Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

Sessiz çığlığın devrimi

Sessiz çığlığın devrimi

“Nostalji olan seçimlerde neler ve nasıl oluyordu? Partiler ve Halk ne düşüncelerde ve ne yapıyordu?

Gördüklerinizi anlatabilirseniz memnun olurum ”diyen okuyucumun isteğine üçüncü cevabî yazım oluyor.

Bu konuda ki geçmiş yazılarımı takip edemeyenler. Aşağıdaki linkten izleyebilirler.

https://www.merhabahaber.com/demokrasiye-gecis-ve-1946-genel-secimleri-9444yy.htm

***

Son yazımda 1946 seçim şekli ve seçimler de olanları anlatmıştım.

Bu seçimin neticelerini, o zamanlar yalnız devlet radyosu olan Ankara Radyosu’ndan dinleyebiliyorduk.

Nitekim seçim günü akşamı saat 20’de radyo konuşmacısı Nurettin Artam bizzat veriyordu neticeleri.

Tüm illerin 465 milletvekilliğinden 397’sini CHP, 61’ini DP ve 7 tanesini de bağımsızlar kazanarak CHP’nin zaferi ile tamamlanmıştı..

***

Tamamlanmıştı ama dünyada da hoş karşılanmayan bu Demokratik (!) 1946 seçim şekli Birleşmiş Milletler’ce de beğenilmemişti.

1946 seçimine kadar iyi bir muhalefet yapamayan partiler, İstanbul basınından Ziyad Ebuzziyanın Tasviri Efkâr’ı ve Tercüman’ın teşviki yanında…

İllerde de eski yanında yeni yerel gazeteler çıkarak sert muhalefete girişmiş oldular.

***

Nitekim Konya’da ki gazetelerden “Babalık” muhalefeti desteklerken “Ekokon” da CHP’nin gazetesi halinde idi.

Bunlara ilaveten Demokrat Parti’nin Konya’daki ileri gelenlerinden rahmetlilerden Muammer Obuz ve Rüştü Özal’ın idaresinde, Kemal Şahin’in sahipliğini yaptığı “Akyokuş” Yeni Konya matbaasında basılmış oluyor. İktidarın aykırı gördüğü oluşumlarını halka aktarmakta öncülük yapıyordu..

***

Bu veryansına mı kulak asıldı? Yoksa Birleşmiş Milletler’in baskısı mı oldu her ne hal ise seçim kanunu yeniden yapılması düşünülüp başlanıldı.

***

Zamanın Başbakanı Rahmetli Şemsettin Günaltay öyle güzel bir seçim kanunu taslağı hazırladı ki. O kanun gibi demokrasi kanununu bir daha göremedik belki de göremeyeceğiz.

***

Halk, 1946’da ki tedirginlik ve çekingenliğini bırakıyor gibi idi ama yine de dışa vurmuyordu.

Çekingenliğin azalmasında ki bir sebepte iktidar partisinin evvelki yılların aksine hükümranlık olan sert hareketlerden kaçınmaya başlaması evde dahi öğretilmesi yasak olan Kur’an öğrenme ve namazlık kalkmış, Kur’an öğrenimi için İmam Hatip ve Kur’an kursları açımına başlamıştı.,

Köyde Jandarma dipçiği, şehirde polis copu tatbiki azalmıştı ki bunlar iyimserliğe vesile oluyordu muhakkak!

***

Halen belleğim gözümün önüne getirir.

Hükumet Meydanı olan, şimdiki Sarraflar Yeraltı Çarşısı üstünün durak yerlerine gelen on kişi aralarından yaşlı kahve renkli elbise ve tozlu gibi görünen silindir şapkası olan bir kişiyi havaya kaldırıp alkışlamışlardı ama bende dahil kimse ilgi göstermemişti.

***

Öğleyin Hükumet Konağı karşısı şimdi Yapı Kredi Bankası olan CHP Binası arasındaki, o zaman eczane şimdi telefon bayisi olan köşe dükkân yanına konan, yine zamanın yol ortasında trafik polislerine ait kürsü konulmuş burada DP ilgilileri konuşma yapacaktı.

Kürsünün etrafını gençler ve birkaç köylü olarak yirmi kişiye yakın bizler dinlemeye daldık.

O zaman öğrendim ki sabahleyin kucakla kaldırılan kimse meğer merhum Celal Bayar’mış

Merhum Silleli Mimar Himmet Ölçmen ve arkadaşları konuşma yaptı ama etraf esnaf, memur yoktu.

