7 YIL BİTKİSEL HAYATTA KALDI
TÜRKİYE’DE 7 YIL AİHM’DE 2 AY
Kızının acısını halen yaşadığını ifade eden baba Muammer Öz, “Sevgi’nin bedeni toprak oldu ama davası hala sonuçlanmadı. 7 yıldır temyizden bir türlü getirilemeyen dosyayı AİHM iki ay gibi kısa bir sürede kabul etti. Kendi ülkemde yargı bu kadar çaresiz kaldığı için AİHM’ye gitmek zorunda kaldım. Bundan üzüntü duydum, ama kızımı bu hale getirenlerin hiçbir ceza almadan yaşamlarına devam etmesi beni bu yola itti” dedi.
BİR CAN BU KADAR UCUZ OLAMAZ
Öz, kızının ölümüne neden olan sorumluların aldığı komik cezayı kabul edemediği için AİHM’e başvurduğunu ifade ederken, “Bir buzdolabını bozan firmayı mahkemeye versen inanın bundan daha çok ceza alır. Benim Sevgi’m şu anda toprakta ama suçluları cezasız. Bayram geliyor, anne perişan, psikolojik tedavi görüyor, ben öyleyim. Çocuklarım Sevgi’nin acısını unutamadı. Tüm bunların bir bedeli olmalı” diye konuştu.
Sevgi’yi AİHM savunacak
Yanlış anestezi uygulaması yapıldığı iddiası ile bitkisel hayata giren ve 7 yıl süren yaşam mücadelesini 25 Mayıs’ta kaybeden Sevgi Öz’ün dosyası AİHM’de kabul edildi
2002 yılında SSK Hastanesi’nde yanlış anestezi uygulaması yapıldığı iddiası ile 2 yaşında iken bitkisel hayata giren Sevgi Öz, 25 Mayıs 2009 tarihinde 7 yıl süren yaşam mücadelesini kaybederek hayata veda etmişti. Sevgi Öz’ün babası Muammer Öz, bitkisel hayata girdiği günden itibaren 7 yıl boyunca kızının hakkını aramak ve sorumlularının ceza almalarını sağlamak için mücadele etmişti.
Sevgi Öz’ün vefatının üzerinden 4 ay geçtikten sonra evinde ziyaret ettiğimiz baba Muammer ile anne Dudu Öz, diğer çocukları Hakan Naci, Halise ve Sema ile Sevgi’nin fotoğrafına sarılarak gözyaşı dökerken, kızlarının acısını halen yaşadıklarını söyledi. Baba Muammer Öz, “25 Mayıs 2009 tarihinde Sevgi’yi kaybettik. Sevgi öleli 4 ay olmasına rağmen davası hala sonuçlanmadı. Dosya yargıtayda temyizde. Aslında dava değişmesi lazım önceden yaralayama sebep vermekti şimdi ölüme sebebiyet vermeye döndürülmeli. Temyizden geldikten sonra döndürülür mü bilmiyorum. Türkiye’de 7 yıl süren davanın sonuçlanmaması, temyize gönderilen dosyanın bir türlü getirilmemesi, kızımı bu hale getirip ölümüne neden olanların çok komik bir ceza alarak ellerini kollarını sallayarak hayatlarına devam etmesi beni daha çok üzmüştü. Bende tüm bu olumsuzlukları aşmak için kızım ölmeden bir hafta önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdum. 2 ay önce Avrupa İnsan Hakları dosyayı kabul etmiş. Şimdi dosya AİHM’de ama ne zaman başlar bilemiyorum” dedi.
Öz, kızının ölümünün ardından Yargıtay 5. Daire Başkanlığına, Cumhuriyet Başsavcılığına ve Ankara Yargıtay Başkanlığına dilekçe yazdığını da dile getirerek, “Sevgi’nin vefatı ile tüm ayrıntıları yazdım. Yargı sürecinin bu kadar gecikmesinin ne kadar doğru olduğunu, adalet sisteminin ne kadar göçük olduğunu anlattım. YARSAV Başkanı seçilemedi diye, bir ara televizyonlarda ‘YARSAV’da deprem’ şeklinde haberler çıkmıştı. Bunu ben çok yadırgamıştım. Çünkü asıl deprem başkanı seçilemediği için YARSAV’da değil benim gibi mağdur insanlarda idi. Haklı olmalarına rağmen dosyaları zaman aşımına uğrayan binlerce insanın depremi var. Ben çocuğumun vefatı ile bu depremin en şiddetlisini yaşadım” diyerek yargıda yaşanan sorunların daha büyük deprem olduğunu söyledi.
