Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

TAKVA MÜSLÜMAN OLMA SORUMLULUĞUDUR

Yüce Kur’an’da ‘hudûdullah’tan bahsedilir. Allah Teâlâ’nın emrettiği, ‘aşmayın’ dediği sınırlar ‘Hududullah’tır. Allah Azze ve Celle’nin koyduğu ölçülerin dışına çıkmamak mümini takvâlı kılar. Cenâbı Hakk’ın ölçülerine uygun hareket takvâdır. Günahlardan azâmî kaçınmak takvâdır. Rabbül Âlemin’in rızâsını kazanamayacağından endişelenmek takvâdır. Takva Müslüman olma sorumluluğudur. Takva, Hz. Allâh’a duyulan engin muhabbet ve yakınlıktır. Takva, içini Hak için süslemektir. Yâni ‘güzel ahlak vasıfları’nı incelikleriyle yaşamaktır. Takva, günahlara karşı korunaklı bir kalkandır.

Şerefli Kur’an hidâyete tâbi olanların kitâbıdır. Ancak hidâyetten yararlanabilmek için ‘ittika’ etmek gerekir. Yâni ‘sağlam bir inanış ve kalbî selim ile Hakk’a yaklaşmak’ icap eder. Kur’ân’ın, kulları doğru yola iletmesi için kulların, doğru ile eğriyi ayırt edecek bir ferâsetle ve takvayla hareket etmesi lâzımdır. Rûhu takvâlı olmaya hazırlayan kalptir. Bu sebeple kalbin, selim hâle gelmesi gerekir. Bunun için kalbin zikirle eğitilmesi şarttır ki, kalp nurlansın. Ancak nurlu kalp her dâim Hakk’a tâbi olur, haramlardan sakınır, helallere uyar. Her kim bu hal üzere ise o kişi, Hakk’ı hâkim kılma yarışındadır ve o sapkınlık yollarında yürümez. İşte böylesi kişi ehli takvâdır ve Hz. Kur’an o kişiye ilâhî sırlarının nurlarını açar. Ne mutlu öylesi müminlere!

HZ.KUR’AN’DA TAKVA TANIMLARI :

Elif Lâm Mim. Bu, kendisinde şüphe olmayan, müttakîler için bir hidâyet kaynağı ve kılavuz olan bir kitaptır. O müttakîler ki, gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan infak ederler. Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilen kitap ve peygamberlere ve ahiret gününe iman ederler. Onlar Rablerinden bir hidâyet üzeredirler ve felaha, kurtuluşa erenler ancak onlardır.” (Bakara, 1-5) Bu âyetin muhtevâsına baktığımızda hidâyet kaynağı olan Kur’ân’a tâbi olan muttakîlerin, İslâm’ın ve imânın temel esaslarına riâyet ederek ancak kurtuluşa erişecekleri belirtiliyor.

Diğer âyetlerdeki takva tanımlarına baktığımızda; Bağışlanma dileyenler, sabredenler, doğru ve dürüst olanlar, huzurda boyun bükenler, seher vakti istiğfar edenler takva sâhibi kişilerdir. (Âli İmran, 15-17) Başka âyetlerde; Bollukta ve darlıkta infak edenler, iyilik yapanlar, öfkelerini yenenler, affedenler, kötülük yaptıklarında, zulüm ettiklerinde ısrar etmeyip derhal tevbe ve istiğfar edenler takva sâhibi kimseler olarak tanımlanıyor. (Âli İmran, 133-136)

Şirkten sakınanlar (Fetih, 26), günahı terk edenler (Bakara, 189), iman edenler (Hucurat, 26/Şuara 11), her işinde Hak rızâsını arayanlar (Âli İmran 102), taatli (Nahl, 2/Müminun 52) ve ihlaslı olanlar (Hac 32/Bakara, 41) ehli takvâdır buyruluyor.

O zaman Hz. Kur’an’da açıklanan bu güzel özellikler, yaşayan hayatta dolaşan en kâmil güzel ahlâkî özelliklerdi ki, işte onlar ‘takvâ’yı tanımlar. Dolayısıyla bugün her Müslüman’ın iyi bir Müslüman olması için takvâlı olması gerekir. Yâni ‘takva’ olmazsa olmaz şartımızdır.

Takva, bütün peygamberlerin baş şiarı olmuştur. Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. Sâlih, Hz. Şuayb, Hz. Lut aleyhisselamlar (Şuara, 106, 124, 142, 161, 177) hep ‘ittika edin’ emrine muhatap olmuşlardır. Takvâyı korumak için günahlardan şiddetle kaçınmak şarttır. Bu korku ve havf, ittika edenler için korunaktır. Şüphesiz Hz. Allah (c.c) inananları belirli çerçevede korumaktadır. Fakat kul da verilenleri kaybetmeme, emre riâyet etme hassâsiyeti için azâmi gayret sarf eder. Takva basamaklarında ilk ölçü; İslâm’ın temel kâidelerine ve tevhîdin özüne sıkı sarılarak şirkten beri durmalı, sonra farzları ifâ ederken ihlaslı olmalı en son olarak da Hakk’dan gayrı ne varsa kalbinden çıkarıp tüm kalbiyle Rabb’e yönelmelidir. Bunlar kalbi besleyici ve sükûna erdirici ne hoş ölçülerdir!

Ancak burada ‘korku’ üzerinde biraz durmak isteriz. Takva’da ‘korku=havf’ esastır. Korku ama bu nasıl bir korku? Bu korku, cehennem azâbından, ateşten korku değildir. Bu bakış sığ bir bakıştır. Takvâdaki korkuda bir incelik vardır. Cenâbı Hak yakacak, ateşe atacak, cehenneme koyacak diye değil; ‘Ya, Rabb’imin sevgisini kaybedersem! Ya, Kâinâtın Biricik Sâhibi beni sevmezse!’ diye bir korku… Yâni en kıymetlinin sevgisini yitirmemenin hüznü, vardır takvâda. Bu sebeple takvâlı kişi, bu sevgiyi yüreğinde sağlam tutmak, yitirmemek hatta yıpratmamak için elinden gelen sâyu gayreti sarf eder. Takva ehli için mükâfat ve cezâ önemli değildir. Onda ‘Hak sevgisi’ zirvededir. Bu sevgi mümini ‘muttaki’ yapar. Şimdi kim istemez takvâlı olmayı, değil mi? O sebeple bizim takva sâhibi olmamız şart.

Yüce Rabbim sizleri, bizleri hepimizi muttakilerden eylesin inşaALLAH. Efendim hayırlı Cumâlar.

 

Nurten Selma ÇEVİKOĞLU

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.