Yeni beklentiler ve ümitlerle girdiğimiz, hayırlı ve başarılı geçmesini temenni ettiğimiz 2011 yılının ilk haftası, kendisine ayrılan zamanı tamamlamak üzere. Haftalar günlerden, aylar haftalardan, yıllar aylardan ve asırlar yıllardan meydana gelir. Zamanın esası ve işin başlangıcı gündür. Asırların tarihe parlak cümlelerle geçmesi, günlerin başarılı ve zamanın dolu geçmesine bağlıdır. Zamanın verimli ve bereketli hale gelmesinde insanın rolü ve tutumu önemlidir.
Geride bırakmak üzere olduğumuz 2011 yılının ilk haftası, çok başarısız ve verimsiz gibi geçmiş görünse de bundan sonraki haftaların da böyle olacağı anlamına gelmez. Bu ilk haftada en azından neler olduğunu biliyoruz.
Gelecek haftalarda neler olacağını ve zamanın nasıl geçeceğini şimdiden kestirmek mümkün değildir. Çünkü biz, bize tanınan yetki çerçevesinde geçmişi biliniz de geleceği bilemeyiz. Hele ki gelecekte neler olacağını hiç bilemiyoruz. Eğer bilseydik işi gücü bırakır hep gelecekle meşgul olurduk. Geçmiş hakkında değerlendirme yaparız da, gelecek hakkında tahmin yürütemeyiz ve kehanette bulunamayız. Geçmişi iyi değerlendirmek, olup biteni dikkatle takip etmek, olaylardan ibret almak ve netice çıkartmak, günleri nasıl geçirdiğimizi ve zamanı nasıl değerlendirdiğimizi inanç ve mantık süzgecinden geçirmek bize yüklenmiş büyük bir görevdir.
Geçmiş, Allah'ın takdirine uygun tecelli etmektedir, geleceği de ancak Allah bilir. Yalnız biz, geleceğin hayırlı, başarılı, verimli ve yararlı geçmesi için çaba sarf ederiz, niyet besleriz ve irademizi o yönde kullanırız.
Burada şu soru aklımıza gelebilir:
Mademki biz geleceği bilemiyoruz, o halde meteoroloji uzmanları geleceği nasıl biliyorlar? Yağmurun ve karın yağacağını, fırtınanın çıkacağını, günün veya haftanın sisli geçeceğini, ayın ve güneşin tutulacağını önceden nasıl haber verebiliyorlar? Zamanı gelince de bu tabiat olayları meteorolojinin bildirdiği şekilde ve zamanda vuku buluyor. Bu duruma göre soru yerinde. Bu durumda meteoroloji kayıptan haber vermiş ve bilinmeyen bir olayı ve olayları önceden açıklamış olmuyor mu?
Meteoroloji bu bilgileri önceden bize duyurmakla kayıptan haber vermiş ve kehanette bulunmuş olmuyor. Atmosferden elde edilen bir takım veriler sayesinde yağmurun ve karın yağacağını ve fırtınanın çıkacağını tespit edebiliyor ve ona göre açıklamalar yapıyor. Havada mevcut olan belirtileri ve ön habercileri teknikten istifade ederek ilim tespit ediyor ve hava raporları ona göre hazırlanıyor. Meteoroloji açıklamalar yaptığı için kar veya yağmur yağmıyor, fırtına çıkmıyor. Zaten bu tabiat olayları Allah'ın takdiriyle vuku bulacaktı. Meteoroloji ilim ve teknik sayesinde bunları tespit ederek olacakları bize haber veriyor. Şu zaman şu bölgelerde kar veya yağmur yağacak, fırtına çıkacak diyebiliyor.
Tabii ki bu iş fal bakarak, sihir yaparak, cinleri devreye sokarak ve gizli güçlerden haber alarak veya burçların içeriğini okuyarak gelecekten haber vermeye ve açıklamalar yapmaya, insanları kandırmaya benzemiyor. İnsanlar gibi cinler de gelecekten haber veremezler ve kaybı bilemezler. Tekrar ifade edeyim ki kaybı ancak Allah bilir.
Geçmiş yıllardaki bilgi ve belgelere dayanarak ifade ediyorum: Yaşadığımız yılların rahat bırakılmadığına ve insanların yönlendirilmeye çalışıldığına şahit oluyoruz. O sebeple yıllarımız istesek de istemesek de rahat ve huzurlu geçmiyor. Gerçi her şeye rağmen bir şey değişmiyor. Kader hükmünü icra ediyor. Kim ne yaparsa yapsın, kim ne yazarsa yazsın Allan'ın dediği oluyor.
Yılın içeriğini değiştirmeye muvaffak olamayanlar, insanları tedirgin ediyor ve toplumun keyfini kaçırıyorlar. Kendi düşüncelerine, ahlâk anlayışlarına ve ideolojilerine göre yeni yıla yön vermeye ve olayları saptırmaya çalışıyorlar.
2011 yılında da terörün artarak devam edeceğini, ekonomik krizin dünyayı etkisi altına alacağını, İstanbul'da büyük bir deprem olacağını, işsizliğin artacağını, domuz ve kuş gribi gibi korkunç ve salgın hastalıkların yine görüleceğini... söyleyerek veya yazarak ülkemizi tedirgin ediyor ve gelecekten endişeye sevk ediyorlar.
Tutma televizyon uzmanları sürekli bu konuları abartarak işliyorlar. Parlak yorumlarıyla işin vahametini dile getiriyorlar. Siyasi havayı bulandırmaya çalışıyorlar. Bütün bu propagandanın tesiri altında klan insanlar önceleri paniğe kapılıyorlar, sonra bu şişirme ve moral bozmaya matuf haberlerin hiç birisinin gerçek olmadığını görüyorlar. Allah'ın takdir ve tayin ettikleri oluyor. 2011 yılını bâri bunaltmayın ve kendi haline bırakın. Kendi gücünüzü Allah'ın gücünün yerine koymaya çalışmayın. Boyuna uğraşmış ve vakit kaybetmiş olursunuz.
Geride bırakmak üzere olduğumuz 2011 yılının ilk haftası, çok başarısız ve verimsiz gibi geçmiş görünse de bundan sonraki haftaların da böyle olacağı anlamına gelmez. Bu ilk haftada en azından neler olduğunu biliyoruz.
Gelecek haftalarda neler olacağını ve zamanın nasıl geçeceğini şimdiden kestirmek mümkün değildir. Çünkü biz, bize tanınan yetki çerçevesinde geçmişi biliniz de geleceği bilemeyiz. Hele ki gelecekte neler olacağını hiç bilemiyoruz. Eğer bilseydik işi gücü bırakır hep gelecekle meşgul olurduk. Geçmiş hakkında değerlendirme yaparız da, gelecek hakkında tahmin yürütemeyiz ve kehanette bulunamayız. Geçmişi iyi değerlendirmek, olup biteni dikkatle takip etmek, olaylardan ibret almak ve netice çıkartmak, günleri nasıl geçirdiğimizi ve zamanı nasıl değerlendirdiğimizi inanç ve mantık süzgecinden geçirmek bize yüklenmiş büyük bir görevdir.
Geçmiş, Allah'ın takdirine uygun tecelli etmektedir, geleceği de ancak Allah bilir. Yalnız biz, geleceğin hayırlı, başarılı, verimli ve yararlı geçmesi için çaba sarf ederiz, niyet besleriz ve irademizi o yönde kullanırız.
Burada şu soru aklımıza gelebilir:
Mademki biz geleceği bilemiyoruz, o halde meteoroloji uzmanları geleceği nasıl biliyorlar? Yağmurun ve karın yağacağını, fırtınanın çıkacağını, günün veya haftanın sisli geçeceğini, ayın ve güneşin tutulacağını önceden nasıl haber verebiliyorlar? Zamanı gelince de bu tabiat olayları meteorolojinin bildirdiği şekilde ve zamanda vuku buluyor. Bu duruma göre soru yerinde. Bu durumda meteoroloji kayıptan haber vermiş ve bilinmeyen bir olayı ve olayları önceden açıklamış olmuyor mu?
Meteoroloji bu bilgileri önceden bize duyurmakla kayıptan haber vermiş ve kehanette bulunmuş olmuyor. Atmosferden elde edilen bir takım veriler sayesinde yağmurun ve karın yağacağını ve fırtınanın çıkacağını tespit edebiliyor ve ona göre açıklamalar yapıyor. Havada mevcut olan belirtileri ve ön habercileri teknikten istifade ederek ilim tespit ediyor ve hava raporları ona göre hazırlanıyor. Meteoroloji açıklamalar yaptığı için kar veya yağmur yağmıyor, fırtına çıkmıyor. Zaten bu tabiat olayları Allah'ın takdiriyle vuku bulacaktı. Meteoroloji ilim ve teknik sayesinde bunları tespit ederek olacakları bize haber veriyor. Şu zaman şu bölgelerde kar veya yağmur yağacak, fırtına çıkacak diyebiliyor.
Tabii ki bu iş fal bakarak, sihir yaparak, cinleri devreye sokarak ve gizli güçlerden haber alarak veya burçların içeriğini okuyarak gelecekten haber vermeye ve açıklamalar yapmaya, insanları kandırmaya benzemiyor. İnsanlar gibi cinler de gelecekten haber veremezler ve kaybı bilemezler. Tekrar ifade edeyim ki kaybı ancak Allah bilir.
Geçmiş yıllardaki bilgi ve belgelere dayanarak ifade ediyorum: Yaşadığımız yılların rahat bırakılmadığına ve insanların yönlendirilmeye çalışıldığına şahit oluyoruz. O sebeple yıllarımız istesek de istemesek de rahat ve huzurlu geçmiyor. Gerçi her şeye rağmen bir şey değişmiyor. Kader hükmünü icra ediyor. Kim ne yaparsa yapsın, kim ne yazarsa yazsın Allan'ın dediği oluyor.
Yılın içeriğini değiştirmeye muvaffak olamayanlar, insanları tedirgin ediyor ve toplumun keyfini kaçırıyorlar. Kendi düşüncelerine, ahlâk anlayışlarına ve ideolojilerine göre yeni yıla yön vermeye ve olayları saptırmaya çalışıyorlar.
2011 yılında da terörün artarak devam edeceğini, ekonomik krizin dünyayı etkisi altına alacağını, İstanbul'da büyük bir deprem olacağını, işsizliğin artacağını, domuz ve kuş gribi gibi korkunç ve salgın hastalıkların yine görüleceğini... söyleyerek veya yazarak ülkemizi tedirgin ediyor ve gelecekten endişeye sevk ediyorlar.
Tutma televizyon uzmanları sürekli bu konuları abartarak işliyorlar. Parlak yorumlarıyla işin vahametini dile getiriyorlar. Siyasi havayı bulandırmaya çalışıyorlar. Bütün bu propagandanın tesiri altında klan insanlar önceleri paniğe kapılıyorlar, sonra bu şişirme ve moral bozmaya matuf haberlerin hiç birisinin gerçek olmadığını görüyorlar. Allah'ın takdir ve tayin ettikleri oluyor. 2011 yılını bâri bunaltmayın ve kendi haline bırakın. Kendi gücünüzü Allah'ın gücünün yerine koymaya çalışmayın. Boyuna uğraşmış ve vakit kaybetmiş olursunuz.