17 Ağustos Depremi’nin 13. yıldönümünde ders alınması gerektiği noktasında odalar ve kuruluşlar uyarılarını sürdürüyor. 17 Ağustos Depremi’ni anma maksadıyla basın toplantısı düzenleyen Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Doç.Dr. Fetullah Arık, depremin geride, alınması gereken ders ve hüzün bıraktığını söyledi. Arık, “Depremin 13. yılında da bir kez daha depremde hayatını kaybeden yurttaşlarımızı rahmetle anıyor ve yakınlarının acılarını paylaşıyoruz. Ülkemizin jeolojik yapısı gereği bir doğa olayı olarak depremin kaçınılmaz bir şekilde tekrar tekrar karşımıza çıktığının ve çıkacağının bilinmesine karşın, bugün, yaşadığımız çevrenin 13 yıl öncesine göre, afetlere karşı daha güvenli olduğu söylemek mümkün değildir” dedi. Türkiye’nin önemli bir bölümünün afet riski altında olduğunu, deprem, heyelan, su taşkını gibi doğa olaylarının afete dönüşmesini engelleyecek, mevcut yerleşim yerlerinin sağlıklı ve güvenli yaşam alanları haline getirilmesinin acil bir ihtiyaç olduğu belirten Arık, “Binaların risklerinin tespit işlemi ve yeni yapı üretimi sonucu mülk sahiplerinin ihtiyaç sahibi haline dönüşme riskleri ortaya çıkmaktadır. Kentsel dönüşüm sadece bir inşaat projesi değildir ve yerleşim alanları için afetler başta olmak üzere güvenlik, sağlık, sosyal, kültürel, ekonomik, estetik ve şehir plancılığı boyutları olan çok boyutlu bir olaydır. Diğer taraftan, son çıkarılan Yapı Denetimi Yönetmeliği ile yapı üretim sürecinde meslek odalarının yapmış olduğu kamusal denetim ve gördüğü işlev devre dışı bırakılmış, bu düzenleme ile yapım sürecinde olduğu gibi yapım sonrası süreçte de telafisi mümkün olmayan tehlikelerle karşılaşılmasının zemini oluşturulmuştur” diye konuştu.
485 DEPREM ÜRETECEK FAY VAR
Türkiye’de 150 tane deprem üretecek diri fay olduğu bilinirken, MTA tarafından yapılan çalışmalarla güncellenen Türkiye Diri Fay Haritasına göre büyüklüğü 5.5 ve üzeri deprem üretebilecek 485 diri fay veya fay segmenti olduğunun saptandığını ifade eden Arık, şunları kaydetti; “Peki bütün bunların ardından neler yapmalıyız? Toplumsal ve yönetsel düzeyde tüm kaynakları zarar azaltma hedefine yönlendirecek, kişi ve kurumlar arasında eşgüdümü sağlayacak üniversitelerin, kamu kurum ve kuruluşların, meslek örgütlerinin ve sivil tolum kuruluşlarının katılımı ile tüm ülkeyi kapsayan ‘Stratejik Afet Eylem Planı’ hazırlanmalıdır. Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkında kanun yerine, insan merkezli toplumsal politikaların hayata geçirilmesini esas alan, bilim çevreleri, ilgili meslek odaları, yerel yönetimler ve halkın katılımı ile; rant odaklı değil, sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşam hakkını gerçekten sağlayan yeni yasal düzenlemeler yapılmalıdır. 3194 Sayılı İmar Kanunu, 7269 Sayılı Afetler Kanunu ve 4709 sayılı Yapı Denetimi Kanunu bir bütün halinde yeniden ele alınarak birbirleri ile çelişen ve çakışan hususlar giderilmelidir. 5543 Sayılı İskan Kanunu değiştirilerek kırsal yerleşim birimlerinin alt ve üst yapısı çağın teknik şartlarına uygun bir şekilde yenilenmelidir. Her deprem sonrasında kimi mühendislik odaları ve uzmanların yaptıkları gibi halkı korku ve paniğe sevk etmeden bilgilendirmek için arazi çalışmaları ile aletsel sismik veri kayıtlarını tutan, değerlendiren ve kamuoyunu doğru bilgilendiren bir kurumsal yapı oluşturulmalı, ‘Türkiye Jeolojik Araştırmalar Kurumu’ kurulmalıdır. Gerek mevcut sismik veri ve kayıtlar, gerekse de yapılacak jeoloji, yapısal jeoloji, tektonik, jeomorfoloji ve paleosismoloji çalışmaları ile elde edilecek verilere dayalı olarak farklı ölçeklerde ‘Sismotektonik Haritalar’ hazırlanmalıdır.”
İBRAHİM ÇİÇEKÇİ
17 Ağustos unutulmadı
17 Ağustos 1999 saat 03.02de Kocaeli Gölcük'te meydana gelen ve Türkiye açısından yüzyılın felaketi olarak nitelendirilen Marmara Depremnin 13. yılında yine hüzün tekrarlandı
İlk yorum yazan siz olun