Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

YAĞMUR DUASI

 

İçinde bulunduğumuz sıkıntılı günler ha bu gün ha yarın bitecek derken son günlerde dillendirilen bir büyük kuraklık tehlikesi ile kaşı kaldığımızın ispatı Cuma günü camilerimizde yapılan Yağmur Duası oldu.

Tarım sezonunda insanların yağmur beklentileri hep var olagelmiştir.

Ama en çokta sıcak günlerin başlangıcı sayılan Nisan ve Mayıs aylarında eğer kış mevsiminde yeterli kar yağışı alınamamış ise bu beklenti daha yüksek olur.

Bu dönemde yağacak yağmurlar hem elde edilecek ürünün artışı ve kalitesini etkilediği gibi hem de çiftçilerin ekstra sulama giderlerinden kurtulması anlamına gelir.

Konya ovasına bir türlü getirilemeyen, getirildiğinde de içme ve kullanma suyuna verilen öncelik nedeniyle tarımda kullanılamayan suyun bedeli ileriki yıllarda daha fazla olacak gibi görünüyor.

Yağmur duası denildiğinde hemen herkesin aklına geliveren bir nükteyi bir kez daha hatırlatalım dedik:

Kurak geçen bir yılın Cuma gününde cemaat Cuma namazı sonrası Camii imamı ile beraber kurumaya yüz tutmuş mahsulleri kurtarma ümidiyle bozkıra yağmur duasına giderler. 

Hacet namazları kılınır, dualar edilir, kurbanlar kesilir ama gökyüzünden tek damla yağmur düşmez.

Cemaat boynu bükük bir şekilde evlerine geri döner. Aradan birkaç̧ gün geçer ve bir Allah(cc) dostunun yolu bu şehre düşer.

Şehir ahalisi Allah(cc) dostunun yanına gelerek kendileri için yağmur duasına çıkmasını söyler. 

Ancak Allah(cc) olan kişi dostu yağmur duası yerine şehri beraber gezmeyi teklif eder. 

Şehir ahalisi şaşkınlık ve merakla birlikte Allah(cc) dostunun ardına düşerler, o mahalle senin bu mahalle benim diyerek şehri dolaşmaya başlarlar.

Şehir merkezindeki birkaç mahalleyi dolaştıktan sonra sıra kenar mahallelere gelindiğinde damı çökük kapısı kırık bir eve rastlarlar ve Allah(cc) dostu kapıdan içeri doğru seslenip hane halkını dışarıya çağırınca içeriden orta yaşlarda üzerindeki elbiseleri yamalı bir kadın ve iki yetim kızı çıkar.

Allah(cc) dostu hane halkına hâl hatır sorduğunda evin beyinin bir zaman önce kalp krizi geçirip erken yaşta öldüğünü ve kadının da iki yetim kızıyla yalnız başına kaldığını öğrenir.

Allah(cc) dostu hane sahibi hanım ile hasbihal ettikten sonra söz sırasının kendilerine gelmesini bekleyen küçük kızlara kendisinden istekleri olup olmadığını sorunca kızlardan birisi çatıları için kiremit, diğeri ise kendisi için yeni bir ayakkabı ister.

Allah(cc) dostu hemen yanındaki cemaate evin damı için yeteri kadar kiremit ve diğer kız için de ayakkabı alınmasını buyurur.

Kiremitler ve ayakkabılar geldikten sonra Allah(cc) dostu küçük kızlara:

"En çok ne için dua edersiniz, söyleyin bakalım dedenize" diye sorar.

Kızlardan birisi:

"Yağmur yağdığında damımız eski olduğu için evimiz ıslanmasın diye Allah'tan(cc) yağmur yağdırmamasını isterim hep" der.

Diğer kız ise:

"Ben de eski ayakkabım delik olduğundan dolayı yağmurlu havalarda ayaklarım ıslanıyor diye Allah'tan(cc) yağmur yağdırmamasını istiyorum hep" der.

Allah (cc) dostu bu sözlerden sonra yanındaki cemaate dönerek:

"Sadece Allah'ın (cc) kudretinde olan bir duayı etmeden önce kendi kudretinizle birinin duasını yerine getirmediğiniz surece duanız kabul olmaz ey cemaat" diyerek meseleyi özetler.”

Elbette başımız her sıkıştığında Yağmur duasına çıkacağız.

Ama Müslümanlar olarak bu latifeden öğreneceğimiz çok şeyin olduğuna inanıyoruz.

Yani bugün yasadığımız kuraklık sadece bu günün meselesi değildir.

Bol ve bereketli bir yağmura kavuşabilmek için yapılacak yağmur duası yanı sıra latifedeki gibi Allah(cc) dostlarının yaptıklarını öncelikle yapmamız gereklidir.

Çünkü insanlardan bir kısmı camilerde veya o beldenin açık alanlarında bol ve bereketli yağmurlar için yağmur duasına çıkıp ağlayıp sızladıktan sonra evlerinde tıka basa karınlarını doyururlarken bir kısım Müslüman terk edildikleri veya hal hatırlarının sorulmadığı köşelerde soğuktan korunmak için yağmur yağmaması için dua ediyorlarsa bu günkü yaşadığımız kuraklığın sona ermesini beklemek hayal olur.

Kavli duadan önce fiili dua edelim diyen büyüklerimiz bize bu gerçeği hatırlatmışlardır.

Bu gerçeği bilerek ve uygulayarak rahmet ve berekete ulaşanlara mübarek olsun.

“YAĞMUR DUASI” nasıl yapılır diyeceklere bir kere de Sezai Karakoç Beyin dili ile hatırlatalım.

 

Ben geldim geleli açmadı gökler;

Ya ben bulutları anlamıyorum, 

Ya bulutlar benden bir şeyler bekler. 

Hayat bir ölümdür, aşk bir uçurum.

Ben geldim geleli açmadı gökler.

….

Yağmur duasına çıksaydık dostlar, 

Bulutlar yarılır, hava açardı, 

Şimdi ne ihtimal, ne de imkân var, 

Göğe hükmetmekten kolay ne vardı. 

Yağmur duasına çıksaydık dostlar.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.