Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

Sona yaklaştık, önümüz bayram

Efendim bugün mübârek Ramazan ayının son Cumâsı. Hüküm gecesi, cehennemden azadlık gecesi ‘Kadir Gecesi’de geçirildi. Finale yaklaşıyoruz. Nasipse yarın arefe, Pazar günü de Bayram. Doğrusu korona sürecinde bu yana pek çok insan, iç âlemlerine dönerek kalabalıklardan kendine yönelerek daha sâkin bir Ramazan geçirdi. Hatta çevreden duyuyorum; ‘Ya ne iyi oldu! Bu Ramazan kalbî bir Ramazan yaşadım, ibâdetlerimi ifâda mânevî hazlar yakaladım, insanın zaman zaman böylesi uzlet hallerini yaşaması lâzım.’ Cümleleri üzerinde düşünülmesi gereken cümleler gibi geldi bana.  Konuya bu açıdan  pozitif olarak yaklaşmak gerekir. Yok, evlere tıkıldık, sıkıldık, hürriyetimiz kısıtlandı… Gibisinden sözler yerine meseleye olumlu boyutta bakarak zarardan kârlı çıkılabilir. Biz Müslüman insanlarız fikir, düşünce ve hâdiseleri yorumlamamız da elbette olumsuz olmamalı. Neyse bunları yazmak değildi asıl niyetim.

Her ne kadar câmilerde cem olamadıysak evlerimizde âilemizle, yüreklerimizde rûhumuzla cem olduk şükür. Tabi câmilerin, mescidlerin, mükerrem Kâbe’nin, münevver Medine’nin boş kalması yürekleri burktu buna sözümüz yok ama aslında söyleyeceklerimiz çok… Buraya girmek istemiyorum. 

Mübârek Ramazan ayı boyunca evlerimizde oruçlar tutuldu, sahurlara kalkıldı, iftarlar yapıldı, terâvih namazları kılındı, Kur’an hatimleri gerçekleşti, zekatlar, sadakalar verildi, sohbetler dinlendi. Yâni bu ibâdetler evlerden de yapılabildi çok şükür. Bunlar da bir nimet! Bakın Uygur Türklerine, Çinli zâlim hükümet tarafından asimile edilmek amaçlı ne kadar zulüm altındalar, bahsettiğim bu ibâdetleri yapamıyorlar. İsrâil hapishânelerinde, Mısır-Sûriye hapishânelerinde de aynı şeyler söz konusu. Suudî Arabistanda da farklı hapislikler var. Çok şeyimiz var elhamdülillah. 

Bir ay boyu çalışan, neye çalışırsa elbette emeğinin karşılığını alır. Ramazan ayı süresince gâyet sâmimâne Rabb’in emirlerini yerine getiren Müslümanlar yoğun bir kulluk çalışmasının ardından yakında Bayrama erişecekler, nasipse tabi. Bilindiği üzere Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden azâd olma sevincini yaşamanın ismidir Bayram. Bayrama kavuşanlar âdeta bir cennet adayı olarak telakki edilir. Hakikaten mübârek Ramazan cenneti kazanmak adına Müslümanlar için müthiş bir imkandır. Bu hedefe ulaşanlara ne mutlu!

Mübârek Ramazan ayı geçmiş günahların affına kefâret olur, şeytanlar bu ayda zincire vurulur, cehennem kapıları kapanır, cennet kapıları açılır. Ramazan’ın mübârek ikliminde müminler maddi ve mânevî kirlerden arınırlar Cenâbı Hakk’a daha yakın olurlar. Ramazan ayında hayır kapıları ardına kadar açılırken şer kapıları kapanır. İyilikler yetmiş kat daha fazla değer bulur. Her ne kadar mesâfe meselesinden eş ve dostlarımızla yakınlaşamasak da ikram ve paylaşma zevkini bu sefer sanal imkanlar üzerinden yapmaya çalıştık. Bu da ayrı bir şükür vesilesi... Hep kötü yönlü görmemek gerekir. 

