Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Yalan söyler mi hiç?

Hayatımız boyunca yanımızda yöremizde yaşayan kişilerin doğru ve dürüst ya da yalan söyleyebilen kişiler olduğu konusunda bazı tereddütlerimiz olmuştur.

Aile efradımızdan arkadaş grubumuza kadar bize karşı söyledikleri yalanlar nedeniyle pek çok kişi hakkında yanılmışızdır.

İnsanlar neden yalan söylerler gibi felsefi bir tartışmaya girmeden kimlerin nasıl yalan söylediklerini sıralamak belki daha kolay olacaktır.

Çerçeveyi biraz geniş tutarak bakınca belki de insanın aklına gelen ilk soru bilim yalan söyler mi olur.

Daha doğrusu bilim adamları yalan söyler mi demek gerekir belki de.

Evet, en azından bilim adamlarının bir kısmı bilimi kendi yalanlarına alet ederek yalan söyler diyerek sıralayalım:

Mesela zamane insanının problemi olan ve obezite diyerek biraz yumuşatılan şişmanlıktan başlayalım.

En başat örnek insanların çikolata yiyerek zayıflayabilecekleri konusundaki yayınlanmış makaledir.

Yazılanları okuduğunuzda nasılsa çikolata yiyerek zayıflayabileceğinizi sizce güvenilir bulduğunuz bir gazete ya da dergide okuyarak habere inandınız mı sahte bilim haberlerinin tuzağına düştünüz demektir.

Bu bilimsel yalanı ortaya koyan ve moleküler biyolojide doktora yapmış bir gazeteci olan John Bohannon’a teşekkür etmek lazım.

Bize hep millet olarak geri kaldığımız ve özellikle batı ülkelerinin bilim tarihlerinin büyük başarılarla dolu olduğunun okullarda ders olarak bile okutulmuş olmasına rağmen gerçekte batının bilim tarihinin yalanlarla, aynı zamanda hata ve hilelerle dolu olduğu yine batılı bilim adamları tarafından ortaya konulmuştur.

Bilim dünyası dün olduğu gibi bugün de bilimsel (!) yalan ve sahtekârlıklara sahne olmuştur.

İnsanlık tarihi boyunca tüm insanlığın önüne tabii ambalajı ile gelmiş olan hemen hemen her gün tükettiğimiz yumurta tıp bilimi tarafından zararlı ilan edilmişti.

Ama yakın zamanda aniden bir araştırma sonucunun yayınlanmasıyla yumurtanın insana en yararlı yiyeceklerden biri olduğu ve kolesterol seviyesinde önemli bir artışa yol açmadığı ilan edildi.

Gıda konusunda yaşadığımız diğer bir örnek de tereyağı ve zeytinyağıdır.

Gıdadan fizik, kimya biyoloji bilim dallarına geçince daha büyük yalan ve sahtekârlıklarla karşılaşmak işten bile değil.

Amatör İngiliz paleontolog Charles Davvson'un 1912'ye kadar Londra yakınlarında Piltdovvn isimli bir kasaba civarında toprak altından çıkardığı kemiklerin insanın 500 bin yıl önce yaşamış insanın atası olduğu ve evrim teorisini ispatladığı British Museum tarafından bilim dünyasına sunuldu.

1953'e kadar 40 yıl boyunca sayısız makale ve teze konu olan sahtekârlık Piltdovvn Adamı adlı yalanın gerçekte birkaç yüzyıllık maymun ve insan kemiklerinin birleşiminden oluşturulduğu ve Kemiklerin Davvson tarafından kimyasal yolla eskitildiği ortaya konuldu.

Kimya biliminde bu güne kadar hala varlığı ispat edilememiş element 118'i bulduğunu iddia ederek Lawrence Berkeley Laboratuvarı gibi bir kurumu bile ürettiği sahte verilerle kandırmayı başaran nükleer fizikçi Ninov vakası da bilimsel yalanların kayda değer olanlardandır.

Meşhur Bell Laboratuvarlarının fizikçisi Jan Henrik Schön ayrı bir yalancı ve sahtekâr olarak bilinir.

Materyallerin elektrik özellikleri konusundaki makaleleri ile bilimin yıldızı olarak gösterilen Schön ’ün, transistorlar üzerine yazdığı bir makalesinde kullandığı bir matematik eğrinin daha önce yayımlanmış olduğu fark edilince çalışmaları incelemeye alınınca sahtekârlığın boyutu çorap söküğü gibi geldi ve soruşturma sonucunda 24 makalesinden 16'sı hileli, 6'sı ise şüpheli çıktı ve istediği sonuca ulaşabilmek için deneylerinin sonuçlarını sistematik olarak tahrif ettiği ortaya çıktı.

Matematik ve İstatistik sayı bilimi olarak bilinir ve rakamlar yalan söylemez şeklinde bir klişe söz vardır.

Peki, gerçekte rakamlar yalan söyler mi derseniz alacağınız cevap evet, hem de öyle bir söyler ki olur. Daha doğrusu rakamlara yalan söyletilir, rakamlara takla bile attırabilir ve rakamlarla yalan söylenir

Bilimsel yalan ve sahtekârlığa doğudan da bir örnek verelim.

Japonya'da amatör bir arkeolog olan Shinlchl Fujimura "sihirli elleriyle" spekülatif başarılara imza atarak dikkatleri çekti. Mucizevî şekilde bulduğu arkeolojik parçalarla Japon bilim dünyasında belli bir şöhrete ulaştı.

Tohoku Paleolitik Enstitüsü'nün başına gelmeyi de başaran Fujimura’ nin foyası ancak 2000 yılında onu gizlice filme alan gazeteciler tarafından ortaya çıkarıldı. Fujimura, önceden yontularak hazırlanmış taşları gizlice gömerken filme alındığını farkına varmadı. Beş gün sonra ise gömdüğü taşları çıkararak yeni bir keşif olarak ilan ettiği gün onun sonu oldu ve bilimsel yalanlar da onunla beraber tarihin çöplüğüne gitti tabii.

Siyasilere gelince onların yeri zaten ta en baştan bellidir.

Tüm yanlışları doğru, hatta doğruları yanlış göstermede yani kandırmada hiçbir bilim adamı onların üstünde yer alamaz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum