4 ton domatese 1 kilo tohum

Nevzat Laleli

2006 yılında AKP Hükümeti tarafından çıkartılan 5553 sayılı “Yeni tohumculuk kanunu” ile köylümüzün ve çiftçimizin eli kolu bağlanır, tohum üretenlere yüksek cezalar verilirken, tohum ithalatı da serbest bırakılmıştı. GDO’lu (Genetiği ile oynanmış) bu ithal tohumları, meyvesini verdikten sonra kendi tohumunu üretmeyen kısır tohumlardı ve onu tüketen toplum üzerinde çok büyük ve kalıcı tesirler doğuruyordu.

Bu kanun çıkmadan önce neredeyse bedava verilin bu GDO’lu tohumlar, 2006 yılından sonra ülkemizde yerli tohum üretimi yapılmayınca, kıymete binmiş ve biz onu; “1 gram tohum, 1 gram altın” olarak bizden alınıyor diyorduk. Aşağıda okuyacağınız yazıda, yetkili bir ağıdan öğrendiğimize göre “koskoca bir mevsim 4 ton domates üretiyorsun karşılığında 1 kilo tohum alabiliyorsun’a gelmiş” olduğunu üzülerek öğreniyoruz. Bu tohumu almazsan o ürünü de yiyemezsin, diye sözlerimi bağlayayım ve habere geçeyim.

1 Eylül 2015 tarihli Milli Gazete’nin bu konuda verdiği haber aynen şöyledir.

Yaşar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ahmet Özken, Türkiye'nin dış ticarette mutlaka yüksek teknoloji ürünlerine yönelmesi gerektiğini söyledi. Özken, "Bugün 4 ton domates gönderdiğimizde, bunun karşılığında sadece 1 kg. domates tohumu getirtebiliyoruz. Böyle gitmez. Mutlaka yüksek teknoloji ihracatını hayata geçirmeliyiz, yoksa cari açıktaki makas daha da büyüyecek." dedi.

Gümrük Müşaviri de olan Özken, Türkiye'nin ihracatının 157 milyar dolara, ithalatının ise 252 milyar dolara ulaştığını belirterek, "Dış ticaret hacmimiz 400 milyar dolar civarında. Çin'inse 2.5 trilyon dolar ihracatı, 1.6 trilyon dolar ithalatı var. Burada en önemli etken, yüksek teknoloji ürünleri. Eğer bu tür ürünleri üretip satamazsak, cari açıktaki makas her geçen gün daha da büyüyecek." dedi. 

2014 yılında Çin'in yüksek teknoloji ihracatının 457 milyar dolara, Kore'nin 152 milyar dolara ulaştığını, Türkiye'ninse yalnızca 4,5 milyar dolar olduğunu kaydeden Özken, şöyle devam etti:

"Bu bizim için önemli bir veri, çünkü bugün Türkiye olarak 500 TIR demir gönderdiğimizde, bunun karşılığında yaklaşık 1 ton ilaç alabiliyoruz. 4 ton domates gönderdiğimizde, bunun karşılığında sadece 1 kg. domates tohumu getirtebiliyoruz. 2 bin ton çimento ya da inşaat malzemesi gönderdiğimizde, karşılığında sadece bir konteyner bilgisayar alabiliyoruz. Yüksek teknoloji ürünleri bizim ihracatımızda önem vermemiz gereken, yatırım yapmamız gereken en önemli konu."

PEŞİN ÖDEME ŞART

Türkiye'de 60 binden fazla dış ticaret firması olduğunu, bunların ihracattan çok ithalatla uğraştığını, ihracat rakamlarını daha da yükseğe çekmek için eğitimli personel gerektiğini ifade eden Ahmet Özken, "İhracatta ödeme sistemi de değişmeli. Yurtdışına gönderdiğimiz ürüne karşılık, ödemeyi mal mukabele sistemiyle alıyoruz. Yani üretiyor, malı gönderiyor, parasını iki üç ay sonra alıyoruz. Bu çok riskli bir sistem. Ödenmeyen paraya yönelik bir veri de yok. 152 milyar dolarlık ihracatın 102 milyar dolarını bu ödeme sistemiyle yaptık. Böyle olmaz, en risksiz olanı tercih etmeliyiz, yani peşin ödeme sistemini. Yüksek teknoloji ürünü ihracatıyla birlikte ödeme sistemini değiştirirsek, cari açığı azaltmada önemli bir adım atmış oluruz." dedi.

Milleti, 4 ton domates üretim 1 kilo tohum almaya ve bu tohumlarla ürettiğimiz hububat, bakliyat ve sebzelerin GDO’lu ürünlerine bizi mahkûm edenleri, Allah’a havale ediyoruz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.