Yürek Perdesi

“Yüreğinin perdesi önünde kim korkuyla oturmamıştır?”

Rilke’nin beşinci ağıtından bir satır bu söz.

Sözün tahliline başlamadan önce yüreğimize neden perde örteriz ilkin bunun tartışılması gerekir. Öncelikle biz bu hayatı nasıl anlamlandırıyoruz buna bir ışık tutmaya çalışalım. Her bireyin deneyimlediği hayat farklı olabiliyor, kimimiz çok neşeli bir filtre takarken hayata karşı kimimiz üzgün bir filtreden bakabiliyoruz. Hayat deneyimlerimizi bu kadar farklı yaşamamızın sebebi bilişimizden ve duygularımızdan kaynaklanıyor olabilir.

Öncelikle bir olayla veyahut durumla karşılaştığımız zaman bilişimiz bu durumu değerlendirmeye alıyor, eğer daha önce deneyimlediği tabir-i caizse tanıdık bir durum ise daha önce bu durumu yaşadığı zaman verdiği tepkiyi veriyor ve ona göre bir duygu gönderiyor. Ancak durum şu noktada karmaşıklaşıyor, eğer ki karşılaştığımız olay bilişimiz için yeni bir olay ise bilişimiz karşılaştığı bu yeni olay için verecek bir tepki arıyor. Vereceği tepkiyi bulduğu zaman ise devreye duygular giriyor. Böylelikle her olaya karşı bir duygu geliştirmiş oluyoruz. Birisini kaybettiğimiz zaman üzüntü duygusunu yaşıyoruz, sevdiğimiz bir işi yaparken sevinç, yeni bir ortama girdiğimiz zaman utanç, sevmediğimiz bir yemeğin görüntüsünü gördüğümüz zaman ise hayal kırıklığı gibi. Şimdi işin duygu boyutuna geçelim.

Duygularımız bizim bu hayatı anlamlandırmamızda kullandığımız en etkili araçlardan birisidir. Ancak bazen bizi ve duygularımızı inciten hayat şartlarıyla karşılaşabiliriz ki bu inciten deneyimler bizim savunma mekanizmamızı etkin hale getirip kendimizi koruma altına almamızı sağlar. Rilke’nin bahsettiği “yürek perdesi” kavramı da tam olarak bu noktaya atıf yapar.

Yüreğimizi (duygularımızı) savunma alanının içine (perdenin altına) aldıktan sonra onları o perdenin altında zamanla unutmaya başlarız. Bu unutma olayı da aslında beynimizin bizi korumak için geliştirdiği savunma mekanizmasının devamı sayılabilir.

Peki, bu perdeyi tekrar nasıl fark ediyoruz?

Aslında biz unuttuğumuzu zannediyoruz. Bize sürekli rahatsızlık veren duygularımız o perdenin altından yaşadığımız bazı olaylarda bize el sallıyor, biz ise o eli tekrar perdenin altına itiyoruz. Ta ki hayatın bir noktasında duygularımız o perdenin altında saklanamayacak kadar büyüdüğü zaman o rahatsızlık hissi üstümüze çökene kadar bunu fark etmiyoruz.

Rilke, yüreğimizin perdesinin önünde korkuyla oturmaktan bahsederken aslında o perdenin altında büyüttüğümüz acılarımızla karşılaşmamızın, yüzleşmemizin bize ne kadar ağır geldiğinden dem vurur.

Bir ağıttır yüreğimizin perdesi,

Bir yakınmadır,

Bir korkudur,

Bir üzüntüdür.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum