Şu Öğretmenler Olmasa...

Kim derdi ki Maarif Nazırı Emrullah Efendi'nin latife olsun diye söylediği; "Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim.'' sözü, gün gelecek bir Milli Eğitim Bakanı tarafından öğretmenlere göre uyarlanıp ciddi ciddi söylenecek.

Hatırlanacağı üzere geçenlerde Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk: ''Eğitimde asıl yük öğretmen maaşlarıdır.'' demişti.

Çoğumuz bu sözün ilk etapta öğretmen maaşlarının MEB'e olan ağırlığından dolayı olarak söylenmiş olabileceğini düşündük aslında. ''Yeni Dünya Düzeni'' ya da ''Tek Dünya Devleti'' denilen oluşum teorisyenlerinin tüm dünyada genel itibariyle eğitimin dijital ortamda olması yönünde birtakım plan ve programlar yapmakta olduğu iddiaları var. Çok geçmeden dünya çapında eğitimin özelleşeceği ve yalnızca zengin çocuklarının okuyacağı söyleniyor. Okul binalarının tarih olacağı da rivayetler arasında. Bunlar iddia mı, değil mi? Şimdilik bilemiyoruz, lakin birkaç yıl evvel MEB'e bağlı bir üniversite eğitim ders kitabında gelecekte eğitim ve sağlık sisteminin tüm dünyada özelleşeceği yazıyordu. Tabii o zaman ''Bu nasıl olur, kimse itiraz etmeyecek mi?'' diyorduk. Bugün bir de baktık ki ''Pandemi'' sürecinde ''Online eğitim''e geçmişiz...

Dediğimiz gibi bunca yazılanlar birer iddia mıdır, değil midir? Bilemiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa öğretimin öğretmensiz olmayacağıdır. Eğitim fakültelerinde öğretim metotlarında öğretmenin değil online, sınıfta sadece tahtada ders anlatması bile tercih edilmez. Öğrencilerin en verimli öğrenim anının öğretmenin sınıf içerisinde dolaşarak, her öğrenciyle kurduğu yakınlık ve ilgili olduğu dönemlerdir.

Türkiye'de en başarısız ve yap-boz tahtası gibi sürekli değişen, bir mecraya oturmayan alan da ne yazık ki eğitimdir. Halbuki bütçenin en büyük gider çeşitlerinden biri olan eğitim, üretime dönük değil, diplomaya dönük yapılıyor.  Yüzde 5 teknik eğitim alırken geri kalan sosyal konular alanında eğitim alıyor. Buna mukabil işsizliğin en büyük kalemi diplomalı işsizlerdir.

Halbuki dindarlar yıllarca Türkiye'deki eğitim politikalarından şikayet etmiş, bir gün sistemin değişeceği umuduyla yaşamışlardır.

Geçen neredeyse 19 senenin ardından eğitim politikalarının özü hep aynı kalırken, 7 tane Milli Eğitim Bakanı gelmiş ve sürekli yaptıkları değişikliklerle milli eğitimi bir kördüğüme çevirmeyi başarmışlardır. Eğitimde aşağı yukarı iki buçuk yılda bir bakan değişmiştir. Yedi bakan da bir önceki Ak Partili bakanın sistemini beğenmemiş ve değiştirmiştir. Bununla birlikte eğitim sisteminde yeni diye her metodu denemek kârdan ziyade zarar veriyor.

Bireysel faklılıklara rağmen her öğrenciye aynı dersleri vermek eğitimde nasıl bir yarar sağlar?

Zekası başka...düşünce-duyguları farklı çocukları aynı ortamda okutup, aynı dersleri anlatıp,  aynı sınava tabi tutmak ne kadar adildir söyler misiniz Allah aşkına?

Yine ''Her Çocuk Farklıdır'' diyeceksiniz, ancak her çocuğu aynı müfredat ve derslerle eğitip-öğreteceksiniz! Kendisi ile çelişen bir sistemden ister online ister yüz yüze olsun, düşünen, anlayan, analiz eden, değerlendiren ve üreten insanlar çıkar mı?

Filhakika eğitim-öğretim beşeriyetin en köklü meselelerinden biridir. İnsanoğlu öğrendiklerini bir sonraki nesillere aktarmak için çeşitli yollar aramış.bulduğu çözümleri eğitim-öğretimde kullanmıştır. Bugün Batı'nın eğitim anlayışı ' Evrim Teorisi' üzerine kuruludur ve insanlığın gelişme süreci hakkında yanıltıcı bilgilerle doludur.

Yıllardır verilen eğitim üniversite kazanmaya yöneliktir. Öğrencinin eğitim hayatını tamamlayıp memur olduğu halde mamur olacağı şeklindedir maalesef.

Ak Parti döneminde de bu değişmemiştir. Haddizatında Ak Parti'nin parti programı Batı'ya dönüktür, 19 senede söylemde yerli unsurlar kullanılsa da eylemde yerli uygulamalara bir türlü rastlanamamıştır.

Eğitim sistemi, devlet memurluğu dışında kişinin kendini yetiştireceği ve sevdiği mesleği yapacağı zanaat, sanayi, tarım, besicilik, spor, sanat vb.alanlarda ülkenin en iyisi olacak şekilde başarılı bir insan yetiştirmek için niçin önemsenmiyor, teşvik edilmiyor?

Her insanın başarılı olduğu illa bir alan vardır.

Başarı sadece tüm dünyada ya da Türkiye'de tanınmak değildir. İnsanın kendi çevresine yönelik faydalı çalışmalar yapması en büyük kazançtır zaten. Hatta insanın mesleği ne olursa olsun mutlu yetişmiş olması huzurlu olması en büyük başarıdır.

Eğitim alanında öncelikle;
1 Doğru bilgi
2 Ahlak ve maneviyat
3 Pratiğe dönük beceriler olmalı.

İnsanı düzeltirseniz, dünyayı düzeltirsiniz.

Selam ve dua ile...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum