Sinek, kartalı salladı vurdu yere

 

Sabahın erken saatleri. Normal zamanlarda kalabalık olan, etrafı yüksek binalarla çevrili bir parktan geçiyorum.  Covid-19 salgınının yoğunlaştığı, tedbir ve evde kal çağrılarının yapıldığı günler. 

aParkın içinde büyük bir oyun alanı var. Orada oturanların kendilerine ait olduğunu düşündüğü, elitlerin çocuklarına alışık olan ve onların sadece biz oynarız düşüncesinde oldukları salıncak ve kaydıraklar çöp toplayıcılara kalmıştı. Yedi-sekiz yaşlarında üç çocuk, kendilerinden dört beş kat büyük iki tekerlekli çöp dolu arabalarını koymuş oynuyorlar. Üçü de yılların hasreti varmış gibi uzun kalın halatlı salıncağa binmiş içten şarkılar söylüyor, tüm yoklukları yok sayan kahkahalar atıyorlar. İnsanlığı iğneleyen bir görüntüydü bence. Virüs bizi eve kapatmasaydı bu manzarayı virüslü gibi görecek o parka yaklaştırmayacaktık. Çünkü biz yüksek katlı binaların kocaman egolu sakinleriydik.

Oyun alanını geçince banklara oturup sabah güneşini almaya çıkan yaşlıların yerinde de kediler vardı. Onlar da sessizliğin bir süre daha süreceğinden eminlermiş gibi, rahatsız edilmeyeceklerini anlamış, olabildiğince yayılarak güneşleniyorlardı. 

A. Ali Ural’ın ifadesiyle; “Denge, yaralarla kaplı bir yerkürede hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam edildiğinde bozuluyor.”

Evet, denge bozuluyor. Yavaşlayıp kendimizi kontrol etmemiz gerektiğini ifade eden Psikiyatrist Kemal Sayar; "Son 40 senedir araştırmacılar insanların empati duygusunu ölçüyor ve maalesef haberler iyi değil” diyor.  Empati duygumuz çok hızlı şekilde azalıyor, özellikle de 21. yüzyılda. 2009’da, ortalama bir insanın, 1979’daki ortalama insana göre %75 daha az empati duygusuna sahip olduğunu söylüyor.

Yerkürede denge bozuluyor çünkü gerçekten çok zıvanadan çıktık. Ümidim yok açıkçası, zira insan nisyanla maluldür; unutur, unuturuz. Ama dilerim bu korona günlerinden sonra bu virüsün sebeplerini bertaraf ederek hayata devam ederiz. Ölümün korkutucu yüzünü yanı başımızda hissettiğimizde aklımıza açlıktan ölen binlerce insan geldi, kıyıya vuran gariplik geldi, dibe vuran insanlık geldi, ‘her şeyi Allah’a anlatacağım’ diyen, bütün bedeni ve duyguları hırpalanmış çocuk geldi… Kibirli olmaktan, bencil davranmaktan sıyrılıp acizliğimizi hatırladık… Empati yapmaya başladık aşağıdakilerle, sokakta yaşayanlarla. Biraz insanlaştık sanki. İnsanlık dozumuzun bütün yerkürenin acısını hissederek dengeye geleceğini fark ettik gibi.

Sokaklardaki ve tavırlarımızdaki genel manzara bize mahşerin tasvirini hatırlatıyor. Herkes herkesten kaçıyor, hepimizde korku ve endişe… Gerçek mahşeri yaşamadan önce bu korku ve endişeye ihtiyacımız var, acı duymaya başlamamız gerekiyor. Yoksa Yunusça ifadeyle; bir sineğin bir kartalı sallayıp yere vururkenki tozuna şahit olmaya devam edeceğiz. Yalan değil, şu günlerde hepimiz görüyoruz kartalların yere çarpılışlarını…

Televizyonlarda yine bahar gelecek sözleriyle başlayan ümitvar bir yayın hazırlanmış, hepimiz izliyoruz. Umarız gelir ama herkese… Bu musibetten sonra, daha duyarlı, daha vicdanlı, daha adil, daha güvenli bir toplum olursak bu virüs işe yaradı demektir. 

                                                                                                        

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.