***

Dikkat edelim. İlginin çok az olduğunu gördüğümü belirttim.

Bunun sebebi vardı. Yıllardır halk değil hükümet baskısı ile idare neticesi “aman bana bir şey olmasın” düşüncesi yatıyordu.

Memurun, esnafın muhalefete ilgi göstermesi kendilerine zarar verebileceği kanısı bulunmakta muhalefetin iktidara gelebileceğine inanmamakta oldukları da vardı.

Şu söz bile yaygındı. “Seçimi kazansalar bile hükümeti onlara vermezler” denilmekte idi.

***

CHP olarak konuşma yapacak Merhum Milli Şef İsmet İnönü ise özel beyaz tren ile Konya Gar’ına geldi. Halk gelmemişti ama kız öğretmen okulu, lise ve sanat enstitüsü talebeleri istasyonda karşılamak için hazır ve nazırdılar.

İnönü kız talebelerle resim çektirip sohbet ettikten sora oto ile şehire gitti.

***

Öğleden sonra, şimdi İş Bankası’nın bulunduğu bina yerindeki mafiş olan belediye binası balkonundan o zaman Cumhuriyet Meydanı denilen bu günde boş ama otobüs durakları olan sahaya karşı konuşacaktı.

***

Dikkat ediniz yukarıda belirttiğim çekingenlik burada olmamış ne kadar memur esnaf varsa birazda mecburiyet hissi içinde olmuş ki, bu boş alanı nerede ise ordu evi önüne kadar iki yüze yakın topluluk olarak doldurmuştu.

 Milli Şef Cumhurbaşkanı ve CHP genel başkanının seçim konuşmasını dinlerken alkış içinde destekliyorlardı

 ***

Şemsettin Günaltay hazırladığı hakikaten demokrasi seçim kanunu taslağına…

İnönü “bu seçim şekli ile kaybedebiliriz” diye rahatsızlığını belirtmişse de “Merak etmeyin paşam halk bizimledir ve kazanacağız” demesiyle yatıştığı söylentiler arasındaydı..

***

1950’de seçimlere yargı denetimi, gizli oy, açık sayım ilkesini benimseyen yeni bir yasayla gidildi.

Seçmenler oylarını oy kabininde boş bir kâğıda, istediği her partiden adayların isimlerini yazarak kullanabildiği gibi..

Basılı parti oy pusulalarındaki adaylar üzerinde de isim çizip başka partiden bile yerine isim yazabiliyordu. Yani seçmen aynı anda birden çok partinin adayına oy verebiliyor, karma bir liste oluşturabiliyordu. İsim çizikli oylar iptal olmuyordu.

***

DP ilanlarında bir el işareti altında “Yeter. Söz Milletindir” yazısı ile girmesi sonrası başlayan seçim…

Bu kez cami avlusu değil bendenizin de gittiği Nakiboğlu İlkokulu odalarının birinde ki oy kabinine girip gizli oyu zarfa koyup meraklıların ve parti mümessillerinin bulunduğu aynı odadaki sandığa zarf atılmış olunuyordu.

Sonrada gizli değil herkesin önünde sandıklar açılıp oyların sayımı yapılıyordu.

***

Yine Nurettin Artam 20’de başlattığı Ankara Radyosu’nda seçim sonuçlarını CHP kazandığını okusa da…

Saat 21.30’dan sonra o susmuş onun yerine haber spikeri DP’nin ilerlediğini bildiriyordu.

Nitekim seçim sonucunda DP 416, CHP 69, bağımsızlar 1, Millet Partisi 1 milletvekili ile meclise giriyorlardı.

***

Seçimi ezici bir çoğunluk oyları ile “sesiz çığlığın devrimi” oluyordu.

Merhum Milli Şef ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü. Çankaya Köşkü’nden şehre bakarken.

“Nankör millet kadrimizi bilmedi” dediği çok söylentiler arasında olurken…

Millet, acaba hükumeti DP’ye teslim edecek mi? Merakı içinde idiler

***

Neticeler üç gün sonra kesinleşince Celal Bayar’ı davet ederek istifa ettiğini belirtmiş ve hükumeti DP’nin kurmasını teklif etmişti.

***

Böylece yılların hükmetme hâkimiyeti sona ermiş. Hakiki halk hâkimiyeti başlamış görünmekte idi.

***

Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Güldağ Arşivi
SON YAZILAR