Ramazan ayını lâyıkıyla değerlendirenler, Ramazan ayı ile ihya olurlar. Bunun sevinciyle bayramlar yapılır. Asıl Bayram, Allah Azze ve Celle’nin rızâsına erişmek neticede ebedi cennete kavuşmaktır. Ama tabi Ramazan ayı herkeste bu şekilde tecelli etmeyebilir. Ramazan ayının kısmetlerinden nasiplenemeyen biçârelere sözümüz yok. Biz asıl Ramazan’ı tanıyıp da nasiplenemeyenlere üzülürüz. Efendimiz aleyhisselâm’ın; ‘Nice oruç tutan vardır ki, oruçtan nasibi sâdece açlıktır. Nice gece namaza kalkan vardır ki, nasibi sâdece uykusuzluktur’ (Et-Terğib, 2/148) buyurduğu hallerdir. Böyle bir nasipsizlikten Rabb’imize sığınırız. 

Ramazan ayı boyunca yapmaya çalıştığımız ibâdetlerimizin kabul olup olmadığından emin değiliz fakat ümitliyiz. Tüm yanlışlara rağmen kabul olacağını umut ediyoruz. Bayramlar sevinç ve sürûr günleridir. Ancak senelerdir bilhassa Müslümanların yaşadığı acı ve sıkıntılar, belâ ve müsibetler zâten hayli fazlayken bu sene bir de ölümcül bir salgın hastalık problemiyle muhatap olduk. Sâdece biz değil tüm dünya aynı dertten muzdaripti. Elbette bunda pek çok hikmet gizli! Mevla Teâlâ insanlara zulmetmez. Ancak insanlar hem kendilerine hem başkalarına zulmederler. (Tevbe, 70) Çünkü Cenâbı Hakk’ın ‘Rahman’ ve ‘Rahîm’ sıfatı var. Zulmün sonu güzel netice olamaz tabiî ki. 

Bu bayram hüzün var, sevdiklerimizle yakınlaşamayacağız, görüşemeyeceğiz zira yasak mevcut. Şimdi korona salgını var ama geçmişte de ırkçılık, mezhepçilik, bölgesel ayrımcılık, menfaat yarışı, sen-ben didişmesi, İslam’la, insanlıkla bağdaşmayan pek çok yanlışın içinde pek çok hüzünlü bayramlar yaşandı. Bayramlarda bombalar patladı, insan zulümleri, ölümleri yaşandı özellikle zâlim ve hâin İsrâil hep Filistinlileri Ramazan ayında vurma gibi bir zevki vardır. Velhâsıl Müslümanlar senenin her günü bahsettiğimiz bu feci acılar dolayısıyla Bayramlarda ‘Bayram sevinci’ni ne zamandır doyasıya yaşayamadılar. Buralardan dersler çıkarmalıyız diye düşünüyoruz.

Kanaatimizce kendi iç âlemimize dönmeli, kimlik ve kişiliğimiz yeniden inşa etmeliyiz. Bu inşâda kullanılan tüm malzemeler ilâhî ve kutsî verilere dayanılmalı. Bugünün teknolojisi bunu karşılamaktan fersah fersah uzaktır mâlesef. Şu inziva süreci inşaALLAH buna az-buçuk bir zemin hazırlamıştır diye düşünüyoruz. Yoksa korona sonrası eski hâlimize dönersek daha büyük sıkıntılar bizi bekliyor olabilir.

Mübârek Ramazan’ın bu son Cumâsını, arefe gününü değerlendirmeyi ihmal etmeyerek Bayrama kavuşmayı yüce Mevla’m bizlere nasip etsin niyâzıyla hem Cumâ’nızı hem şimdiden ‘Ramazânı Şerif Bayramı’nızı tebrik ediyoruz efendim. 

 

 


 

 





 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.