ayırmadan kahramanlar üretmesini iyi irdelemek lazımdır.
Dünyanın hangi köşesinde olursa olsun başı dara düşen mazlumlara koşan şehrin insanını iyi incelemek lazımdır.
Açılımın sonunun Allah korusun bölünmeye varmaması için;
Konya Modeli’ni bilimsel olarak ortaya koymak,
İsrail-ABD-İngiltere’nin bölgedeki oyun ve hedeflerini gözden hiçbir zaman uzak tutmamak,
Savunma edilgen demokratik açılımın yanında etken, Suriye-Türkiye, Azerbaycan-Türkiye birleşme görüşmelerini başlatmak,
Kafkas-Balkan ve Arap ülkeleri açılımları ile İran ilişkilerine yeni bir boyut kazandırmak,
Teröristle Kürt kardeşlerimizi ayırmak, terörü ödüllendirmeden, bölge insanını rahatlatmak,
Tüm darbe yasalarını ve Anayasa’daki uzantılarını temizlemek,
Özgürlük alanlarını genişletip, inançların yaşanmasının önündeki engelleri kaldırmak,
Televizyonlar eli ile yürütülen bozundurma ayrıştırma operasyonunu boşa çıkarmak, subliminal yöntemlerin kullanılmasına son vermek,
Eğitimi millileştirmek,
Orduyu profesyonelleştirmek –zira coğrafyamız binlerce yıldır çalkantılıdır ve çalkantılı olmaya devam edecektir, ordumuzun da buna göre yapılanması şarttır-,
Dünya Bankası-IMF-Dünya Ticaret Örgütü eli ile kıskaç altına alınan, ekonomik savaşa muhatap kılınan Türkiye’yi bu savaştan ve kültürel savaştan galip çıkarmak gerekmektedir.
Hükümet köklerini unutmadan, ABD-AB’nin gazına gelmeden, AB Müzakere Çerçeve Belgesi’nde imza altına aldığı mayınları patlatmadan, temizleyerek gitmek zorundadır. Yoksa, Hükümet’in gitmesi, Ak Partisi’nin kaçınılmaz sonla karşılaşması bir tarafa Türkiye dönülemez bir yola girer ki bu vebal nesiller boyunca temizlenemez.
Şu sorunun cevabı verilmelidir;
Zamanlamada ABD’nin Irak’tan çekilmeye başlamasının,
AB’ye verilen sözlerin rolü var mıdır?
Toplumu daha fazla cepheleştirmeden tablo netleştirilmelidir.
…..
Merhaba Şehir 3. Sayısı’na ulaştı.
2. sayı ile ilgili aldığımız olumlu tepkiler doğru bir iş yapmakta olduğumuz konusunda bizi motive etti. Teşekkür ediyoruz.
3. sayımızda Seydişehir ilçemize yakından bakmaya gayret ettik. Başarı öykülerini, bugününü ve gelecek planlarını yöneticilerinin ağzından ortaya koymaya çalıştık.
Şehir ekinin ortaya çıkmasını sağlayan arkadaşlarımı da teşekkürle anmak isterim; Ali Sait Öge ek konusunda en çok gayret eden arkadaşımız. Geçen sayının kapak fotoğrafı teslim etmek gerekir ki ödüllük bir fotoğraftı. Yazıişleri Müdürümüz Çetin Oranlı ekin haber koordinesini eksiksiz bir şekilde yerine getirirken, Reklam Koordinatörümüz Hakan Markupçu ile Muhammet Gümüş arkadaşlarımız da büyük gayret içinde. Ali Özcan, Rasim Atalay da bu sayıda emeği geçen arkadaşlarımız. Grafik –tasarımda Ahmet Göçergi birimler arası bağlantıyı sağlarken, Züleyha Önal da farklı renk ve görünümdeki Şehir’i beğeninize hazırlıyor. Bir ve ikinci sayılardaki baskı kalitesi matbaacı arkadaşlarımıza teşekkürümüzü hak ediyor.
Yeni sayılarda buluşmak dileği ile kalın sağlıcakla…
-----------------------------
(Merhaba Şehir / Eylül Sayısı)