Abdullah Akan. 2009 yılında köyünden Konya'ya çalışmak için geldi. Şehrin tanınmış firmalarından birinin inşaatında iş buldu ve çalışmaya başladı. İş buldum diye sevinen Abdullah, başına geleceklerden habersizdi.
**
İşe başladıktan kısa bir süre sonra 13. katta iskelede çalışırken dengesini kaybetti ve yere düştü. Uzun süre yoğun bakımda kaldı. Günler sonra bir hastane odasında gözlerini açtı. Ellerinin ve kollarının alçıya alındığını o zaman anladı.
**
Akan, iş güvenliğinin önemsenmediği inşaatlardan birinde çalışıyordu. Hiçbir güvenlik önlemi alınmamıştı. Ölümden döndü. Hastaneden taburcu olduktan sonra firmayı mahkemeye verdi. Mahkeme 5 yıldır devam ediyor.
**
Olay yargıya taşıyan Akan, mahkemenin henüz bir karar vermemesinden şikayetçi. Mahkeme sürekli erteleniyor. İş kazasından sonra yeniden hayata tutunmakta zorluk çeken Akan, elde olanı da avukata vermiş.
**
Nihai kararını henüz vermeyen mahkeme, yüzde 20 oranında emniyet kemerini takmadığı için Akan'ı suçlu bulmuş. İnşaat firmasının tabi güçlü avukatları var. Akan, kendini savunmakta zorluk çekiyor.
**
Düzene isyan eden Akan, "Türkiye'de adalet yok. Mahkemeler zenginden yana. Garibanın, mazlumun halinden anlayan yok" diyor.
**
Önceki yazımda şantiyelerde ölümün kol gezdiğini, Türkiye'nin iş kazalarında birinci sırada olduğunu ve iş kazalarında sınıfta kaldığını ifade etmiştim.
**
Her yıl binlerce canı iş kazalarında kaybediyoruz. Herkes bunun farkında ama yetkililer ve bazı inşaat firmaları hala başını kuma gömüyor.
**
Abdullah Akan da Türkiye'deki binlerce kazazededen sadece bir tanesi. Akan'ın kazadan sonra kol ve bacakları, kemikleri iyileşmiş ama beynindeki bazı damarlar, hasar gördüğü için hala iyileşmemiş.
**
Mahkeme koridorlarında gezen Akan, başka bir işte de çalışamıyor. Mahkeme de hala haklılığını ispatlamadı. Suçlunun kim olduğu hala belli değil.
**
Suçlu Akan mı? İnşaat firması mı? Sistem mi?
**
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, "İşi daha ucuza yaptırmak için taşeronluk sistemini acımasız bir şekilde kullanarak, insanları, çalışanları adeta köleleştirerek bir uygulama içerisine girerseniz, burada maliyetin getirdiği baskılardan dolayı, çok kazanma hırsıyla bütünleşen bu anlayış, ister istemez güvenliği ikinci derecede bırakmaktadır" dedi.
**
Bakan Çelik'in dediği gibi artık köleci düzenden kurtulmak gerekiyor.