Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

RASÛLULLAH VE NAMAZ

İmânın en belirgin işâreti olan namaz, kul ile Kâinâtın Mutlak Sâhibi arasında bir iletişim köprüsüdür. Bu iletişim kişiye iç huzûru ve gönül sûkûnu sağlar. Günün yoğun yorgunlukları ancak gün defa beş vakit kılınan namaz ile farklı bir rahatlama olarak giderilir. Namaz, kişinin hayâtına berekettir. Namaz ile Allah Teâlâ’ya yaklaşan kişi, âdeta Rabb’i ile konuşur. Namaz, bu yönüyle müminin mirâcıdır ve dahi başlı başına duâdır, Allah Azze ve Celle’ye olan şükran ifâdesidir. Namazın mümin kişi için pek çok faydaları vardır. Bir kere namaz kişinin günlük hayâtını düzen ve disipline sokar. Kişiyi kötülüklerden, musibetlerden alıkoyar. Bu cihetle namaz günahlara karşı sanki, mânevi bir kalkandır. Aynı zamanda namaz, bütün ibâdetleri bünyesinde toplamıştır. Namaz, kalbi temizler, kişiyi Cenâbı Hakk’a yaklaştırır. Namaz, kişi için dâimî bir huzurdur. Namaz, sağlımız için de faydalıdır, âdeta vücut için şifadır. İşte böylesi bir mânevî ziyâfet olan namaz, mümine emredilmiştir. Daha yeni Miraç Kandilini idrak ettik. Bilindiği üzere Müslümanlar için beş vakit namaz Peygamber alyisselâm’a miraçta hediye olarak gönderilmiş farz olan bir emirdir.

Peki, bu kadar ehemmiyetli olan namazı, Şaban ayının Sultânı, Kâinâtın Peygamberi aleyhissalâtu vesselam nasıl kılardı? Buna bakmak istiyoruz şimdi de. Zira geçen ki yazımızda Rasûlullâh’ın ibâdetlerine genel mânâda değinmiştik. Şimdi ibâdetlerin en ehemmiyetlisi kişiye hayat enerjisi sağlayan namazına değinmek istiyoruz efendim müsâdenizle.

Âlemlerin Medârı İftihârı Peygamber alyehisselam, namaz ibâdetini her zaman amellerin en faziletlisi olarak görmüş bu sebeple namaz için, ‘gözümün nûrû’ ifâdesini kullanmıştır. (Hanbel, Müsned, III. c, 128-199-285/ Müstedrek, I.c, 174) Cenâbı Hak: “Namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, müminlerin üzerine vakitleri belli bir farzdır.” (Nisa, 103) Buyuruyor. Peygamber aleyhisselam’da aynı hususta; ‘Namaz dînin direğidir. Kim bunu ikâme ederse, dînini ayakta tutar. Kim de bunu yıkarsa, dînini yıkar.’ Buyururlar. (Aclûnî, Keşfu’l Hafa, II. c, s.31) Namazın önemine binâen başka bir hadisi şeriflerinde; ‘İstikâmet üzere olun. Bunun sevâbını siz sayamazsınız. Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır. Zâhirî ve bâtınî temizliği koruyarak abdestli olmaya ancak mümin riâyet eder.’ Buyururlar. İ.Canan, Kütübi Sitte, VIII. c, s.220, Hadis no:2324) Bunlar ne büyük bilgiler bizler için!

Namaz öyle bir ibâdettir ki, âdeta mümini kâfirden ayıran en bâriz âlemettir. Nitekim Peygamberimiz aleyhisselam; ‘İman ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır.’ Buyururlar. (Müslim, İmân 134) ‘Büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde, iki namaz arasında yapılan küçük günahlar affedilir.’ ( İbn. Hâcer, VIII. c, S.357) Hadisi şerifi de müjdeli bir uyarıdır bizim için. Müslüman olarak etrâfımızdan hep duyarız; ‘ahrette ilk namazdan hesâba çekileceğiz. Bu konuda Rasûlullah Efendimiz aleyhisselam; ‘Kulun kıyâmet günü hesâba çekileceği ilk ibâdet namazdır. Eğer namazı tam çıkmışsa kurtulmuş ve kazanmış olur, eksik çıkarsa kaybedenlerden olur.’ (Tirmîzî, Salat 188) uyarısının yanında bir de şu tavsiyesi vardır müminlere; ‘Namaza durduğunda sanki son namazın gibi kıl.’ (İbni Mâce, Zühd 15) Bu muhteşem ve mükemmel uyarılar bize namazın önemini bir kez daha hatırlatmış olsun.

Efendim şimdi de gelelim Şaban ayının eşsiz sâhibi, Allah Teâlâ’nın Sevgili Habîbi Peygamber aleyhissalâtu vesselâm’ın namazları nasıldı? Hadisi şerifler ışığında ona bakalım:

Hz. Âişe annemiz (r.a); ‘Rasûllah bizimle konuşur, biz de O’nunla konuşurduk. Ama ezan okunduğu vakit Allah (c.c)’ın huzûruna çıkacağı için etrâfındakileri tanımaz hâle geliyor ve bütün varlığıyla Allâh’a yöneliyordu.’ Yine bâzı zamanlar; ‘Rasûlullah namaza durduğunda, ağlamaktan dolayı göğsünde kaynayan kazan sesi gibi sesler geliyordu.’ (Ebû Dâvud, Salat 157) Rasûli Ekrem Efendimiz aleyhisselam, namazlarını huşû ve ihlasla, sanki Rabb’ini görüyormuşçasına büyük bir vecd içinde ifâ ediyordu. Peygamberimiz aleyhisselam, Rabb’inin huzûrunda bulunma hâlini öyle derin ve samimâne yaşıyordu ki, her namaza durduğunda sinesinde sanki değirmen taşının çıkardığı gibi sesler geliyor kimi okuduğu âyetlerde ürperiyor, sesi titriyor kimi zamanda gözlerinden yaşlar boşanıyordu. (Nesâi, Sehv 17/ İbni Mâce, Mukaddime 3)

Rabbi ile böylesine güzel bir iletişim içinde olan Yüce Resul ömrünün sonuna kadar hep bu çizgide devam etti, asla cemaate gitmeyi ihmal etmedi. Hastalığının çok şiddetli olduğu ömrünün son vakitlerinde dahi, Hz. Abbas (r.a) ve Hz. Ali (r.a)’nin kollarına girerek mescide gidiyor, namazlarını cemaatle kılıyordu. Son ânâ kadar hep; ‘namaz, namaz’ demiştir. (Ebû Dâvud, Edeb 123-124)

Şaban ayının Sultânı, İki Cihânın İncisi bir güzel peygamber namaza bu denli önem veriyorsa, artık bizim ne yapmamız gerektiği sanıyoruz ortaya çıkıyor değil mi, dostlar? İnşaALLAH bundan böyle namazlarımızı daha bir dikkat ve özenle kılalım. Hayırla kalınız.

Şefaat niyâzıyla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum