15 Temmuz’a hitaben diyelim

.

Bir süre sessizliğe gömülmek istedim…

İçime kapandım daha doğrusu.

Olan bitenleri oturdum öylece izledim izledim.

İçimdeki iç savaşta ölmekten korktum…

Sadece şunu der şunu söylerim:

“Vatanını karşılıksız sevenlere; çileyle yoğrulmuş bir hayat ve yalnızlıklarla dolu bir ömür biçilmiş. Acı çekmek olmazsa olmazımız olmuş.”

Çok özlediğim bazı insanlar bazı sohbetler var, çilem bitince koşar adım gideceğim onlara…

Unuttum sanmasınlar, sessizlik de bir özlem belirtisidir aslında…

*

15 Temmuz’un 2. Yıldönümü de geçirdik. O kadar çok şey yaşadık ki şu süreçte anlatsak sayfalar yetmez.

251 vatandaşımızı şehit verdiğimiz o gecenin hakkını verebilmek için, şu zamana dek FETÖ ile mücadeledeki samimiyetimizi yoklamakta fayda var.

*

Yeni kabine kuruldu, hayırlı uğurlu olsun, zaman gösterecek her şeyi istediğimiz kadar yorum yapalım.

Sizlere sadece şunu söyleyeyim; bakın ortada devlet kalmadı diyenler, devlet bir kurt misali her zaman pusuda bekler bekler öyle bir an gelir ki “Yeter artık.” Der ve yumruğunu ortaya koyar…

Bizlere de sabretmek düşer. 15 Temmuz’a dek neler olmadı ki? Bombalar patladı, Çözüm Süreçleri yaşandı, şehir çatışmaları oldu liste uzar da uzar…

İzledi devlet, hepsini izledi. Vatanını satanı, istihbarat bilgilerini örgüte satanları ve yüzlerce şehide sebep olanları aklına yazdı, ABD talimatları ile Anadolu’nun bağrındaki gençleri zehirleyenleri aklına yazdı…

Bizlerin bilmediği o kadar çok şey var ki, her şeyi medyada olan bitenle sanıyorsunuz. Bu vatanın öyle bilinmeyen kahramanları var ki 14 ay ailesinden, sevdiklerinden ayrı kalanlar mı dersiniz 6 aylık bebeğini geride bırakıp gidenleri mi...

Merak etmeyin, attığınız adım verdiğiniz nefes devletin hep hafızasında…

*

OHAL kalkıyor fakat terörle mücadelede aynı dirayeti göstermek için yeni bir kanun tasarısı geliyor 30 maddelik, bakalım beraberinde neleri getirecek. Malumunuz Karadeniz Bölgesi bu aralar biraz kaynıyor, Giresun-Gümüşhane arasında sıcak çatışmalar halen devam ediyor…

Eren Bülbül’ü şehit eden 2 şerefsiz imha edildi geçtiğimiz gün imha edildi.

İyi ki varsın Eren…

Rahat uyu…

*

Gelelim FETÖ ile mücadelede neredeyiz sorusuna.

Cevabı çok fakat en çok dikkatimi çekenler şunlar:

Henüz milli eğitim bakanlığında gereken temizlik yapılmadı, yüzlerce şube müdürü, il-ilçe milli eğitim müdürleri duruyor. Gözümüzle şahit olduğumuz şeyler var, ezbere konuşmuyoruz. Temennim bir an önce bu temizliklere başlanması.

Türkçe Olimpiyatları’na sponsor olan bazı şirketlere hala kayyum atanmadı, TSK’nın kriptoları halen netleştirilemedi, Pensilvanya’ nın çakalı diyor ki saklanın, gizleyin kendinizi, itirafçı olmayın.

24 Haziran’dan sonra kinlenen bu güruhtan neler çıkacağı belli olmaz hepimiz bunu çok iyi biliyoruz. Her zaman tedbirli olmakta fayda var.

*

Özellikle “Ankesörlü telefon.” Davalarına çok dikkat etmeliyiz. FETÖ’ nün ekmeğine yağ sürecek kararlar vermemeli mahkeme heyeti ve bu davalara tecrübeli hakimler başkanlık etmeli, daha dünün çocukları değil. Çünkü en fazla mağduriyet bu davalardan çıkıyor, halis FETÖ’ cü kendini gizlemek için yakıyor masumun birisini, sonra hop 6 ay içerdesin…

*

Bu yapı; nerede zeki muhafazakar vatansever öğrenci var hep kazanmak istedi. Bizzat sevdiğim yakın bir arkadaşımın başına geldi bu durum…

Polis akademisinde disiplin puanı had safhadaydı, atılmak üzereyken okuldan 2015 yılında akademi tamamen kapatıldı. Bizzat kendi devresinden 50-60 kişi yeni kurulan akademiye geri girdi zaten çoğu darbeden sonraki KHK’larla ihraç edildi. Bizim oğlan nereye başvurursa başvursun hep reddedildi, araştırma görevliliğinden bakanlıklara değin. Alperen Ocakları üyeliğinden başka bir fişlenmesi olmamıştı halbuki. Neyse, 2 yıl boyunca sabretti işsiz güçsüz, bizim de elimizden bir şey gelmiyordu sadece bekledik öylece.

15 Temmuz oldu ve TSK’yı bu şerefsizlere emanet etmeyeceğim diyerek Kara Kuvvetleri’ne başvurdu, bütün tahkikatlardan geçerek teğmen olarak görevine başladı derken birden irtibatımız kesildi. Belki eğitime gitmiştir ya da kimseyle görüşmüyordur diye üstüne gitmedim fakat merak ettim tabi…

Bir gün haberlerde görünce neye uğradığımı şaşırdım “2011 yılında ankesörlü telefon aranmasından” 6 ay içerde yatmış. Tabi işin iç yüzünü bilmeyenler için konuşması kolay, çoğunuz dersiniz vardır bunda bir halt bilmem ne diye.

Şerefsizler tam 72 kere aramış, o dönemde kendisi gibi ülkücü milliyetçi olan birçok öğrenciyi kendi aralarına katmak için aramış durmuşlar. Hiç inkar etmeyin, çoğunuz onların sohbetlerinden çıkmıyordu hatırlatırım, işte bu vatansever çocukları da şuraya gelin bakın devreleriniz sohbete akşam yemeğine geliyor, bugün organize şube müdürü seminer vermeye gelecek A evine, TEM amiri B yurduna terörle mücadele semineri vermeye gelecek diye diye defalarca aramalarına rağmen ve her seferinde “Gelmiyoruz.” Diye karşılık almalarına rağmen, ne yazık ki çoğu ya yüklü miktarda tazminat ödeyerek okuldan atıldı ya da yıllar sonra haksız yere hapse sokuldu.

Çok şükür ki bu kalleş iftiralardan aklandılar, devlet kimin ne olduğunu iyi bilir, görevlerine geri dönecekler…

Düşünün öyle tehlikeli bir örgüt ki 7 yıl önce kimleri hangi telefonda aradıklarını ve “Bu bize itaat etmedi, peşini bırakmayın.” Diye fişlemelerini arşivleyecek kadar aşağılıklar. Ha arayanlar da kim mesela biliyor musunuz? Mesela polisseniz amiriniz, askerseniz komutanınız vs. Hiç anlayamazsınız yani kimin ankesörlü telefondan sizi aradığını.

Bu yüzden beraber çalıştığınız, sırtınızı yaslayarak güvendiğiniz mesai arkadaşlarınıza, amirlerinize, komutanlarınıza dikkat edin…

Ve artık FETÖ’ nün siyasi ayağındaki İNLERİNE de girin…

Yoksa 15 Temmuzlar bitmez.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri