Sivil toplum kuruluşları

Bu yazımda vakıf ve derneklerin genel kurullarının yapılış şekli, usulü ve işleyişi konusunu ele alıp yazmaya çalışacağım. Dernek veya vakıflar üyelerini genel kurula telefonla veya sms ile çağırırlar, gelen üyeler hazıron cetveline imzalarını atarlar, çoğunluk sağlanamamışsa gelmeyenlerin yerine birileri imza atar çoğunluk sağlanmış olur veya genel kuruldan sonra gelmeyenlere telefonla gelip imzalarını atmaları istenir daha da olmazsa dosya gelmeyen üyelere gönderilerek imzalar tamamlanır. Oysa gerçek ve doğrusu, denetleyici kurumları temsilen görevli bulundurması ve nezaretinde olursa bu tür usulsüzlükler yapılmaz…

**

Üye genel kurula gelsin veya gelmesin, daha önceden vakıf veya dernek başkanı kurula seçilecek üyeleri belirlerler. Üyelerde bu belirlenen yönetim ve denetim kurulunu seçerler. Oysa işin doğrusu genel kurul sırasında yazılı önergelerle, istişare ile belirlenmelidir. Vakıf ve derneklerin yönetim ve denetim kuruluna seçimleri formaliteden ibaret olup fiilen bir etkileri olmaz, ancak vakıf veya dernek başkanı yönetim kurulu üyeleri adına işleri yürütürler. Birçok işin yapılmasında ne görüşleri alınır, ne de istişare yapılır.

Genel olarak 3 yılda bir genel kurul yaparlar, Üyeler dünya ve ahiret sorumluluğunu ve vebalini düşünerek, bilinçli tercih yapmalıdırlar, aksi halde bu süre içerisindeki vakıf ve derneklerin faaliyetlerinden; iyi, kötü, verimli, verimsiz, bütün iş ve işlemlerinden sorumlu ve vebalde olduklarını hatırlatır, uyarırım.

**

Vakıf ve derneklerden bazıları; Fakir ve fukaraya yardım yapmayıp boş çevirmekte dolayısıyla ne yardım isteyenlere ne de öğrenciye yeterli yardımı yapmamaktadırlar. Öğrenci adına, “Burs veriyoruz, eğitim yardımı yapıyoruz, barınmalarını sağlıyoruz” diyerek topladıkları zekât ve bağışları bu sözlere rağmen ne sayı olarak ne de meblağ olarak yeterli öğrenciye burs veremedikleri gibi barındıracak yeterli sayıda öğrenci bulamadıklarından yurt ve evler boş kalmaktadır. Topladıkları hayır, hasaneti yani zekât ve bağışları yeterli miktarda harcamadıklarından para olarak biriktirmekte, banka hesaplarında kalmakta, Kenz (İslam’a göre haramdır) yapmaktadırlar. Yine topladıkları ayni yardımları; Gıda ve çeşitlerini, giyim ve çeşitlerini de kayıt altına almadıkları gibi dağıtmadıklarından ya çürümekte, ya da bozulmaktadır.

Rabbani (kds.)Hazretlerinden “Evliyaullah, Şeyh, Seyit vb. havada uçtuğunu görseniz yere indiği zaman istikametine bakınız”

**

Hayır, sahibi insanların dikkatini çekmek istiyorum; Âcizane diyorum ki vakıf veya dernek başkanı yahut görevlendirdikleri hocalar vasıtasıyla yapacağınız yardımları yaparken kişilerin hacı, hoca olmasına, söz ve davranışlarına göre değil o vakıf veya derneğin işleyişine, şeffaf olmasına, harcamalarına bakmalı, görmelidirler. İslam’a göre en güzeli ve doğrusu hak olanı bizzat ihtiyaçlı insanların tespitini yaptırıp şahıslara kendisi vermelidir.

**

Konya’da yaşlı bir kadın fırına gider, elinde ciğer pişirilmesini ister, fırıncı pişirmez. Kadın fırından çıkarken Şems-i Tebriz’i (kds.)sorar “Neden ciğeri pişirmeden götürüyorsun”, kadın “yetim torunlarım var evde ateş yakacak bir şey olmayınca fırına getirdim fakat fırıncı para istedi, veremedim.” der. Şems alır fırıncıya pişirtir, pişirdikten sonra kadın gider şu sözü söyler .”İnfakın olmadığı yerde nifak olur” der İnfak; “Dinî-ahlâkî bir terim olarak genellikle “Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” demektir. Kaynak (TDV. İslam Ansiklopedisi).Nifak ise dünyevileşme sonucu bölücülük ve ayrımcılık yaygınlaşır.

Bütün uyuyanları uyandırmaya bir uyanık yeter” Malcom X (Muhammed El Şahbaz)

Hoşça kalın, Allah’a emanet olunuz…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar