Abdürreşid İbrahim ve Alem-i İslam ve Japonyada İslamiyetin Yayılması

.
Abdürreşid İbrahim (1857-1944) Rusya’nın Sibirya’da doğan bir Tatar Türküdür.
Tarihleri arasında yaptığı uzunca seyahati iki cilt halinde “Alem-i İslam ve Japonya’da İslamiyet’in Yayılması” Osmanlıca olarak İstanbul’da yayınlamıştır. Ertuğrul Özalp tarafından sadeleştirilen ve notlandırılan eser yine iki cilt halinde İstanbul’da İşaret yayınları tarafından 2003 yılında yayınlanmıştır.
Mehmet Akif Ersoy ile derin bir dostluğu vardır, Safahat’ın Süleymaniye Kürsüsünde Abdürreşid İbrahim’i konuşturur.
Abdürreşid İbrahim, yazılarından anlaşıldığı üzere idealist bir müslümandır. İslam dünyasının ve bunun yanında Çin, Hindistan gibi doğu toplumlarının müstemlekeci Batılı devletler tarafından ezilmesi ve horlanmasına karşı çıkmıştır. Japonya’da İslamiyet’in tanınması, hatta kabul edilmesi için mübelliğ olarak çalışmıştır. Zaten ikinci ziyaretine 1933 yılında başlamış ve burada -1944 tarihinde vefat etmiştir.
16 Eylül 1908’de başlayan seyahatine Kazan’da başlamış, tek başına gezmiştir. Ufa, Kızılyar, Omski vs sonra Moğolistan, Mançurya, Harbin, Viladivostock oradan Japonya (burada biraz uzun kalmıştır) Kore, Çin, Singapur, Hindistan, Hicaz ve İstanbul. 1910’da bu seyahati bitti. Ayrıca Avrupa’ya seyahatleri de vardır Bu seyahatinde şehirlerdeki hayat şartları, insanların yaşantıları, giyim ve kuşamları, özellikle dini inanışlar ve itikatlar, işgal altındaki yerlerde Rusların, İngilizlerin veya diğer işgalcilerin halklara yaptıkları zulümler iyi bir gözlemci olarak anlatılır. Müslümanların yaşadıkları yerlerde vakıfların hantallığını ve Müslümanların lehlerine buraların yeterli kullanılamadığını söyler. Mesela o zaman Pekin’in onda biri müslümanmış (Çin asıllı Müslüman).
Devletler arası münasebetlere yer verilir: Rus-Japon harbi, Çin’in Batılılar tarafından işgal edilmesi ve maddi-manevi değerlerinin yağmalanması, Kore’nin Japonlar tarafından işgali ve imarı hareketleri, Güneydoğu Asya Müslümanları (Malaya, Cava, Filipin, Singapur), Hind topluluklarının (şimdiki Hindistan, Pakistan, Bangladeş) İngilizler tarafından sömürülmesi (mesela Hind gelirlerinin yüzde ellisi İngiltere’ye gitmiş) ve Yemen’in yine İngilizler tarafından işgali. Kendisi bu ziyaretleri Rusya pasaportu ile yaptığı halde Rusların Tatarlar ve diğer Türk toplulukları üzerindeki baskıları, Moğollara ve Hindlilere karşı politikalarını da ifade eder. Rusların Müslüman topluluklara yaptıklarına hayatının sonuna kadar karşı çıkar.
Abdürreşid İbrahim, “İttihad-ı İslam” üzerinde durur, hatta “Şark Meselesi”nin doğulu milletlerin inanışları ne olursa olsun dayanışmasında bulur. Burada da Japonların toparlayıcı rollerini belirtir. İslamiyet’in Japonların milli karakterlerine uygun olduğunu vurgular.
O, siyasi müslüman (2/431) peşindedir. Özellikle Japonların, Müslüman olmalarının onlara siyaseten ne kazandıracağı konusuna ağırlık verir.
Müslüman toplulukların cehaletlerinin onları geri bıraktığını söyler. Ayrıca Müslümanların o dönemde, birbirleriyle irtibatının çok zayıf olduğu da anlaşılmaktadır. Mesela Türkiye (Osmanlı) ile irtibatı olan tek topluluk Hindliler, onların irtibatı da sıkı değil. O dönemdeki Osmanlı hariciyesinin Rusya’nın doğu bölgesi, Japonya, Kore ve Çin’de hiç olmadığı, Singapur ve Hind’de ise çok etkisiz olduğu anlaşılıyor. Sadece hariciye değil, ticari ilişkiler de hiç yok. Müslümanlar ve diğer Doğu toplumlarının birbirleriyle irtibatsızlıklarının temel problemi, ortak dil eksikliği ve paramparça olmalarıdır. Bazı şuurlu Müslümanlar, İstanbul’daki hilafete sevgi duyar ve kendi kurtuluşlarını da buraya bağlar (2-442) Hind’deki Şia ve Sünni ihtilafının körüklenme sebeplerini ve neticelerini belirtir. “Şia ve Sünniler 1300 yıl öncesini hatırlayacaklarına üç sene sonra ne olacak onları düşünsünler” (2/446). Hatta O, bu ihtilafı misyonerlerin körüklediğini söyler. Değil Müslüman topluluklar arasındaki ihtilaf, Mecusilerle Müslümanlar birleşmezlerse İngilizlerin zulmü artar. Hatta o tarihte bir de öngörüde bulunur: “Hindistan’da İngilizlerin ömrü kısa olacak”.Aynı öngörüyü Ruslarla ilgili yapmaz. İngiltere’nin tek sorununun İslamiyet olduğunu ısrarla vurgular (29457).
Abdürreşid İbrahim, Batı sömürüsünün misyonerlik faaliyetleriyle yapıldığını söyler (1/ 191, 2-433). Hatta pek çok yerde bunlarla mücadelesini anlatır. Hatta doğu toplumlarının geri kalmasında dinlerinin etkileri olduğu iddialarını nasıl yaydıklarını söyler.
Milletlerin hasletlerinden bahseder: Japonlar dürüst ve temiz, her yerde kitap okurlar, Çinliler de dürüst, ancak gariban, Hindliler temizliğe dikkat etmez, Koreliler zavallı...Milli haysiyetlerine bağlı olan ülkelerin kalkındıklarını, buna karşılık milli hasletlerinden uzaklaşanların nasıl aşağılandıklarını tespit eder. O, yurtdışında okuyup da milli şahsiyetlerini kaybedenlerin faydalı olamayacağını Hindistan ve Türkiye’den örneklerle anlatır.
Bu eser, bir hatırat olduğu için uzun incelemeye ve analizlere dayanmaz. Bu sebeple bazı tespitleri yeniden değerlendirilebilir. Mesela, misyonerlere çokça karşı çıktığı halde Hindistan’da Seyyid Ahmed Han’ı muhterem olarak tanıtır. Oysa Sadeleştiren, bu kişinin İngiliz uşağı olduğunu tespit etmiştir (2/452). Yine Abdülhamid’i anlatırken onun tahttan düşmemek için Kunut duasındaki kelimelere müdahaleye kadar iştahlı olduğunu söyler (2/455). Aslında bu görüşlerini kendisinin yöneticilere muhalefetiyle de açıklanabilir.
Hicaz demiryolunun İslam aleminde doğurduğu sevinci de dile getirir. Bu hattın Mekke’ye kadar uzatılmasını savunur. Hatta Medine’den Şam’a kadar yolculuğunu demiryolu ile yapar.
Abdürreşid İbrahim’in 100 yıl önce dile getirdiği gerek toplumsal gerekse uluslar arası problemler, pek farklı değildir. O zaman Çin ve Hind’e yapılanlar, bugün Irak, Afganistan vs. O günün insanları ve alimleri de bugünden farklılık göstermiyor.
Abdürreşid İbrahim, bir müddet (1925-1933) Konya Cihanbeyli, Böğürdelik köyünde ikamet eder ve bazı eserlerini burada kaleme alır Bu sebeple Konya’da bununla ilgili bir program hazırlanarak hem bu zatın tanıtılması hem de fikirlerinin gündeme gelmesi faydalı olacaktır. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri