Önsözünde; “Batılılaşma hareketinin üzerinden neredeyse iki yüz yıllık zaman geçti. Onurlu, namuslu Türk aydınlarının, millî kalemlerin; yakın tarihimize bakarak ‘Avrupalılaşma-medenileşme-uygarlaşma’ gibi kavramlarla ifade edilen; batılılaşmadan, uygarlaşmadan, Avrupa Birliği’nden ne beklediğini, Türkiye’ye neler getirdiğini, karşılığında neleri yok ettiği çok iyi bilmektedir” diyerek, 1839 Tanzimat ve 1856 Islahat fermanlarından başlayıp, 1920’lerdeki hareketler, 1946’da çok partili siyasi hayata geçiş, 1960, 1970, 1980 ve 2000’lerdeki birçok siyasi/ gayri siyasi hareketler üzerinde, AB(D)’nin baskılarının bâriz olduğunu belirten Alişar, şöyle diyor:
“Sömürgeci AB(D); güdümündeki vakıflar, fonlar, yerli işbirlikçiler ve daha önemlisi, fonlarla beslediği içimizdeki aydınlar (!) sayesinde, sömürgeci anlayışını rahatlıkla sürdürebilmekte, kamuoyu oluşturabilmektedir. Bu öyle bir hâl almıştır ki, menfaat şebekeleri ile milletimizin çıkarlara çelişir hâle gelmiştir. Bu çelişki neredeyse, asırlık zıtlaşmalara sebebiyet vermiştir.
Onurlu, namuslu, Türk aydınlarının söylemleri ve kalemleri sayesinde; AB(D)’nin sömürgeci anlayışı, kısmen de olsa millet vicdanında tepkiye dönüştürülebilmiştir. Türk halkı elbette, kendine yabancılaşmış sözüm ona aydın takımının uygarlaşma tavrına karşı çıkacak, onu kendinden saymayacak ve inkâr edecektir.”
1839 Tanzimat ve 1856 Islahat fermanları Osmanlı üniforması giymiş paşalar tarafından okunmasına rağmen, bunların arkasındaki emperyalizmin uzun vadeli hesaplarını dikte edenler dikkate alınmaz ise, hem tarihî hem de günümüzü aydınlatan sonuçlara varmamızın imkânsız hâle geleceğini işaret eden Alişar, soğuk, yağmurlu bir Kasım sabahı, ailesiyle helâlleşerek Gülhane Hattı Hümayunu’nu okumaya giden Reşit Paşa’nın elindeki padişah fermanının İngiltere’deki elçiliği sırasında, Dışişleri Bakanı Palmerston tarafından teklif ve telkin edilen ıslahatlarla ilişkilerini bilmenin korkusu içinde olduğunu hatırlatarak, şunları ekliyor:
“Aynı Reşit paşa; Batı’nın sömürgeleştirme emellerine en geniş ölçüde hizmet eden, 1838 imtiyazını, İngilizlere devleti kurtarma hayâlleri içinde vermişti.”
AB(D) Emperyalizminin Türkiye’yi sömürgeleştirmek için yıllardır her türlü yola başvurduğunu, bu yollardan en önemlisinin borçlandırma olduğunu, İngiliz elçisi Canning’in Batılılardan borç alınması ile ilişkin ıslahat layihasının Abdülmecid tarafından reddedildiğini, namuslu idareciler başta olmak üzere, yabancılara karşı direnirken Ali Paşa’nın, 50 milyon franklık bir borç antlaşmasını 1855’de gizlice imzaladığını kaydeden yazarımız, “Bu antlaşma daha sonraki borçlanmaların, neticede Osmanlı Maliyesi’nin iflasının ve yabancı devletlerin borçlarını tahsil etmek için ülkemizde kurduğu ‘Düyûn-ı Umumiye’ nin önsözü oluyordu” diyor.
Birtakım tabuları bir tarafa atıp, hiçbir baskıdan yılmadan, doğruları kesin olarak ortaya koymanın zamanının geldiğini, 86 yıllık bir geçmişe bakan Cumhuriyet devri nesillerinin kafalarını ağır ağır yeni bir millî oluşumun tan ağartılarına doğru kaldırdıklarını, zamanla yok edilen direnme gücünün yeni belirtilerinin fark edildiğini bildiren Fahrettin Alişar, önsözünü şöyle noktalıyor:
“Halkımız artık mukavemetinde yalnız kalmadığını, bir aydınlar kitlesinin kendi davasının bayrağını taşımaya hazır olduğunu sevinçle hissediyor. Meselelere tarihimiz açısından bakan millî düşünen aydınlar, yarınki Türkiye’nin habercisi olmasının mesuliyet duygusu içindedir.”
Alişar kardeşimizi, bu değerli eser nedeniyle kutluyorum. Allah, hizmette yâr ve yardımcısı olsun.
NOT: Fahrettin Alişar, Çanakkale’de şehit olan binlerce Konyalı kahramanın isimlerini birer birer tesbit ederek kitap hâline getirirken, şehrimizin tanınmış eşrafı 85 yaşındaki Zihni Koygun, Kore Harbi sırasında 26 Kasım 1950’de Kunuri’de şehit olan ağabeyi Topçu Yüzbaşı Hikmet Koygun’un (1941-A-136) adının Büyükşehir Belediyesi’nin inşa ettirdiği “Şehitlik”de yer almadığını öne sürdü. Koygun; bulunamadığı için Genelkurmay Başkanlığı’nca şehit olduğu kabul edilerek resmi yazı ile bildirilen Hikmet Koygun’un adının şehitliğe yazılması için Büyükşehir Belediyesi’ne başvuruda bulunduğunu, fakat hiçbir işlem yapılmadığını kaydetti. Bu vesile ile konuya dikkat çekmek istedim.