Öz, Türk vatandaşı olmaktan her zaman gurur duyduğunu da dile getirerek, “Benim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde ne işim vardı. Türkiye’de yargı iyi işleseydi de ben Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmeseydim. Ama başka çarem kalmadı. Çocuğumun bedeni toprak oldu ama çocuğumun bu hale gelmesinde suçları olan, evladımın ölümüne neden insanlar hiçbir bedel ödemeden yaşantılarına ve görevlerine devam ediyorlar. Benim evladımın ölümüne neden, bizlere en büyük acıyı yaşatan insanlar hiçbir ceza almadı. Bu zoruma gittiği için AİHM’ye gittim” diye konuştu.
Türkiye’de eğer bir firmanın müşterisinin buzdolabını veya televizyonunu bozması halinde alacağı cezanın kızının ölümüne neden olan sorumluların aldığı cezadan daha ağır olacağına inandığını da belirten Muammer Öz, “Benim Sevgim şu anda toprakta ama suçluları cezasız. Bayram geliyor, anne perişan, aylardır psikolojik tedavi görüyor. Ben yıllarca mücadele ettim. Çocuklarım daha Sevgi’nin acısını unutamadı. Sevgi’nin bulunduğu odaya, hala giremiyoruz. Onun birçok eşyalarını dağıttık ama kalan eşyalarındaki koku hala duruyor. Benim gibi binlerce insan, milyonlarca insan var haklarını arayamayan, sevgileri solan nice anne babalar bizim gibi evlat acısı ile yanıyor. Üzücü olan bu bunun için ilk olarak yargıdaki depremi gidermek lazım” dedi.
Bir dava 5 yılı aşar ve zaman aşımına uğrarsa o zaman yargıya güven diye bir şey kalmaz diyen Muammer Öz, “Maalesef üzülerek söylemek istiyorum ki Türkiye’de yargı böyle olduğu için Avrupa İnsan Hakları’na gitmek zorunda kaldım. Bundan da tabi ki üzüntü duydum. Ben şu anda tazminat davası bile açmadım. 3. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediyor. Tazminat davası o dava sonuçlandıktan sonra başlayacakmış. Şu anda temyizde olan davanın kararına göre işleyecekmiş. Benim amacım kesinlikle tazminat davası değil, benim amacım kızımı bu şekle düşürenlerin hak ettikleri cezayı almaları ve sonucun bir emsal teşkil etmesi. Basın benim yanımda olmasına rağmen, bana her türlü desteği vermesine rağmen yaklaşık 7 yıl bitti 8 yıla giriyor bir davayı sonuçlandıramadım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi iki ay gibi kısa bir sürede benim davamı kabul etti. Türkiye’de temyizden bir dosyayı yıllarca getiremedim ama Avrupa İnsan Hakları’na sesimi iki ayda duyurdum.
Başbakanımız, Sağlık Bakanımız, ‘Kesinlikle hakkınızı arayın’ diyor. Ama ben 8 yıldır hakkımı aramama rağmen bulamadım. Buradan Sayın Başbakanımız ve Sağlık Bakanımıza da seslenmek istiyorum, ‘Evladımızı iyileştirmek için götürdüğümüz hastane resmen celladı oldu. Benim çocuğum bırakın hayatını çocukluğunu bile yaşayamadı. Annesi perişan oldu, ben perişan oldum. Bari bu süreçten sonra bu olaya el atın da sesimizi duyun. Bir insanın hayatı bu kadar ucuz olmamalı. Hata yapan insanlar cezasız kalmamalı” diyerek sesinin duyulmasını istedi.
ALİ SAİT ÖGE