Tamirci Çırağı

Uzun zamandır düşünüp de yazamadığım bir şeyi yazıya dökmek için cesaretimi topladım sonunda. Belki deli diyeceksiniz. Fakat söyleyeceğim. Kafamın içinde yaşayan, yani benden tamamen bağımsız ve azade bir şekilde yaşayan küçük insanlar var, benim. Her biri kendi kafasına göre ‘takılan’ ama kendileri hiç düşüp şaşmayan, aksine, benim ayaklarımı birbirine dolayan, zaman zaman içlerinden birisinin çıkıp da kontrolü tamamen ele aldığı, duygularıma ve düşüncelerime yön veren kişiler. Tek bir kişi değilim yani, aslında. Kendilerinden ‘küçük insanlar’ diye söz ettiğime de bakmayın hem; beni kumanda edip yönetebilecek kadar güçlü kuvvetli her birisi, dedim ya.

Kimisi olgun ve bilge, kimisi şımarık bir çocuk. Kimisi sakin, huzurlu, dengeli ve soğukkanlı; kimisi de isminin önüne ‘manik’ kelimesinin eklenebileceği kadar aşırılıklara sahip bir şekilde tepinip ya da ağlayıp duran bir ‘manyak’. Bu da bir şey mi? Evliyası da, kafiri de gizli benim içimde. “İnsan, küçük alemdir” vesselam…

Onların birisinden bahsedeceğim size bu hafta. Melankoli aşığı, duyarlılık ve duygusallık konusunda hadsiz hudutsuz, zirvede bir yüksekliğe ve dipte bir derinliğe sahip olan efkarlı, başı dumanlı, gözleri mütemadiyen nemli olan birisinden. Ki içimdeki onca kişinin arasından en sık karşılaştığım üç beşinden birisidir, o. Ne yazık ki. Aslında bana kalsa karşıma çıkmasını hiç istemem onun ama bana mı soruyor sanki?

Tabi ben de pek o kadar çaresiz ve zayıf sayılmam onun yanında, artık. Savaşa savaşa güçlendim, bir nebze. Fakat yine de galebe çalan çoğu zaman o olur. Hala. Onun en fazla güç toplayıp yoğunlaştığı ve neredeyse ete kemiğe bürünüp vücuda geldiği anlar, genelde, müzik eşliğindedir, bir de. Hüzün, şarkıların neredeyse hepsinin sesine ya da esine bir yerlerine işlenip gizlenmiştir çünkü. O hüznü seçmeyiversin kulakları! Yüksek bir ivmeyle yoğunlaşmaya başlar, aniden. İçimde bir devinim… Kanlı canlı bir zuhurat vaktinin eli kulağındadır, belli ki. Sesin kaynağı artık her ne ise, radyo, televizyon, hemen kapatırım. Söz konusu cihaz bana ait değilse de “kapatın!” derim dışarıdan huysuzca ama aslında can havliyle. Çoğu kişinin öylesine dinleyip geçtiği şarkıların, beni ele geçiriyor oluşundan dolayı yaptığım bu hareket, müziği sevmediğim şeklinde yorumlanmıştır çoğunlukla, hatta. Zaten o fikrin değirmenine de su taşırım kasten. Anlamasınlar diye. “Evet, en güzeli sessizlik bence…”

Hemen bugünlerde, sürekli seslenip duruyor kulağımın içinden. İçine değil, içeriden, evet. Söylemiştim ya, ben de onun karşısında eskisi kadar zavallı ve çaresiz değilim çünkü artık. Dışarıya çıkıp karşıma dikilmesine izin vermedim, henüz. Fakat deli bir hızla yoğunlaşmakta. Biliyorum, zuhurat yakın. Mağlubiyetim… Neden mi böyle oldu?

Ona en fazla can veren, kam pompalayan birkaç şarkıdan birisini duydu kulaklarım, çünkü. (şu an 16 Mayıs’ta yazılan bu yazıyı, yaklaşık bir hafta sonra okursunuz) Şarkıyı seslendiren de, öyle mi güzel okurmuş? İşte en başta söz ettiğim, yazmak için cesaret verip işi fitilleyen şey de bu oldu. Konyalı bir imam olduğu yazıyor, Mehmet Çetin’in. Yakında ünlenir ve ünler bu video, diye düşünüyorum. Bir bakın derim. Tamirci Çırağı’nı söylemiş, rahmetli Cem Karaca’nın. Şarkının hikayesi ve müziği zaten bir değil, bin bir alemken, üstüne bir de öyle hissiyatlı ve içten bir yorum eklenince, tabi bizimkinin gücü kuvveti de bayağı arttı, bugünlerde.

Parmaklarımı kontrol edip, sürekli o şarkıyı açıyor. Beni masasına meze edip duruyor, şu ağzına alkol sürmeyen insanı. Bir baş, dumanlı uzak dağlara bu kadar mı kafa tutabilirmiş, meğer?

Ama siz beni merak etmeyin. Yakında yollarım onu yine, geldiği yere. Sonra içimden yine huzurlu ve dengeli olanı çıkıp kontrolü ele alır. Falan. Bir öyle, bir böyle. Düşe kalka giderim işte. Alışkın olmadığım şey değil artık, yıllardır. 

Fakat o videoya hemen bir bakın bence. Umarım sizin içinizde de öyle tuhaf ve garip varlıklar barınıp sizi kontrol etmiyordur hiç, bendeki gibi. Ama bir dakika! “İnsan küçük alem” ise, siz de bir alemsiniz, canım!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum