İbrahim Büyükeken

İbrahim Büyükeken

Taşeron gazetecilik!!!

İstiyorlar ki; yazmayın, çizmeyin, eleştirmeyin..

Ülkede kötü giden şeyleri görmezden gelin, her şeyi güllük gülistanlık gösterin.

Yanlışları, eksiklikleri görmezden gelin…

Gazetecilik yapmayın, soytarılık yapın

Sürekli övün, daha da övün…

Yalakalığın ve dalkavukluğun dibine vurun…

**

Birilerinin canını sıkacak yazılar yazarsan kötü çocuksun onların gözünde…

Daha kötüsü de var…

Trollerini veya taşeronlarını devreye sokup

Sizi ya vatan haini ilan ederler, ya devlet düşmanı…

Bu da yeni moda oldu son yıllarda…

İktidar ile devleti bile ayırt edemeyen ayak takımı var çevremizde…

**

Bu ülkede hatta şehrimizde bile gazetecilik yapmak her geçen zorlaşıyor…

Yaptığımız haberi çürütmek, yaptığımız işi ve bizi itibarsızlaştırmak isteyen bir kitle hazır bekliyor.

Ismarlama haberler, ısmarlama yazılar havada uçuşuyor…

**

17 yıldır bu sektördeyim. Hiçbir zaman bu kadar kötü bir dönemi görmemiştim… Zaman zaman ufak tefek mobbinglere uğradığımız oldu…Ama diş geçiremediler…

**

Bizim de yazdığımız haberlerde hatalarımız, yanlışlarımız olmuştur. Ama kimsenin şerefiyle, itibarıyla oynamadık…

**

Ne zaman birini eleştirsek, “El altından para aldığımızın dedikodusunu çıkaran karaktersizler oldu” Bunlardan biri Konya’da bir üniversitenin eski basın koordinatörü… Müfteri iftirasını attı, defolup gitti…

**

Başka bir karakter yoksunu çıktı, ucuz kahramanlık yapmaya çalıştı. “Size adam gibi gazetecilik yapmayı öğreteceğiz” diye tehdit etti. Ağzının payını aldı… Daha da ileriye gitmek istedi…Gerisi bende kalsın…

**

Ülkedeki ekonomik ve sosyal sorunları haber yaptık diye bizi “FETÖ ağzıyla haber yapıyorlar” dedikodusunu çıkardı. İflah olmaz bir kibir girdabının içindeydi, çalıştığı kurumdan kovuldu. Şimdi bir kamu kurumunda oturarak maaşını alıyor…

**

Hiçbir zaman bir meslektaşımın haberini, yazısını veya yaptığı bir işi çürütme yoluna gitmedim. Bir yanlış veya eksik bir şeyler gördüysem özel olarak kişisel görüşlerimi dostane bir şekilde ilettim…

**

Bugüne kadar “yönetenler için yönetilenler için gazetecilik” yaptık. Sıradan insanların bekçiliğini yaptık. Sıradan insanların hakkını aradığımız için kötü insanlar olduk…Huzur bozan ilan edildik…

**

Şehri yönetenlere, bürokratlara, siyasetçilere yağcılık, dalkavukluk yapmadık…Yaptıkları güzel işleri takdir ettik, yanlışlarını da yazdık…

**

Ülkemizde ve şehrimizde güç dengeleri değişti ama bizim dengemiz değişmedi…

Güçlüden yana olmadık, haklıdan yana olduk…

Rüzgârın yönüne göre, suyun akışına göre şekil almadık…

Tek kriterimiz vardı…

O da Hakk’ın ve haklının yanında olmaktı…

**

Biz de birileri gibi “gelene ağam, gidene paşam” diyebilirdik…

Lafın gelişi söylüyorum bunu. Tabii ki diyemezdik…

Çünkü; özümüzde, mayamızda “dalkavukluk, riyakarlık, düzenbazlık” yok…

**

Gidip de “Sizin yaptığınız gazetecilik” değil diye bir yazı yazmadım. Yazmam da… Çünkü; biz aynı gemideyiz…Dünyaya farklı pencerelerden baksak da gazeteci dayanışmasına önem veririm…

**

Haberlerimiz eleştirilir, yazılarımız eleştirilir amenna. Hepsine saygı duyarız… “Taşeron gazetecilik” yapanların bize gazetecilik dersi vermeye kalkışmasını kabul edemeyiz…

**

George Orwell’in dediği gibi “Gazetecilik birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktırgerisi halkla ilişkilerdir

Biz adam gibi gazetecilik yapıyoruz… Birileri gibi “taşeron gazetecilik” yapmıyoruz…

Birileri adına “PR kasmıyoruz…”

**

Bizi bilen biliyor. Bilmeyen de tanıyor zamanla. Dün ne dediysek bugün de oyuz. Biz doğru bildiğimiz yoldan şaşmayacağız. Gazetecilik yapmaktan, sıradan insanların hakkını aramaktan, kamusal görevimizi yapmaktan vazgeçmeyeceğiz…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
17 Yorum