Yol ayrımı

Halen yolcu olduğumuzu tam idrak edemediğimiz şu dünyada, yol ayrımının iyice belirginleştiği bir dönemdeyiz. Sırasıyla bireyler, toplumlar, milletler, ülkeler ve yönetenler hangi yolu tercih edeceğine karar verecek. Ya Firavunlar tarafında kalacak boğulup helak olacak ya da Firavunların karşısında durup denizleri yol yapacak.

**

Bıldırcın ve Selvayı beğenmeyen İsrailoğulları gibi, neredeyse içinde kaybolduğumuz sayısız nimetlerin kıymetini bilemedik. Ya zalimlerden ya da zulme sessiz kalanlardan olduk. Çoğaldıkça çoğalan göklere ulaşan nankörlüklerin elbette ödenmesi gereken bir bedeli olacak. Sadece dünyevi bir kurtuluştan söz etmiyorum dolayısıyla kolay bir mücadele olmayacak.

**

Bu salgını uyanmamız için kurulmuş çalar saat gibi düşünelim. Kimileri uyanıp kalkacak Şeytana ve fısıltılara kafa tutacak. Kimileri de başını yorganla kapatacak. Kimileri elini taşın altına atacak Hakka sığınıp her işi hakkıyla yapacak. Kimileri mızmızlanıp karanlığa sıvışacak. Kimileri tufan için gemiler yapacak, kimileri şeytan diye gemileri taşlayacak. Bazı güller açarken bazıları solacak. Kimileri gülerken kimileri ağlayacak.

Peki, bizim duruşumuz ne olacak?

**

 Birbirimize Sıkı sıkıya sarılacak mıyız? Yoksa bölünüp dağılacak mıyız? Saf saf Hakka mı yöneleceğiz? Firavunlara boyun mu eğeceğiz? Peygamberimiz Muhammet Mustafa’nın (S.A.V.) kıymetini bilip O’nun ahlakına mı bürüneceğiz? Yoksa gönlümüzü sahte sevgilerle mi eğleyeceğiz?

 Biliyoruz ki bu salgın bittiğinde tuzaklar, hileler, savaşlar bitmeyecek. Algılarla, İllüzyonla karanlığı aydınlık gösterme çabaları devam edecek Lakin bu böyle gitmeyecek. Er ya da geç Hak batılı kuşatacak ve Allah(C.C.) Nurunu tamamlayacak. Bizim hangi yolu seçtiğimizin önemi işte o zaman ortaya çıkacak.   

**

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz. (Enbiya35)                                                                                                                                                                                                                                          Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebûr'da da, "Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır" diye yazmıştık.(Enbiya-105)  

**                                                                                                                                                   Şüphesiz bunda Allah'a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır.(Enbiya-106)     (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. (Enbiya-107)                                                                                                                     De ki: "Bana ancak, ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık Müslüman oluyor musunuz?"(Enbiya-108) 

Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum."(Enbiya-109

“Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir."(Enbiya-110

Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır."(Enbiya111)                                                                                                                                                                                                                                                   (Peygamber), "Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz, sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân'dır" dedi.(Enbiya-112)

Allah’ın Selamı hepimizin üzerine olsun.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar